Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

1579 – İmrân İbnu’l-Husayn radıyallâhu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a Cüheyneli, zinâdan hamile kalmış bir kadın geldi ve:
“Ey Allah’ın Resûlü! Ben bir hadd cürmü işledim, cezasını bana tatbik et” dedi. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’da kadının velisini çağırıp:
“Buna iyi muamelede bulunun. Çocuğu doğurunca kadını bana getirin!” buyurdu. Velisi öyle yaptı. Doğumdan sonra gelince Resûlullah kadının elbisesini üzerine bağlamalarını emretti. Sonra taşlamalarını söyledi ve taşlandı. Üzerine cenaze namazı kıldırdı. Bunu gören Hz. Ömer:
“Bu zâniye kadına namaz mı kıldırıyorsun?” dedi. Aleyhissalatu vesselam Efendimiz:
” Bu öyle bir tevbe yaptı ki, onun tevbesi Medine ahalisinden yetmiş kişiye taksim edilseydi onların hepsini rahmete bandırırdı. Sen Allah için canını vermekten daha efdâl bir amel biliyor musun?” diye cevap verdi.”
Müslim, Hudud 24, (1696); Tirmizî,Hudud 9, (1435); Ebü Dâvud, Hudud 25, (4440, 4441); Nesâî, Cenâiz 64, (4, 63).

1580 – Ebû Hüreyre ve Zeyd İbnu Hâlid el-Cühenî radıyallâhu anhümâ anlatıyor: “Bir bedevî, Hz. Peygamber aleyhissalâtu vesselâm’e gelerek:
“- Ey Allah’ın Resûlü, Allah aşkına, hakkımda Allah’ın kitabıyla hükmet!” diye yemin verdi. Bundan daha fakih olan bir diğeri de:
“- Evet, aramızda Kitabullah’la hükmet, bana da izin ver!” talebinde bulundu. Aleyhissalatu vesselam Efendimiz:
” Meramını söyle! seni dinliyorum” dedi. Adam:
“- Oğlum bunun yanında işçi idi. Karısıyla zinâ yaptı. Bana,”Oğlun için recm gerekir” dediler. Ben de hemen oğlum namına yüz koyunla bir cariyeyi fidye verdim. Sonra bir de ilim adamlarına sordum. Bana: “Oğluna yüz deynek ve bir yıl sürgün cezası gerekir; bu adamın karısına da recm cezası icab eder” dediler dedi. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm:
“- Ruhumu kudret elinde tutan Zât’a yemin olsun ikinizin arasını Kitabullah’a uygun şekilde hükme bağlayacağım: Cariye ve koyunlar sana geri verilecek. Oğluna yüz sopa ve bir yıl sürgün tatbik edilecek” buyurdu. Sonra, Eslemli bir adama seslendi:
” Ey Üneys! bu zâtın hanımına git, eğer zinâyı itiraf ederse onu recmet gel!”
Üneys, kadına vardı. O suçunu itiraf etti. Resûlulluh aleyhissalâtu vesselâm emretti, kadın recmedildi.”
Buhârî, Muhâribin 30, 32, 34, 38, 46, Vekâlet 13, Şehâdât 8, Sulh 5, Şurüt 9, Eymân 3, Ahkâm 39, Haberu’I-Vâhid I, İ’tisâm 2; Müslim, Hudud, 25, f1697,1698); Muvatta, Hudud 6, (2, 822); Tirmizî, Hudud 8, (1433); Ebü Dâvud, Hudud 25, (445); Nesâî, Kudât 21, (8, 240, 241); İbnu Mâce, Hudud 7, (2549).

1581 – İmam Mâlik diyor ki: “Bana ulaştığına göre, Hz. Osman radıyallâhu anh’a evliliğinin altıncı ayında doğum yapan bir kadın getirildi. Derhal recmedilmesini emretti. Ancak Hz. Ali radıyallâhu anh:
“- Cenab-ı Hakk, Kur’an-ı Kerim’de “İnsanın anne karnında taşınma ve sütten kesilmesi müddeti otuz aydır:” (Âhkâf 15) buyuruyor. Keza bir başka âyette de: “Anneler çocuklarını iki tam yıl emzirirler. Bu hüküm emmeyi tamam yaptırmak isteyenler içindir.”( Bakara 233) buyurmaktadır. Bu durumda hamilelik müddeti altı aydır.” Bu açıklama üzerine Hz.Osman radıyallahu anh kadının geri gönderilmesini emretmişti, ancak kadın recmedilmiş bulundu.”
Muvatta, Hudud 11 (2, 825).

1582 – Ebû İshâk eş-Şeybânî rahimehullah anlatıyor: “İbnu Ebî Evfâ radıyallâhu anh’ya:
“- Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm hiç recm tatbik etti mi?” diye sordum. Bana: “Evet!” cevabını verdi. Ben tekrar:
“- Nür süresinin nüzülünden önce mi, sonra mı?” diye sordum. “Bilmiyorum!” dedi.
Buhârî, Hudud, 21, 37; Müslim, Hudud 29, (1702).

1583 – Şa’bî rahimehullah anlatıyor: “Hz. Ali radıyallâhu anh, kadını recmettiği zaman onu perşembe günü dövdü, cuma günü de recmetti. Ve şunu söyledi: “Ona Kitabullahın hükmü ile celde, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın sünneti ile de recm tatbik ettim.”
Buhârî, Hudud 21.

1584 – Hz. Ebû Hüreyre radıyallâhu anh anlatıyor: “Yahudilerden bir kadınla bir erkek zinâ yaptılar. Birbirlerine: “Bizi şu peygambere götürün. Çünkü bir kısım hafifletmeler getiren bir peygamberdir. Bize recm dışında fetvâlar verirse kabul eder, Allah indinde O’nun hükmünü kendimize delil kılarız ve: “Peygamberlerinden bir peygamberin bize verdiği fetvalarla amel ettik, hevamıza uymadık deriz” dediler.
Mescidde ashabıyla birlikte oturmakta olan Hz. Peygamber aleyhissalâtu vesselâm’e gelerek:
“- Ey Ebü’l-Kasım, zinâ yapan kadın ve erkek hakkında kanaatin nedir?” dediler. O, onlara tek kelime söylemeden Beyt-i Midrâslarına geldi. Kapıda durarak:
“-Hz. Musa aleyhisselâm’ya kitabı indiren Allah aşkına söyleyin, muhsan olan birisi zina yapacak olursa bunun Tevrat’taki hükmü nedir?” diye sordu.
“- Yüzü siyaha boyanır, eşek üzerine ters bindirilir ve dayak atılır.”
-Hadiste geçen tecbiye: Zânileri, enseleri birbirine bakacak şekilde bir eşeğe bindirilip, bu halde sokaklarda dolaştırılmasıdır -Râvi devamla der ki: “Yahudilerden bir genç bu cevaba katılmayıp susmuştu. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm onun suskunluğunu görünce sualinde ısrar etti. Bunun üzerine genç: “Mademki sen bize Allah’ın adına yemin veriyorsun gerçeği söyleyeceğim: “Biz Tevrat’ta recm emrini görüyoruz” dedi. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm:
“- Allah’ın emrini hafifletmenizin başlangıcı nasıl oldu?” diye sordu. Genç şu cevabı verdi:
“- Krallarımızdan birinin bir yakın akrabası zinâ yaptı. Kralımız, recmi ona tatbik etmedi. Sonra halka mensup bir aileden bir erkek zinâ yaptı. Bunu recmetmek istedi. Ancak adamın kavmi buna mani olup:
“- Sen yakınını getirip recmetmedikçe biz de adamımızın recmedilmesine müsaade etmeyeceğiz!” dediler. Bunun üzerine, aralarında şimdiki cezayı vermek üzere anlaşıp sulh yaptılar.
Bu açıklama üzerine Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm:
“- Ben Tevrat’taki âyetle hükmediyorum!” dedi ve onların recmedilmelerini emretti ve recmedildiler. Zührî rahimehullah der ki: “Bana ulaştığına göre şu âyet bunlar hakkında nazil olmuştur:
“Şüphesiz ki Tevrat’ı biz indirdik. Ki onda bir hidâyet, bir nur vardır. Kendisini Allah’a teslim etmiş olan (İsrail) peygamberleri, Yahudilere ait dâvalarda onunla hükmederlerdi.” (Maide 44). Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm onlardan biri idi.”
Ebû Dâvud, Hudud 26, (4450, 4451).

