İslâmiyet

Nefs

Öncelikle selamün aleyküm. Bismillahirrahmanirrahim.

Bir dua ile giriş yapmak istiyorum. Allah’ım kalplerimizi hakikati anlayan kalplerden eyle. Nefsimizin bizi aldatmasından sana sığınırız. Bize nefsimizi tanımayı ve onu terbiye etmeyi nasip eyle. Kalplerimizi kibirden, gururdan ve gafletten koru. Âmin.

Bugün konuşacağımız konu aslında hepimizin her gün yaşadığı ama çoğu zaman farkında bile olmadığı bir konu: NEFS

Hemen bir soru ile devam edelim. Nefs nedir? Hepinizin fikrini alıp bende söyleyip öyle devam etmek istiyorum.

Rabia: İnsanların dünyalık zaafları
Zeynep Y: İnsanın daha çok kendi içinde yaşadığı arzu ve istekleri
Ümit Kaygısız: Bizi biz yapan, arabadaki benzin neyse içimizdeki o
Hacer Yada: insan iradesinin elinde olmayan Arzu ve istekleri diyebiliriz
Şule Ö: İnsanın içinde ki terbiye etmediğinde kontrol altına alamadığı sestir

İnsanın iradesi var yapıp yapmamayı kendi seçebilir. Nefis insanı isteklere yönlendirir ama insan iradesiyle karar verir..

Nefis kelimesi Arapçada “insanın benliği, iç dünyası, arzuları ve istekleri” anlamına gelir. Yani nefis, insanın içinde bulunan ve onu bir şeylere yönlendiren tarafıdır.

Nefis, insanı çoğu zaman rahat olana, haz verene ve kolay olana yönelten içsel bir güçtür. Bu yüzden nefis bazen insanı iyiliğe değil, kolay ve hoş olana çağırır..

Sabah namazına kalkmak zor gelir.
Birine kızdığımızda hemen cevap vermek isteriz.
Yapmamız gereken bir işi ertelemek isteriz.
Bunların çoğu zaman sebebi nefsimizin kolay olanı istemesidir.

Nefis tamamen kötü değildir. Çünkü nefis olmasa insanın yaşama isteği de olmazdı.
Mesela: yemek istemek
Dinlenmek istemek
Sevilmek istemek
Bunlar da nefisten gelir ve bunlar kötü şeyler değildir.

Asıl mesele şudur:
Nefis kontrol edilmezse insanı yanlış yollara götürür ama terbiye edilirse insanı olgunlaştırır. Bu yüzden İslam’da nefsi yok etmek değil, nefsi terbiye etmek öğretilir. Şimdi nefsin mertebelerine değinmek istiyorum…

Nefsin mertebeleri 7 tanedir.

1) Nefs-i Emmâre: Kötülüğü emreden nefis.
Yusuf Suresi 53: “Şüphesiz nefis kötülüğü emreder…”

2) Nefs-i Levvâme: Kendini kınayan nefis. (Günah işleyince pişmanlık duyup kendini kınayan)
Kıyame Suresi 2: “Kendini kınayan nefse yemin ederim.”

3) Nefs-i Mülhime: İlham alan nefis. Bu mertebede insan iyilik yapmaya yönelir. Kalbinde manevi bir uyanış başlar.

4) Nefs-i Mutmainne: Huzura ermiş/kavuşmuş nefis. Bu mertebede kalp huzurludur. Allah’a güven vardır. Sabır artar.
Fecr Suresi 27: “Ey huzura ermiş nefis! Rabbine dön…”

5) Nefs-i Râziye: Allah’tan razı olan nefis. İnsan başına gelen her şeyi Allah’tan geldiği için kabul eder.

6) Nefs-i Mardiyye: Allah’ın razı olduğu nefis. Bu seviyede insan güzel ahlak sahibidir. İnsanlara faydalıdır.

7) Nefs-i Kâmile: Olgun nefis. Bu en yüksek mertebedir. “İnsan nefsiyle değil imanıyla hareket eder.”

Nefsin ne olduğunu ve nefis mertebelerini yazdık. Şimdi size bir soru sormak istiyorum. İnsan nefsiyle nasıl mücadele eder? Nefis nasıl terbiye edilir?