1585 – İbnu Ömer radıyallâhu anhümâ anlatıyor: “Yahudiler, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a gelip, kendilerinden bir erkekle kadının zinâ yaptığını söylediler. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm onlara:
” Recm hakkında Tevrat’ta ne buluyorsunuz?” diye sordu. Onlar:
“- Teşhir edip rezil ederiz ve dayak atarız” dediler. Abdullah İbnu Selam radıyallâhu anh:
“- Yalan söylüyorsunuz. Zinânın Tevrat’taki cezası recmdir” dedi. Hemen Tevrat’ı getirip açtılar. İçlerinden Abdullah İbnu Surya adında biri elini recm âyetinin üzerine koydu. Sonra, âyetten önceki kısımlardan okumaya başlayıp kapadığı kısmı atlayarak arka kısmını okumaya devam etti. Abdullah İbnu Selam radıyallâhu anh müdahale edip:
“- Kaldır elini!” dedi. Adam elini çekti, tam orada recm âyeti mevcut idi. Bunun üzerine:
“- Ey Muhammed, Abdullah doğru söyledi. Tevrat’ta recm âyeti mevcuttur!” dediler. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm derhal o iki zâninin recmedilmesini emretti ve recmedildiler.”
İbnu Ömer radıyallâhu anhümâ der ki: “Erkeğin, atılan taşlara karşı korumak için, kadının üzerine eğildiğini gördüm.”
Buhârî, Hudud 37, 24, Cenâiz 61, Menâkıb 26, Tefsir, Âl-i İmran 6, İ’tisâm 16, Tevhid 51; Müslim, Hudud 26, (1699); Muvatta, Hudud 1, (2, 819); Tirmizî, Hudud 10; Ebü Dâvud, Hudud 26, (4446, 4449).

1586 – İbnu Abbâs radıyallâhu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdu ki: “Kimin Lüt kavminin sapık işini yaptığını görürseniz, fâili de mef’ülü de öldürün.”
Tirmizî, Hudud 24, (1456); Ebü Dâvud, Hudud 29, (4462, 4463).
Tirmizî, Ebü Hüreyre’nin de böyle bir rivâyette bulunduğunu belirtir. Ebü Dâvud’da İbnu Abbâs radıyallâhu anhümâ’tan yapılan bir rivâyette: “Livata yaparken yakalanan bekâr yani muhsan olmayan kişi de recmedilir” denmiştir.

1587 – Yine İbnu Abbâs radıyallâhu anhümâ’ın rivâyetine göre, Hz. Ali, livata yapan çifti yaktırmıştır. Hz. Ebü Bekir radıyallâhu anh üzerlerine bir duvarı yıktırmıştır.”
Rezîn ilavesidir.

1588 – Hz.Ebû Hüreyre radıyallâhu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Lüt kavminin iğrenç fiilini işleyen kimse mel’ündur.”
Rezin ilavesidir. (Münzir’de kaydedilen uzunca bir hadisin parçasıdır).

1589 – Hz.Câbir radıyallâhu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “Ümmetim için en ziyade korktuğum şey Lüt kavminin amelidir” buyurdular.
Tirmizî, Hudud 24, (1457); İbnu M ce, Hudud 12, (2563).

1590 – Hz. Ebû Hüreyre radıyallâhu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “Kadına dübüründen temas eden mel’undur” buyurdular.
Ebû Dâvud, Nikâh 46, (21.62).

1591 – İbnu Abbâs radıyallâhu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Allah-u Teâla Hazretleri, erkeğe temas eden veya kadınlara arka uzvundan temas eden erkeğe kıyamet günü rahmet nazarıyla bakmaz.”
Tirmizî Radâ 12, (1165).

1592 – Yine İbnu Abbâs radıyallâhu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “Kim bir hayvana temas ederse onu öldürün, hayvanı da beraber öldürün” buyurdu.
İbnu Abbâs’a: “Hayvanın günahı ne o niçin öldürülsün?” diye soruldu. Şu cevabı verdi: “Bu hususta Resûlullah’tan bir şey işitmedim. Tahminimce eti yenmesin veya ondan istifade edilmesin diyedir. Zîra ona, bu muamele yapılmıştır.”
Ebû Dâvud, Hudud 30, (4464); Tirmizî, Hudud 23, (1454).
Ebü Dâvud ve Tirmizî’de şu rivâyet de gelmiştir: “Hayvana temas edene bir hadd takdir edilmemiştir.”

1593 – Hz. Aişe radıyallâhu anhâ anlatıyor: “Maruz kaldığım iftiradan beni temize çıkaran vahiy indiği zaman, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm minbere çıkıp, durumu hatırlattı ve ilgili âyeti (Nur 11-23) tilavet buyurdu. Minberden inince iki erkek ve bir kadına kazf haddi vurulmasını emretti. Ve derhal icra edildi. Burada hadd icra edilen şahıslar Hassân İbnu Sâbit, Mistah İbnu Üsâse ve Hamnâ Bintu Cahş radıyallâhu anhüm idi.”
Ebü Dâvud, Hudud 35, (4474, 4475).

1594 – Ebû’z-Zinâd radıyallâhu anh anlatıyor: “Ömer İbnu Abdilaziz radıyallâhu anh iftira sebebiyle bir köleye seksen sopa vurdu. Ebû’z-Zinâd der ki: “Bu hüküm hakkında, Abdullah İbnu Âmir İbni Rebîa’ya sordum. Bana şu cevabı verdi:
“- Ben, Osman İbnu Affân ve arkadan gelen diğer halifelerin zamanlarına yetiştim, hiç birisinin iftira sebebiyle köleye kırktan fazla vurduğunu görmedim.”
Muvatta, Hudud 17, (2, 828).

1595 – İbnu Abbâs radıyallâhu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Bir insan diğer bir insana: “Ey Yahudi” diye hitab edecek olursa ona yirmi sopa vurun. “Ey muhannes (kadınlaşmış)” diyecek olursa yine o kadar ceza verin. Nikâhı haram olan birine, bunu bilerek muvakaa (aşk-ı memnû) yaparsa öldürün.”
Tirmizî, Hudûd 28, (1462).

1596 – Hz. Aişe radıyallâhu anhâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm zamanında, hırsızın eli, bir deri kalkanın değerinden daha düşük bir eşya için kesilmezdi. Kalkan, türs veya hacefe diye iki çeşitti, ikisinin de belli bir değeri vardı.”
Buhârî, Hudud 13; Müslim, Hudud 5, (1684); Muvatta, Hudud 24, (2, 832); Tirmizî, Hudud 16, (1445); Ebü Dâvud, Hudud 11, (4383); Nesâî, Sârik 9, (8, 77-81).

1597 – İbnu Ömer radıyallâhu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm üç dirhem kıymetindeki bir kalkanı çalan hırsızın elini kesti.”
Buhârî, Hudud 13, Müslim, Hudud 6, (1684); Muvatta, Hudud 24, (2, 832); Tirmizî, Hudud 16, (1445); Ebü Dâvud, Hudud 11, (4484); Nesâî, Sârik 9, (8,77-82).

1598 – Hz. Ebû Hüreyre radıyallâhu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm şöyle buyurdular: “Allah, bir yumurta çalıp da eli kesilen, bir ip çalıp da eli kesilen hırsıza lânet etsin.”
A’meş der ki: “Buradaki yumurtadan maksadın demir topağı olduğu, bazı iplerin de üç ve daha fazla dirhem ettiği kanaatinde idiler.”
Buhârî, Hudud 13, 7; Müslim, Hudud ?, (1687); Nesâî, Sârik 1, (7, 65).

1599 – Ümeyye el-Mahzûmî radıyallâhu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a bir hırsız getirildi. Suçunu itiraf etmişti. Ancak çaldığı eşya beraberinde bulunmadı. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, hadden kurtarmak maksadıyla: “Senin çaldığını zannetmiyorum” dedi. Hırsız: “Hayır çaldım” diye te’yid etti. Resûlullah sözlerini aynı şekilde iki veya üç kere tekrar etti.
Sonunda, elinin kesilmesini emretti ve kesildi. Sonra hırsız Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a getirildi. Efendimiz:
” Allah’a tevbe ve istiğfarda bulun!” diye nasihat etti. Adamcağız:
“- Allah’a tevbe ediyor, O’ndan mağfiret diliyorum” dedi. Bunun üzerine Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm da:
” Allah’ım, onu mağfiret et!”diyerek üç kere duada bulundu.”
Ebû Dâvud, Hudud 8, (4380); Nesâî, Sârik 3, (8, 67).

1600 – Hz. Aişe radıyallâhu anhâ anlatıyor: “Hırsızlık yapan Mahzumlu kadının durumu Kureyşlileri fazlasıyla üzdü.
“- Bu kadın hakkında Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm nezdinde kim müessir bir şefaatte bulunabilir?” diye adam aradılar.
“- Bu işe, sadece Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın çok sevdiği Üsâme İbnu Zeyd radıyallâhu anhümâ cür’et edebilir” dediler. Üsâme huzura çıkarak, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a şefaat talebinde bulundu. Efendimiz:
“Allah’ın hududundan bir hadd hususunda şefaat mi taleb ediyorsun?” diye çıkıştı. Sonra kalkıp cemaate şu hitabede bulundu:
” Sizden öncekileri helâk eden şey şudur: İçlerinden şerefli birisi hırsızlık yaptı mı onu terkedip ceza vermezlerdi. Aralarında kimsesiz zayıf birisi hırsızlık yapınca derhal ona hadd tatbik ederlerdi. Allah’a yemin olsun! Muhammed’in kızı Fatıma hırsızlık yapmış olsa mutlaka onun da elini keserdim.”
Buhârî, Hudud 11, 12, 14, Şehâdat 8, Enbiyâ 50, Fedâilu’1-Ashâb 18, Megâzî 52; Müslim, Hudud 8, 1688; Tirmizî, Hudud 9, (1430); Ebü Dâvud, Hudud 4, (4373, 4374); Nesâî, Sârik 5, (8, 74, 75).
Ebü Dâvud ve Nesâî’nin, İbnu Ömer radıyallâhu anhümâ’den kaydettikleri bir rivâyette şöyle denmiştir: “Mahzum kabilesinden bir kadın, mal istiâre ederdi.”
Nesâî’de şu ziyade mevcuttur: “Mahzumlu kadın tanınmış komşularının diliyle bazı malları âriyet olarak almıştı.”

1601 – Abdullah İbnu Amr İbni’l-As radıyallâhu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a dalındaki meyveden sorulmuştu. Şu cevabı verdi:
“- İhtiyaç sahibi olmak kaydıyla, eteğine almaksızın, sadece yiyene bir şey gerekmez.”
Tirmizî, Büyû 54, (1289); Ebû Dâvud, Hudud 12, (4390); Nesâî, Sârik 11-12, (8, 84-86).
Ebû Dâvud ve Nesâî’de şu ziyade mevcuttur: “Kim ağaçtan beraberinde meyve götürürse, aldığının bedelini iki katıyla borçlanır ve ayrıca ceza da çeker. Kim de kurutma yerine getirilmiş olan meyveden bir şeyler çalar ve bunun miktarı da bir kalkanın değerine ulaşırsa kolunun kesilmesi gerekir. Kim de bu miktardan az çalarsa aldığı miktarın iki misli borç öder ve ayrıca ceza çeker.”
Nesâî’de şu ziyade vardır: “Meradan çalınan koyun için el kesilmez. Eğer bu hayvan ağılda idiyse kalkan değerinde olanı için el kesilir.

1602 – Hz. Cabir radıyallâhu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Hurma özü için, ağacın başındaki meyve için, dağda otlayan ağıla girmemiş koyun için, ihanet edilen emânet için, yağmalanılan için, kapıp kaçırılan için el kesilmez.”
Rezin ilavesidir.

1603 – Hz. Câbir radıyallâhu anh anlatıyor “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a bir hırsız getirilmişti.
“-Öldürün onu!” diye emretti. Kendisine:
“-Ey Allah’ın Resûlü, bu adam sadece çaldı” denildi. Bunun üzerine,
“-Öyleyse elini kesin!” dedi ve derhal eli kesildi. Sonra aynı adam ikinci sefer getirildi. Yine:
“-Öldürün onu!” diye emretti. Kendisine:
“-Ey Allah’ın Resûlü, bu adam hırsızlık yaptı” dendi. Bunun üzerine
“-Öyleyse kesinl” dedi ve derhal sol ayağı kesildi. Sonra üçüncü sefer getirildi ve hırsızlık yaptığı söylendi. Hz. Peygamber:
“-Öldürün onu!” diye emretti. Kendisine:
“Ey Allah’ın Resûlü, bu adam hırsızlık yaptı” denildi. Bunun üzerine:
“-Sol elini kesin!” diye emretti. Sonra aynı adamı dördüncü kere getirdiler.
“-Öldürün onu!” buyurdu. Kendisine:
“-Ey Allah’ın Resûlü, bu adam hırsızlık yaptı” dediler. Bunun üzerine
“-Sağ ayağını da kesin!” diye emir buyurdu. Aynı adam beşinci sefer getiririldi. Hz. Peygamber aleyhissalâtu vesselâm:
“Öldürün onu” diye emretti. Hz. Câbir radıyallâhu anh der ki: “Adamı götürüp öldürdük. Sonra sürüyerek götürüp bir kuyuya attık. Üzerini de taşla doldurduk.”
Ebû Dâvud, Hudud 20, (4410); Nesâî, Sârik 15, (890, 91)

1604 – Ebû Hüreyre radıyallâhu anh anlatıyor: “Resûllah aleyhissalâtu vesselâm: “Köle hırsızlık yaparsa, onu bir mangıra da olsa satın gitsin”‘ buyurdular.”
Ebû Dâvud, Hudud 22, (4412); Nesâî, Sârik 16, (8,91).

1605 – Ezher İbnu Abdillah el-Harâzî anlatıyor: “Yemenli Kelâ’ kabilesinden bir grubun malı çalındı. Bunlar, bir kısım dokumacıları itham ettiler. Dokumacıları alarak Hz. Peygamber aleyhissalâtu vesselam’in ashabından olan Nu’mân İbnu Beşîr’e getirdiler. Nu’mân onları bir kaç gün hapsetti, sonra salıverdi. Şikâyetçiler, Nu’mân’a gelip: “Sen onları dayaksız, azarsız salıverdin, olur mu?” dediler. Nu’mân onlara:
“-Ne istiyorsunuz? Onları dövmemi istiyorsanız döverim. Malınız çıkarsa alırsınız. Ama dövdüğüm halde malınız çıkmazsa, onlara vurduğum kadar da size vururum” dedi.
“-Yani hükmün bu mu?” dediler. Nu’mân radıyallâhu anh:
“-Hayır, bu benim değil, Allah ve Resûlü’nün aleyhissalâtu vesselâm’ın hükmüdür” cevabını verdi.
Ebû Dâvud, Hudud 10, (4382); Nesâî, Sârik 2, (8, 66).

1606 – Hz. Ebû Zerr radıyallâhu anh anlatıyor: “Bir gün Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm beni çağırarak;
“-İnsanlara kitleler halinde ölüm gelip, ev, yani kabir köle mukabilinde temin edilince halin ne olacak?” buyurdu. Ben:
“-Allah ve Resûlü bilir -veya Allah ve Resûlü benim için neyi uygun bulup seçerlerse olur-” diye cevap verdim. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm:
“-Sana sabır tavsiye ederim -veya sabret-” buyurdu.”
Hammâd der ki: “Nebbâşın yani mezarları açarak kefenleri çalanların eli kesilmelidir” diye hükmedenler bu hadisle amel ettiler. Çünkü nebbâş ölünün evine girmiş olmaktadır.”
Ebü Dâvud, Hudud 19 (4409).

1607 – Abdurrahman İbnu Avf radıyallâhu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesslâm: “Hırsız, kendisine hadd tatbik edildi ise borçlandırılamaz” buyurdu.”
Nesâî, Sârik 17 (8, 93).

1608 – Üseyd İbnu Hudayr radıyallâhu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm şöyle hükmetti: “Kişi çalınan malını, hırsızlık ittihamı yapılmayan kimsenin elinde görünce dilerse malını hırsıza ödemiş olduğu bedeli ona ödeyerek alır, dilerse, hırsızın peşine düşer.”
Hz. Ebü Bekir, Hz. Ömer ve Hz. Osman radıyallâhu anhüm böyle hükmettiler.”
Nesâî, Büyu’ 96 (7,313).