Şule Ö: Söylediklerine kulak asmayarak.
Ümit Kaygısız: Az ye, az uyu, az konuş
Tuyan S: Evet özellikle başta yemek. Zaten birazdan oraya da değineceğim
Rabia: İbadetleri gereken değeri önemi vererek
Tuyan: İnsan önce kendi nefsini tanımalıdır.
Hangi konuda zorlanıyorum?
en çok hangi günaha meylediyorum?
beni en çok nefsim nerede zorluyor?
Tasavvufta şöyle bir söz vardır: “Nefsini tanıyan Rabbini tanımaya başlar.”
Musab: Bunların üçü Kuran’da geçiyorda öbürleri nerde geçiyor?
Tuyan: Kur’an’da 3 tanesi açıkça geçer, diğerleri ise tasavvuf alimlerinin Kur’an ve hadislerden çıkararak yaptığı bir sınıflandırmadır.
Kübra: Her kulağına fisildadiğinda acaba Allah razı olur mu ? Sorusuna Razı olmaz diye cvp gelirse bil ki nefsindendir…
Hacer Yada: nefs i Kamile ye uyarak yani imaniyla hareket etmelidir.

İslam alimleri nefisle mücadeleye “mücâhede” der. Bu mücadele: sabırla ibadetle kendini kontrol etmekle olur..

Mesela:
Öfkeliyken susmak
Tembellik geldiğinde kalkmak
Kötü bir söz söyleyecekken vazgeçmek
Bunların hepsi nefis terbiyesidir.

Nefsi terbiye etmek
1. İbadet: Namaz, oruç, zikir nefsi disipline eder.
2. Muhasebe: İnsan kendini sorgulamalıdır.
3. Sabır: Nefis hemen ister ama iman sabretmeyi öğretir.

Nefsi terbiye eden en önemli ibadetlerden biri oruçtur. Belki de bu yüzden Allah bize Ramazan ayında orucu farz kılmıştır.

“Ey iman edenler! Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı ki sakınasınız.” (Bakara 183)

Bu ayette dikkat edersek orucun amacı sadece aç kalmak değildir. Amaç takvaya ulaşmak, yani insanın kendini kontrol edebilmesidir. Oruç sadece mideyi değil nefsi aç bırakmaktır.

Tasavvuf büyükleri nefsin en çok güçlendiği şeylerden birinin çok yemek olduğunu söylemişlerdir. Çünkü insan çok yediğinde:
Beden ağırlaşır
Tembellik artar
İbadetlere karşı isteksizlik oluşabilir
Bu yüzden birçok alim şöyle demiştir: “Midenin çok dolması kalbi ağırlaştırır.”

Düşünelim… Kimsenin olmadığı bir yerde bir bardak su içebiliriz ama içmiyoruz. Neden?

Çünkü insan o anda nefsini değil, Allah’ı hatırlar. İşte orucun en büyük terbiyelerinden biri de budur.

Hz Muhammed sav’in bir hadisinde şöyle buyrulmuştur; Oruç bir kalkandır.

“Yani oruç insanı hem günahlardan hem de nefsin aşırılıklarından koruyan bir kalkan gibidir.”

Şimdi bir sohbette dinlediğim bir şeyi sizinle de paylaşmak istiyorum sonra devamında oruç ile bağlayacağım yine:

Mehmet Yıldız’ın bir sohbetinde dinlemiştim. Allahu Teala nefse soruyor ben neyim? Sen nesin? Nefis demiş ki;
– Ene ene ente ente (ben benim sen sensin.)
Yani bu ne demek oluyor benim kanunlarım banadır senin kanunların sanadır haşa nefis kendini ilah gibi görüyor. Allah nefse azap veriyor cehenneme atıyor. Sonra yine soruyor nefsin cevabı aynı:
– Ben benim sen sensin.
Allah hangi azabı verdi ise nefis enaniyetten (benlik) vazgeçmemiş. Sonra Allah açlık ile azap vermiş aç bırakmış ve sonra yine sormuş ben kimim sen kimsin? Nefis demiş ki;
– Sen benim Rabbi Rahimimsin, ben senin aciz bir kulunum.
İşte nefis bazen en çok açlıkla terbiye olur.

Bununla ilgili fikirlerinizi merak ediyorum.