1609 – Cünâde İbnu Ümeyye’den rivâyete göre, Büsr İbnu Ertât radıyallâhu anh demiştir ki: “Resûlullah aleyissalâtu vesselâm’ı dinledim: “Seferde eller kesilmez” diyordu. Tirmizî deki rivâyette “gazvede. . .” denmiştir.
Tirmizî, Hudud 20, (1450), Ebû Dâvud, Hudud 18, (4408); Nesâî, Sârik 16,(8,91).

1610 – Şâ’bî rahimehullah anlatıyor: “İki kişi, üçüncü bir şahsın hırsızlık yaptığına dair şahitlikte bulundular. Bunun üzerine Hz. Ali radıyallâhu anh adamın kolunu kesti. Bu iki kişi gidip bir müddet sonra diğer bir adamı getirip: “Biz hata etmişiz, hırsızlığı yapan o değilmiş bu imiş” dediler. Hz. Ali radıyallâhu anh bunların şahidliğini iptal ederek getirdikleri bu şahıs aleyhinde kabul etmedi. Ayrıca onlara, önceki adamın diyetini yükledi ve: “Bilsem ki siz bu işi bilerek yaptınız, kollarınızı keserdim” dedi.”
Buharî, Diyât 21 (Bab başlığında senetsiz olarak kaydedilmiştir).

1611 – Hz. Enes radıyallâhu anh anlatıyor: “Resûllullah aleyhissalâtu vesselâm, hamr için, hurma dalları ve nalınlarla hadd vurdu. Hz. Ebu Bekir radıyallâhu anh kırk darbe le hadd vurdu”.
Buharî, Hudud 2, 4; Müslim, Hudud 37, (1706); Tirmizî, Hudud 13, (1343); Ebû Dâvud, Hudud 26, (4479).

1612 – Sevr İbnu Zeyd el-Dîlî anlatıyor: “Hz. Ömer radıyallâhu anh, hamr için uygulanması gereken haddin miktarı hususunda Ashabla istişarede bulundu. Hz. Ali radıyallâhu anh: “Seksen sopa vurulmasını uygun görüyorum” dedi. Çünkü kişi, içince sarhoş olur, sarhoş olunca hezeyana düşer (saçmalar), hezeyana düştü mü iftira atar. İftiranın cezası ise 80 sopadır. Böylece Hz. Ömer radıyallâhu anh içki içenler için haddi 80 sopa takdir etti.”
Muvatta, Eşribe 2, (2, 842).

1613 – Abdurrahman İbnu Ezher radıyallâhu anh anlatıyor: “Huneyn’de iken Hz. Peygamber aleyhissalâtu vesselâm’e Şarap için bir adam getirildi. Resûlullah tahkiren yüzüne toprak saçtı. Sonra Ashab’a emretti, ayakkabılarıyla ve ellerinde bulunan (deynek, çubuk vs) başka şeylerle adama “Yeter, çekin ellerinizi” deyinceye kadar vurdular. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâmın vefatından sonra Hz. Ebû Bekir radıyallâhu anh de içki içenlere kırk darbe vurdurdu. Arkadan Hz. Ömer radıyallâhu anh de halifeliğinin başlangıcında kırk sopa vurdurmaya devam etti. Ancak, hilâfetinin sonunda insanlar azıp fısk artınca seksen sopa vurdurdu.
Hz. Osman radıyallâhu anh ise iki kere hadd uyguladı: Birini kırk diğerini seksen yaptı. Hz. Osman’dan sonra Hz. Muaviye radıyallâhu anh haddi seksende sâbit kıldı.”
Ebû Dâvud, Hudud 37, (4487, 4488).

1614 – Hz. Ali radıyallâhu anh anlatıyor: “İçki haddi için, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm kırk, Hz. Ebû Bekir kırk, Hz. Ömer radıyallâhu anhümâ seksen sopa vurdular. Hepsi de sünnettir. Bu bana daha hoş geliyor.”
Müslim, Hudud 38, (1702); Ebû Dâvud, Hudud 36, (4480, 4481).

1615 – İbnu Ömer radıyallâhu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Kim ısrarla içki içerse dördüncü sefere kadar kamçılayın, sonra devam ederse öldürün.”
Ebû Dâvud, Hudud 37, (4482); Tirmizî, Hudud 15, (1444).
Ebû Dâvud’un, Kabîsa İbnu Züeyb radıyallâhu anh’den yaptığı bir rivâyette şöyle denmiştir: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a Şarap içmiş bir adam getirildi. Hemen celde yapıldı, sonra tekrar getirildi, yine celde yapıldı, sonra tekrar getirildi, yine celde yapıldı, sonra tekrar getirildi yine celde yapıldı ve öldürme kaldırıldı. Artık, ölüm cezası bir ruhsat olarak kaldırılmıştı.”

1616 – İbnu Abbâs radıyallâhu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm hamr hususunda kesin bir hadd takdir etmedi. Bir adam içmiş, sarhoş olmuştu. Caddede yalpa yaparken kendisine rastladı. Adamı hemen tutup Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a getirmek için harekete geçtiler. Adam, Abbâs radıyallâhu anh’ın evinin hizasına gelince boşanıp kaçtı ve Abbâs’ın evine girerek ona iltica etti.Durum Resûlullah aleyhisalâtu vessalâm’a anlatılmıştı, güldü ve: “Yani o,bunları (kaçma, girme ve iltica) yaptı mı?” dedi. Hakkında her hangi bir emir vermedi.”
Ebü Dâvud, Hudud, 36, (4476).

1617 – Umeyr İbnu Said en-Nehaî rahimehullah anlatıyor: “Hz. Ali radıyallâhu anh’yı dinledim, şunu söylemişti: “Ben hadd vurduğum kimselerden biri ölecek olsa, içimde üzüntü duymam, ancak içki sebebiyle hadd vurduğum ölürse onun üzüntüsünü hissederim. Çünkü o ölecek olsa yakınlarına diyet öderim. Zîra Hz. Peygamber aleyhissalâtu vesselâm içkinin haddi ile ilgili kesin bir miktarı sünnet kılmadı. İçki haddiyle ilgili miktarı biz takdir ettik.”
Buhârî, Hudud 4; Müslim, Hudud 38 (1707); Ebû Dâvud, Hudud 36, (4486).

1618 – İbnu Şihâb rahimehullah’a:
“- Köle içki içecek olursa ona tatbik edilecek haddin miktarı nedir?” diye sorulmuştu, şöyle cevap verdi:
“- Bana ulaştığına göre, ona, hüre verilen cezanın yarısını uygulamak gerekir. Hz. Ömer, Hz. Osman ve İbnu Ömer radıyallâhu anhüm ecmain içkide, kölelerine, hürlere tatbik ettikleri haddin yarısını tatbik ederlerdi.”
Muvatta, Eşribe 3, (2, 842).

1619 – Said İbnu’l-Müseyyeb rahimehullah anlatıyor: “Hz. Ömer radıyallâhu anh, içki sebebiyle Rebîa İbnu Ümeyye’yi Hayber’e sürdü. Oradan kaçıp Herakliyus’a giderek Hıristiyanlığa geçti. Hz. Ömer radıyallâhu anh bu hâdise üzerine: “Bundan böyle hiçbir Müslümanı sürmeyeceğim” dedi.
Nesâî, Eşribe 47, (8, 319).

1620 – Hz. Ömer radıyallâhu anh anlatıyor: “Lakabı Hımâr olan bir adam vardı. Bu zat zaman zaman Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ı güldürürdü. Hz. Peygamber bu adamı, içki sebebiyle dövdürmüştü. Bir gün yine içki suçuyla getirildi. Resûlullah emretti, celde uygulandı. Cemaatten birisi: “Allah’ım şu adama lânet et! Kaç sefer içki sebebiyle getirildi, bir türlü ıslah olmuyor” diye beddua etti. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm:
” Ona lânet etmeyin. Allah’a yeminle söylüyorum, bu adam hakkında bildiğim bir şey varsa o da Allah ve Resûlü’nü samimiyetle sevmiş olmasıdır” buyurdu.
Buhârî, Hudud 5.
Ebû Dâvud’da, Ebû Hüreyre radıyallâhu anh’den kaydedilen bir rivâyette: “Böyle söylemeyin, fakat şöyle deyin: “Ey Allah’ım, ona rahmet et, onun taksiratını affet!” buyurmuştur.

1621 – Yahya İbnu Ebî Râşidin İbnu Ömer’den naklettiğine göre, İbnu Ömer radıyallâhu anhümâ Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın şöyle söylediğini işitmiştir: “Kim şefaat ederek, Allah’ın haddlerinden birinin tatbik edilmesine mani olursa Aziz ve Celil olan Allah’a muhalefet etmiş olur. Kim bilerek bâtıl bir dâvayı kazanmaya çalışırsa ondan vazgeçinceye kadar Allah kendisine buğzeder. Kim mü’mine onda olmayan bir kötülüğü nisbet ederse, bundan tevbe edinceye kadar cehennemliklerin vücudlarından çıkan irinlerden hâsıl olan çirkefin içine iskân eder. Kim haksız bir dâvaya yardımcı olursa, Allah’ın gazabını kazanmış olarak döner.”
Ebü Dâvud, Akdiye 14, (3597, 3598).

1622 – Zübeyr İbnu’l-Avvâm radıyallâhu anh’ın anlattığına göre, hırsızı yakalayıp sultana götürmekte olan bir adama rastlar. Zübeyr adamı salıvermesi için lehinde şefaatte bulunur. Adam: “Hayır, sultana ulaştırıncaya kadar onu salmam” der. Zübeyr radıyallâhu anh şu açıklamayı yapar:
“Şefaat, sultana ulaşmadan önce caizdir. Sultana ulaştı mı, ondan sonra şefaat yapan da, şefaati kabul eden de mel’undur.”
Muvatta, Hudud 29, (2, 835).

1623 – Saffan İbnu Ümeyye radıyallâhu anh anlatıyor: “Mescide uyumak üzere ridasını yastık yaparak uzanmıştı. Uyurken bir hırsız gelip ridasını aldı. Ama Saffan uyanarak hırsızı yakaladı, doğru Hz. Peygamber aleyhissalâtu vesselâm’e götürdü. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm derhal elinin kesilmesini emretti. Saffan:
“Ey Allah’ın Resûlü, ben bunu istememiştim, ridam ona sadaka olsun!” dedi. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm:
“Onu bana getirmezden önce niye yapmadın?” diyerek, teklif reddetti.”
Ebû Dâvud, Hudud 14, (4394); Nesâî, Sârik 4, (8, 68); Muvatta, Hudud 28, (2, 834).

1624 – Hz. Aişe anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “Elinizden geldikçe hadd cezalarını Müslümanlardan defedin. Muteber bir özrü varsa hemen salıverin. Zîra imamın yanlışlıkla affetmesi yanlışlıkla ceza vermesinden daha hayırlıdır.”
Tirmizî, Hudud 2, (1424).
Ebû Dâvud’da yine Hz. Aişe’den gelen bir rivayette: “Hz. Peygamber aleyhisalâtu vessalâm: “İtibarlı kimsalerin hudud dışındaki zellelerinden vazgeçin” buyurmuştur.
Ebû Dâvud, Hudud, 4, (4375).

1625 – İbnu’l-Müseyyeb rahimehullah anlatıyor: “Eslem kabilesinden Hezzâl denen bir adam, bir başkasını Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a zinâ isnad ederek şikâyet etti. Bu hâdise:”Namuslu ve hür kadınlara zinâ isnadıyla iftira atan, sonra bu babt) dört şahit getirmeyen kimselerin her birine de seksen deynek vurun” (Nur 4) âyetinin nüzülündan önce idi. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm adama: “Ey Hezzâl, onu ridân ile örtseydin, senin için daha hayırlı idi” dedi.
Muvatta, Hudud 3, (2, 821); Ebû Dâvud, Hudud 6, (4377).

1626 – Hâni’ İbnu Niyâr radıyallâhu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “Allah’ın haddlerinden bir hadd olmadıkça hiç kimse on kırbaçtan fazla dayağa mahkûm edilemez” buyurdu.
Buhârî, Hudud 42; Müslim, Hudud 40, (1708); Ebû Dâvud, Hudud 39, (4491); İbnu Mâce, Hudud 32, (2601).

1627 – Hakîm İbnu Hizam radıyallâhu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm mescidde kısas infazını, şiir okunmasını ve haddlerin tatbik edilmesini yasakladı.”
Ebü Dâvud, Hudud 38, (4490).

1628 – Ebû Ümâme İbnu Sehl İbni Huneyf, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın Ensârî bazı sahabelerinden naklen anlatıyor: “Ensâr’dan bir adam hastalandı ve çöktü, öyle ki bir kemik bir deriye döndü. Bir ara Ashab’dan birine ait bir cariye hastanın yanına girmişti. Adam, ona müncezib oldu ve temasta bulundu. Bu sırada, kavminden kendisine geçmiş olsun ziyaretine gelenler oldu. Yaptığı işi onlara haber verdi ve:
“Benim için Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a sorun, ben yanıma giren bir cariyeye temasta bulundum” dedi. Durumu Hz. Peygamber aleyhissalâtu vesselâm’e anlattılar ve ilâveten:
“Hiç kimsede hastalığın bu derece şiddetlisini de görmedik. Adamı sana getirmeye kalksak kemikleri kırılıp dağılacaktır, bir kemik bir deriden başka bir şey değil!” dediler. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm:
“Yüz tane hurma çubuğu alın, bunları tek bir sopa halinde bağlayıp adama bir kere vurun!” diye emretti.
Ebû Dâvud, Hudud 34, (4472); Nesâî, Kudât 22, (8, 242); İbnu Mâce, Hudud,18, (2574).

1629 – Hz. Ali radıyallâhu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Kim bir hadd cürmü işler de, cezası dünyada verilirse, Allah’ın adaleti kuluna âhirette ikinci sefer ceza vermeye müsaade etmez. Kim de bir hadd cürmü işlemiş, Allah da onun günahını örtmüş ve affetmiş ise, Allàh’ın keremi affettiği şeyden dolayı ona dönüp ceza vermeye müsaade etmez.”
Tirmizî, İmân 11, (2628).

1630 – Yine Hz. Ali radıyallâhu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: ” Kalem üç kişiden kaldırılmıştır: Uyanıncaya kadar uyuyandan, ihtilâm oluncaya kadar çocuktan, aklı erinceye kadar mecnundan.”
Ebû Dâvud, Hudud 16, (4398, 4403); Tirmizî, Hudud 7, (1423); Nesâî, Talâk 21, (6, 156);
Ebû Dâvud, diğer bir rivâyette şu ziyadeyi kaydetmiştir: “…yaş sebebiyle aklı fesâda uğrayandan…”

1645 – Hz. Muâz İbnu Cebel radıyallâhu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bana: “Ey Muâz, insanlara karşı iyi ahlâklı ol!” dedi.”
Muvatta, Hüsnü’l-Hulk 1.

1646 – Hz. Ebu Hüreyre radıyallâhu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Mü’minler arasında imanca en kâmil olanı, ahlakça en güzel olanıdır. En hayırlınız da ailesine hayırlı olandır.”
Tirmizî, Rad 11, (1162); Ebu Dâvud, Sünnet 16, (4682).

1647 – Hz. Ebu’d-Derdâ radıyallâhu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Kıyâmet günü, mü’minin mizanında güzel ahlaktan daha ağır basan bir şey yoktur. Allah Teâlâ Hazretleri, çirkin düşük söz ve davranış sahiplerine buğzeder.”
Tirmizî, Birr 62, (2003, 2004); Ebu Dâvud, Edeb 8, (4799);
Tirmizî’nin bir rivayetinde şöyle denmiştir: “Güzel ahlâk sahibi, ahlâkı sayesinde, namaz ve oruç sahibinin derecesine ulaşır.”

1648 – Hz. Câbir radıyallâhu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Bana en sevgili olanınız, kıyamet günü de bana mevkice en yakın bulunacak olanınız, ahlâkça en güzel olanlarınızdır. Bana en menfur olanınız, kıyamet günü de mevkice benden en uzak bulunacak olanınız, gevezeler, boşboğazlar ve yüksekten atanlardır.” Cemaatte bulunan bâzıları: “Ey Allah’ın Resûlü! Yüksekten atanlar kimlerdir?” diye sordular. “Onlar mütekebbir (büyüklük taslayan) kimselerdir!” cevabını verdi.
Tirmizî, Birr ’77, (2019).

1649 – Nevvâs İbnu Sem’an radıyallâhu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a iyilik (birr) ve günah hakkında sordum. Bana şu cevabı verdi: “İyilik (birr), güzel ahlaktır. Günah da içini rahatsız eden ve başkasının muttali olmasından korktuğun şeydir.”
Müslim, Birr 15, (2553); Tirmizî, Zühd 52, (2390).

1719 – Sevbân radıyallâhu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Ciddi bir sebep olmadan, kocasından hul’ yoluyla boşanan kadın, cennetin kokusunu alamaz.”
Tirmizî,Talâk 11, (1186,1187); Ebû Dâvud, Talâk 18 (2226); Nesâî, Talâk 34, (6,168).
Ebû Dâvud’un bir rivayetinde şöyle denmiştir: “Hangi kadın zevcesinden boşanma taleb ederse…” Ebû Hüreyre’nin Nesâî’de gelen bir rivayetinde: “Kocasından hul’ suretiyle boşanan kadınlar günahça münâfıklar gibidir” buyurulmuştur.

1720 – İbnu Abbâs radıyallâhu anh anlatıyor: “Sâbit İbnu Kays İbni Şemmâs radıyallâhu anh’ın hanımı Hz. Peygamber aleyhissalâtu vesselâm’e gelerek:
“Ben Sâbit’i ahlâk ve diyanetinden dolayı itab etmiyorum. Ancak İslâm’da küfre düşmekten korkuyorum -bu sözüyle nefret ettiğini söylemek istedi-” dedi. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm:
“Mehir olarak aldığın bahçesini iade eder misin?” diye sordu. Kadın:
“Evet!” deyince, Sâbit’e:
“Bahçeyi al ve onu boşa!” dedi.
Buhârî, Talak 12; Nesâî, Talâk 34, (6,169); İbnu Mâce, Talak 22, (2056).

1721 – Nâfi, Safiyye radıyallâhu anhâ’nin bir azadlısından rivayet etmiştir: “Safiyye, kendine ait ne varsa hepsini vermek karşılığında kocasından ayrılmıştır da İbnu Ömer radıyallâhu anhümâ bunu yadırgamamıştır.”
Muvatta, Talak 32, (2, 565).

2216 – İbnu Abbâs radıyallâhu anhümâ anlatıyor: “Resülullah aleyhissâlâtu vesselâm’a zemzemden sundum, ayakta olduğu halde içti.”
Buhârî, Eşribe 16, Hacc 76; Müslim, Eşribe 120, (2027); Tirmizî, Eşribe 12, (1883); Nesâi, Hacc 165, (5, 237).
Bir rivâyette: “Resülullah Beytullah’ın yanında iken su istedi, ben ona bir kova getirdim” denmiştir.
Bir diğer rivâyette şu ziyade gelmiştir: “İkrime o gün Resülullah’ın deve üzerinde olduğu hususunda yemin etti.”

2217 – Tirmizî ve Nesâî’nin bir rivâyetinde şöyle denmiştir: “Resülullah âleyhissalâtu vesselâm zemzemi ayakta içti.”

2218 – İbnu Ömer radıyallâhu anhümâ anlatıyor: “Biz, Resûlullah aleyhissalâtu vesselam devrinde yürürken yer, ayakta iken içerdik.”
Tirmizî, Eşribe 11, (1881); İbnu Mâce, Et’ime 25, (3301).

2219 – İmâm Mâlik’e ulaştığına göre Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali radıyallâhu anhüm ayakta oldukları halde su içiyorlardı.”
Muvatta, Sıfâtu’n-Nebî 13, (2, 925).

2220 – Hz. Enes radıyallâhu anh: “Resülullah aleyhissâlâtu vesselâm ayakta içmeyi yasakladı” demişti. Kendisine:
“Ya yemek? Bu husustaki hüküm nedir” diye soruldu.
“Bu daha şiddetle yasaktır!” dedi veya şöyle dedi.
“Bu daha şerli, daha kötü!”
Müslim, Eşribe 113. (2024); Tirmizî, Eşribe 11, (1880); Ebü Dâvud, Eşribe 13, (3717).

2221 – Ebü Hüreyre radıyallâhu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm şöyle buyurdular:
“Sizden kimse sakın ayakta içmesin. Kim unutarak içerse hemen kussun.”
Müslim, Eşribe 116, (2026).

2222 – Kebşetu’l-Ensârî radıyallâhu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm yanıma girmişti. Duvarda asılı olan bir kırbanın ağzından ayakta su içti. Ben hemen kırbaya gidip ağzını kestim.”
Tirmizî, Eşribe 18, (1893); İbnu Mâce, Eşribe 21, (3423).
Rezin şu ziyadeyi ilave etmiştir: “Kestiğim bu kısmı su içerken kullanmak üzere hususî bir maşraba yaptım.”

2223 – Ensardan bir zât olan İsa İbnu Abdillah, babasından naklen anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm Uhud günü bir su kabı istedi. Kap gelince:
“Kabın ağzını dışa kıvır!” dedi, ben de kıvırdım. Sonra kabın ağzından su içti.”
Ebü Dâvud, Eşribe 15, (3721).

2224 – Ebü Saîd radıyallâhu anh anlatıyor: “Resülullah âleyhissalâtu vesselâm su kaplarının ağzından içmek için ağızlarının dışa kıvrılmalarını yasakladı.”
Buhârî, Eşribe 23, Müslim, Eşribe 111, (2Q23); Ebü Dâvud, Eşribe 15, (3720); Tirmizî, Eşribe 17, (1891).

2225 – İbnu Abbas radıyallâhu anhüm anlatıyor: “Resülullah âleyhissâlâtu vesselâm buyurdular ki: “Suyu deve gibi bir solukta içmeyin. İki-üç solukta (dinlene dinlene) için. Su içerken besmele çekin. Bitirince de Allâh’a hamdedin.”
Tirmizî, Eşribe 13, (1886).

2226 – Hz. Enes’ten Nesâî dışındaki imamların rivâyetine göre: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm, suyu üç solukta içerdi.”
Müslim ve Tirmizi’nin rivâyetlerinde şu ziyade var: “Resülullah üç solukta içer, böyle içmenin daha doyurucu, hastalıklara karşı daha koruyucu ve daha afiyetli olduğunu söylerdi.”
Buhârî, Eşribe 26; Müslim, Eşribe 121, (2028); Tirmizî, Eşribe 13, (1885); Ebü Dâvud, Eşribe 19, (3727).

2227 – Ebü Katâde radıyallâhu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Biriniz su içerken su kabına nefes etmesin.”
Buhârî, Eşribe 25, Vudü 18, 19; Müslim, Tahâret 64, (267); Eşribe 121, (267); Tirmizî, Eşribe 16, (1890); Nesâî, Tahâret 42, (1, 43, 44).

2228 – Ebü’l-Müsennâ el-Cühenî anlatıyor: “Ebü Saîd radıyallahu anh Mervan’ın yanına girmiştir. Mervan ona:
“Resülullah aleyhissalâtu vesselâm’ın kaplara solumayı yasakladığını işittin mi?” diye sordu. Ebü Saîd radıyallâhu anh:
“Evet!” dedi ve anlattı: “Adamın birisi: “ben bir nefeste su içince bir türlü suya kanamıyorum ne tavsiye edersiniz?” diye sormuştu. Aleyhissalâtu vesselâm efendimiz:
“Kabı ağzından ayır, nefes al sonra içmeye devam et!” buyurdu.
Adam: “Kapta çer-çöp görürsem?” diye sordu.
Efendimiz: “0 takdirde suyu dök!” diye emretti.”
Muvatta, Sıfatu’n-Nebî 12, (2, 925); Tirmizî, Eşribe 15, (1888); Ebü Dâvud, Eşribe 16, (3722); İbnu Mâce, Eşribe 23, (3427).

2229 – Hz. Enes radıyallâhu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm’a bir bardak süt getirilmişti. İçerisine su katıldı. Önce kendisi içti. Solunda Hz. Ebü Bekir radıyallâhu anh vardı, sağında da bir bedevi. Sütten artan kısmı bedeviye verdi ve:
“Öncelik hâkkı sâğındır, sonra da onun sağından devam etsin!” buyurdu.
Buhârî, Hibe 4, Eşribe 14, 18; Müslim, Eşribe 124, (2029); Muvatta, Sıfatu’n-Nebi 17, (2, 926); Tirmizî, Eşribe 19, (1894); Ebu Dâvud, Eşribe 19, (3726).

2230 – Sehl İbnu Sa’d radıyallâhu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm’a bir içecek getirilmişti. Ondan, önce kendisi içti. Sağında bir oğlan, solunda da yaşlılar vardı. Oğlana:
“Bardağı şu yaşlılara vermem için bana izin verir misin?” dedi. Oğlan da:
“Ey Allah’ın Resülü, Allah’a yemin olsun bana sizden gelecek nasibime başkasını asla tercih edemem!” diye cevap verdi. Bunun üzerine Resülullah aleyhissâlâtu vesselâm bardağı onun eline koydu.”
Buhârî, Eşribe 19; Müslim, Eşribe 127, (2030).
Rezîn şunu ilave etti: “Zikri geçen oğlan el-Fadl İbnu Abbâs idi.”

2231 – İbnu Ebî Evfâ ve Ebü Katâde radıyallâhu anhümâ anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Bir cemaate içecek dağıtan, en son içer.”
Ebü Dâvud, Eşribe 19, (3725); Tirmizi, Eşribe 20, ( 1859). Hadisi Ebü Dâvud İbnu Ebî Efâ’dan Tirmizî de Ebü Katâde ‘den rivâyet etmiştir.

2232 – Hz. Câbir radıyallâhu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Kapların ağızlarını örtün, dağarcık ve tulukların ağzını bağlayın.”
Buhârî, Eşribe 22, Bed’ü’l-Halk 11,14, İsti’zân 49, 50; Müslim, Eşribe 96-99, (2012-2014); Ebü Dâvud, Eşribe 22, (3731-3734).
Müslim’in bir rivayetinde şu ziyade var: “Zîra yılda bir gece vardır ki ondâ veba yağar. Şayet ağzı açık kaba veya bağsız dağarcığa rastlarsa bu vebadan ona mutlaka iner.”
el-Leys dedi ki: “Bizim yanımızdaki acemler bundan kânun-u evvel ayında sakınırlar.”

2233 – Yine Buhârî ve Müslim’de gelen bir rivâyette şöyle denmiştir: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm su istedi. Bir adam:
“Ya Resülullah sana nebiz (şıra) sunmayalım mı?” diye sordu. Efendimiz.
“Evet, sun!” buyurdu.
Râvi der ki: “Adam hızla çıktı ve içinde nebiz (şıra) olan bir bardakla geri döndü. Resülullah aleyhissâlâtu vesselâm:
“Ağzını kapamadın mı, hatta üzerine gereceğin bir çöple bile olsa?” dedi ve nebizi içti.”
Müslim’de Ebü Humeyd’den gelen bir rivâyette şöyle buyurulmuştur: “Biz, geceleyin dağarcıkları bağlamakla emrolunduk. Kapıların da geceleyin örtülmesiyle emrolunduk.”
Hadisin kaynağı önceki hadisin bâblarıdır. Rivayet Ebü Dâvud’da da gelmiştir. Eşribe 22, (3734).

2234 – Hz. Aişe radıyallâhu anhâ anlatıyor: “Resülullah aleyhissalatu vesselâm’a es-Sükyâ kuyularından tatlı su getirilirdi.”
Kuteybe der ki: “O (es-Sükyâ) Medîne ile Mekke arasında iki günlük mesafe bulunan bir göze idi.”
Ebü Dâvud, Eşribe 22, (3735).

2235 – Hz. Câbir radıyallâhu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm Ensâr’dan bir zâtın bahçesine girdi. Bu sırada adam, bahçeye su çevirmekte idi. Resüllulah aleyhissalâtu vesselâm:
“Yanınızda şenne (eskimiş tuluk) içerisinde akşamdan kalma suyunuz varsa ver de içelim, yoksa akan sudan ağzımızla içeriz” buyurdu. Adam:
“Evet, yanımda soğuk su var!” deyip, kulübeye giderek bir bardağa su koydu, sonra da üzerine bir keçiden süt sağdı. Efendimiz ondan içti.”
Buhari, Eşribe 14, 20; Ebü Dâvud, Eşribe 18, (3724).

2236 – Hz. Enes radıyallâhu anh anlatıyor: “Ümmü Süleym’in bir bardağı vardı. (Bu bardakla ilgili olarak derdi ki: “Ben bu bardakla Resülullah’a her çeşit meşrubatı sunmuşum: “Su, bal şerbeti, süt, şıra.”
Nesâî, Eşribe 58, (8, 335).

2237 – Hz. Âişe radıyallâhu anhâ anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselam buyurdular ki: “Sarhoşluk veren her içki haramdır.”
Buhârî, Eşribe 4, Vudü 71; Müslim, Eşribe 67-68, (2001); Muvatta, Eşribe 9, (2, 845); Ebü Dâvud, Eşribe 5, (3682, 3687); Tirmizî, Eşribe 2, 3, (1864,1867); Nesâî, Eşribe 23, 8, (298).

2238 – Bir diğer rivâyette şöyle gelmiştir: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm’a bal şerbetinden sunulmuştu:
“Sarhoşluk veren her içki haramdır!” diye cevap verdi.
Buhârî, Eşribe 4, Vudü 71; Müslim, Eşribe 67-68, (2001); Muvatta, Eşribe 9, (2, 845); Ebü Dâvud, Eşribe 5, (3682, 3687); Tirmizî, Eşribe 2, 3, (1864,1867); Nesâî, Eşribe 23, 8, (298).

2239 – Ebü Dâvud’da gelen diğer bir rivâyette Resulullah’a açıklaması şöyledir: “Her sarhoş edici şey haramdır. Bir farak (hüp) içildiği takdirde sarhoşluk veren bir şeyin tek avucu da haramdır.”
Tirmizi de gelen bir diğer rivâyette “tek yudumu haramdır” diye gelmiştir.
Buhârî, Eşribe 4, Vudü 71; Müslim, Eşribe 67-68, (2001); Muvatta, Eşribe 9, (2, 845); Ebü Dâvud, Eşribe 5, (3682, 3687); Tirmizî, Eşribe 2, 3, (1864,1867); Nesâî, Eşribe 23, 8, (298).

2240 – Ebü Müsa radıyallâhu anh anlatıyor: “Resülullah’a “Ey Allah’ın Resulü, dedim, Yemen’de yapmakta olduğumuz şu iki şarap hakkında bize fetva ver: Bit’; bu baldandır, şiddetleninceye kadar nebiz yapılır. İkincisi mizr’dir, bu mısırdan ve arpadan yapılır, bu da şiddetleninceye kadar nebiz yapılır.” Resülullah aleyhissalâtu vesselâm:
“Ben her sarhoşluk veren şeyi yasaklıyorum” buyurdular.
Buhârî, Megazî 60, Cihâd 164, Edeb 80, Ahkâm 22, Müslim, Cihâd 7, (1733), Eşribe 70; Ebu Dâvud, Eşribe 5, (3684); Nesâî, Eşribe 23, 24, (8, 298, 299).

2241 – İbnu Ömer radıyallâhu anhümâ anlatıyor: “Bir adam Resülullah aleyhissalatu vesselâm’a içeceklerden sormuştu. Efendimiz:
“Kaynayan sarhoş edicilerin hepsinden az da olsa çok da olsa kaçın” cevabını verdi.
Nesâî, Eşribe 24, (8, 300), 48, (8, 324).

2242 – Abdullah İbnu Amr İbni’l-As radıyallâhu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm hamr’dan, kumardan, davuldan, mısır şarabından yasakladı ve dedi ki: “Her sarhoş edici haramdır.”
Ebü Davud, Eşribe 5, (3685).

2243 – İbnu Ömer radıyallâhu anhümâ anlatıyor: “Resülullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “Her sarhoş edici hamrdır. Ve her sarhoş edici haramdır. Kim dünyada hamr içer ve tevbe etmeden, onun tiryakisi olduğu halde, ölürse, ahirette şarab içemez.”
Buhârî, Eşribe 1; Müslim, Eşribe 73, (2003); Muvatta, Eşribe 11, (2, 846); Ebü Dâvud, Eşribe 5, (3679); Tirmizî, Eşribe 1, (1862); Nesâi, Eşribe 22, 46, (8, 296, 297, 318).

2244 – Yine İbnu Ömer radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Ömer radıyallâhu anh, Resülullah aleyhissalâtu vesselâm’ın minberinde şu açıklamayı yaptı: “Emmâ ba’d, Ey insanlar! Hamr’ın haram olduğu hükmü inmiştir. Bilesiniz ki hamr günümüzde ve çevremizde beş şeyden yapılmaktadır: Üzümden, hurmadan, baldan, buğdaydan, arpadan. Hamr, aklı örten her şeydir.”
Buhârî, Eşribe 2, 5; Teysîr, Mâide 10; Müslim, Tefsir 32, (3032); Nesâî, Eşribe 20, (8, 295); Ebü Dâvud, Eşribe 1, (3669); Tirmizî, Eşribe 8, (1873).

2245 – Hz. Cabir radıyallâhu anh buyurdular ki: “Allah, sarhoş ediciyi içen kimseye tînetu’l-habâl içirmeye ahdetmiştir.”
“Tînetu’l-Habâl nedir?” diye sorulunca:
“Cehennemliklerin vücudlarından, çıkan terleridir!” diye cevap verdi.
Müslim, Eşribe 72, (2002); Nesâî, Eşribe 49, (8, 327).

2246 – Hz. Enes radıyallâhu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalatu vesselam hamrla ilgili olarak on kişiye lanet etti: “Hammaddesinden şarap yapmak maksadıyla sıkana ve sıktırana, içene ve sâkilik yapana, imalathâneden veya depodan, toptancıdan perakendeciye veya müstehlike kadar taşıyana ve taşıtana, satana ve satın alana, bağışlayana, bunun parasını yiyene.”
Tirmizî, Büyü 59, (1295); İbnu Mâce, Eşribe 6, (3381).

2247 – Ebü Müsa radıyallâhu anh demiştir ki: “Bana göre, ha hamr içmişim, ha Allah’ı bırakarak şu sütuna tapmışım, ikisi de birdir.”
Nesâî, Eşribe 42, (8, 314).

2248 – İbnu Abbâs radıyallâhu anhümâ anlatıyor: “Hamr aynı ile haram edilmiştir, bu sebeple azı da haramdır, çoğu da; keza her içkiden hâsıl olan sarhoşluk da haramdır.”
Nesâî, Eşribe 48, (8, 320, 321).

2249 – en-Nüman İbnu Beşîr radıyallâhu anhümâ anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselam buyurdular ki: “Üzümden hamr yapılır, hurmadan hamr yapılır, baldan hamr yapılır, buğdaydan hamr yapılır, arpadan hamr yapılır. Ben sizi bütün sarhoş edicilerden yasaklıyorum.”
Ebü Dâvud, Eşribe 4, (3676); Tirmizî, Eşribe 8, (1873).

2250 – Hz. Ebü Hüreyre radıyallâhu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Hamr şu iki ağaçtandır: Hurma ve asma.”
Müslim, Eşribe 13, (1985); Tirmizî, Eşribe 8, (1876); Ebü Dâvud, Eşribe 4, (3678); Nesâî, Eşribe 19, (8, 294).

2251 – İbnu Ömer radıyallâhu anhümâ demiştir ki: “Hamr haram edildiği zaman Medîne’de mevcut beş çeşit içki arasında üzümden yapılan şarap yoktu.”
Buhârî, Eşribe 2, Teysîr, Mâide 10.

2252 – Ebü Saîd radıyallâhu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselam buyurdular ki: “Allah Teâlâ Hazretleri, hamrı mevzubahis etmektedir. Muhtemelen onun hakkında bir emir indirecektir. Şu halde, kimin yanında hamr varsa, onu satsın ve ondan istifade etsin.”
Aradan çok geçmedi. Resûlullah aleyhissalatu vesselam şunu söyledi:
“Allah Teâlâ Hazretleri hamrı haram kılmıştır. Öyle ise, bu ayet kendisine ulaşan herkes, yanında hamr olduğu takdirde, onu ne satın alsın, ne satsın, ne de ondan istifade etsin.”
Bu emirden sonra halk, hamr olarak evinde ne varsa Medîne sokakIarına götürüp döktüler.”
Müslim, Musâkât 67, (1578).

2253 – Hasan İbnu Ali radıyallâhu anhümâ babasından naklen anlatıyor: “Bedir savaşı ganimetinden hisseme düşen yaşlı bir devem vardı. Resülullah aleyhissalatu vesselâm da Humus’dan o gün bana yaşlı bir deve daha verdi. Develerim, Ensar’dan bir zatın hücresinde ıhmış dururken yanlarına geldim. Bir de ne göreyim, develerimin hörgüçleri kesilmiş, böğürleri oyulmuş, ciğerleri de sökülmüştü. Bu manzarayı görünce kendimi tutamayıp, ağladım.
“Bunu kim yaptı?” diye sordum.
“Hamza yaptı. Şu anda, falanca evde, Ensardan birinin içki meclisindedir. Şarkıcı câriye ona şarkı okumuş, şarkısında şunları söylemişti” dediler:
“Ey Hamza! Şişman yaşlı develere dikkat et,
Onlar avluda bağlıdırlar,
Bıçağı onların sinesine vur,
Pirzola veya benzerini çabuk yap!”
Bu şarkı üzerinde Hamza radıyallâhu anh fırlayıp, kılıcı kapıp develerin hörgüçlerini kesmiş, karınlarını yarmış, ciğerlerini sökmüş.”
Hz. Ali radıyallâhu anh devamla şunları söyledi: “Ben hemen gidip Resülullah aleyhissalâtu vesselâm’ın huzuruna çıktım. Yanında Zeyd İbnu Hârise vardı. Beni görünce, başımdan geçenleri yüzümden okudu.
“Neyin var?” diye sordu. Ben:
“Ey Allah’ın Resülü! Bugünkü gibi dehşetli bir manzara görmedim. Hamza iki deveme saldırıp hörgüçlerini kesmiş, böğürlerini yarmış. Hemencecik şurada, bir içki meclisinde!” dedim. Bunun üzerine Resülullah aleyhissalâtu vesselâm ridâsını istedi, getirdiler, giyip yayan gitti. Biz de arkasına düştük. Hamza’nın bulunduğu eve kadar geldi.
İzin istedi, buyur ettiler. Girince bir içki meclisiyle karşılaştı. Resülullah aleyhissalatu vesselâm fiilinden dolayı Hamza’yı ayıplamaya başladı.
Hamza sarhoştu, gözleri kızarmıştı. Resülullah aleyhissalâtu vesselâm’a baktı, sonra nazar edip aşağıdan dizlerine kadar süzdü, tekrar ayağından başlayıp beline kadar süzdü, sonra tekrar bakışlarıyla süzerek yüzüne kadar geldi ve:
“Siz benim babamın kölelerinden başka bir şey misiniz?” dedi. Resülullah aleyhissalâtu vesselâm onun sarhoş olduğunu anladı. Hemen izinin üstüne geri döndü, çıkıp gitti. Peşinden biz de çıktık.
Bu vak’a hamr’ın haram edilmesinden önce idi.”
Buhârî, Hums 1, Büyü 28, Şirb 13, Meğazî 11, Libâs 7; Müslim, Eşribe 2, (1979); Ebü Dâvud, Harac 20, (2986). Bu kaynakların hiçbirinde şiir tam olarak mevcut değildir, birinci beytin sadece yarısı mevcuttur.

2254 – İbnu Abbâs radıyallâhu anhümâ: “Kim Allah’ın haram kıldığını haram kılmaktan hoşlanırsa nebîz’i haram kılsın” dedi.
Bir rivayette, Kays İbnu vehb ona: “Benim bir küpcüğüm var, içerisine şıra koyuyor, şıra kaynayıp durulunca içiyorum” dedi. İbnu Abbâs cevaben: “Bu söylediğin şey ne zamandan beri içeceğini teşkil etmekte?” diye sordu. Kays: “Yirmi yıldan beri” deyince, İbnu Abbas: “Öyleyse uzun zamandır, damarların su ihtiyacını pislikten gördü” dedi.
Nesâî, Eşribe 48, (