Ümit Kaygısız: Nefs ateşten korkmaz, ki en güzel örneği biziz. Cehennemin olduğunu bildiğimiz hâlde korkumuz lafta var lakin korkmuyoruz işin aslı. Çünkü ateş de neymiş (arada korkuyoruz ama işin aslı bizi tam anlamıyla korkutmuyor olduğunu düşünüyorum).. Şayet cehennemden herkes korksa idi, bunca sıkıntı, problem, yalan dolan, hırsızlık, sapıklık, fitne, gıybet vs her şeyi bırakabilirdik. Doğal olarak bu konuda insanı ATEŞ ile terbiye edemeyiz, ceza verebiliriz ama NEFS ile terbiye edebiliriz ruhumuzu. Şeytan gibi illet sandığımız nefs bence aslında bizi biz edecek ana etken yeter ki doğru kullanabilelim. Yukarıdaki yorumumda da benzine benzettim. Kontrollü sürüş = zararsızdır. Gaza gelip gaza köklersek evet feyz alırız hız falan ama sonu hüsran.
Tuyan: Evet çok doğru. Nefsi doğru kullanabilen insan hem kendini hem de ruhunu terbiye eder.. Yani şeytan gibi gördüğümüz nefis aslında bizim rehberimiz ve öğretmenimiz olabilir, yeter ki sabır, ibadet ve bilinçle yönlendirelim.
Hacer Yada: nefs açlıkla terbiye olur dedin doyar mı nefs?
Ümit Kaygısız: Aynen benzini olmayan araç, hurdadır.. İşe yaramaz.. Nefs insanı insan eder. En lüks araba bile benzini olmazsa tabiri caiz ise yakışıklı bir cesetten başka bir şey değildir.
Tuyan: Nefs açlıkla terbiye edilir yani kendi isteklerini hemen gerçekleştiremediğinde itaat etmeyi ve sabretmeyi öğrenir..
Şule Ö: Düşündüğüm şey bu hikayenin doğruluğun ne kadar kısmıydı.. Onun dışında bizim uçsuz bucaksız egomuzun kibrimizin yani nefsimizin aslında ufacık bi açlıkla bile yerle yeksan olarak ne kadar aciz olduğunun kanıtıdır diyorum
Hacer Yada: sabredemeyen nefsin insanlara ne gibi zararları var kaç tanedir?
Tuyan: Bunu belli bir sayıyla sınırlandıramayız bence sayacak olursam kötü alışkanlıklar, kendi ruhuna zarar, kıskançlık yalan vb..
Şule Ö: Ene ben demek ben de = ego
Tuyan: Asıl önemli olan, dediğin gibi insan ne kadar kibirli ve güçlü olduğunu düşünse de nefsi bir açlıkla bile ne kadar aciz hâle gelebiliyor.
Bu da gösteriyor ki benlik duygusu ve ego, ne kadar güçlü görünürse görünsün, nefis doğru şekilde terbiye edilmediğinde bizi çabuk savurur.
Ümit Kaygısız: Kaslı, baklava dilimli vücutlu ve tek başıma 10 adam yenerim diyen kibirli birini, gözle görünemeyen bir mikrop alt edebiliyor. Nefs bu yüzden haddini bilmelidir.
Tuyan: Yani kaslı bedenler, güçlü ego kibir. Hiçbiri nefsin haddini bilmesi kadar önemli değildir. Nefis terbiye edilmezse en güçlü kişi bile aciz kalır..
Hacer Yada: benlik üstünlük taslamaksa nefs haşa Allah’a karşı gelmekten sakınmaş olur dimi? Yani cezası da cehenneme atılması olmuş bu sonucu çıkarabilir miyim?
Şule Ö: Şuan aklıma geldi.. Aslinda insan yani nefs içten içe ne kadar aciz olduğunu biliyor da o sesi susturmak için kibre kapılıyor olabilir mi
Tuyan: Evet aslında insan içten içe ne kadar aciz olduğunu bilir ama bu gerçeği kabul etmek çoğu zaman benlik ve ego için zordur. İşte bu yüzden nefis bazen kibre kapılır, kendini olduğundan güçlü gösterir. Hatta bi söz vardı kibir nefsin kendi aciziyetini gizlemek için taktığı bir maskedir
Şule Ö: Halbuki acizliğini itiraf etse kurtulacak

Belki de insanın hayattaki en büyük mücadelesi başkalarıyla değil, kendi nefsiyle olan mücadelesidir. İnsan başkalarını yendiğinde güçlü sayılabilir,
ama nefsini yendiğinde gerçekten olgunlaşır. Ramazan ayı da bize aslında bunu öğretir: Her istediğimizi yapmak zorunda değiliz. Bazen insanın en büyük başarısı, kimsenin görmediği yerde bile nefsine “hayır” diyebilmesidir.

Her oruç, sabırla nefse bir ders verir..
Hemen istediğini yapmak yerine beklemeyi öğrenir.
Haz ve konfora kapılmamakla iradeyi güçlendirir.
Küçük engeller karşısında sabretmeyi öğretir.

Allah hepimize nefsimizi tanımayı onu terbiye etmeyi ve nefsimizin esiri değil ona hâkim olan kullardan olmayı nasip etsin. Çok uzatıp sizi sıkmak istemediğimden bu kadar hazırlamıştım..

Allah razı olsun, dinlediğiniz için teşekkür ederim.

Sözlerimde bir hata veya kusur olduysa affola. Doğru olan Allah’tandır, eksik olan ise benim kusurumdur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir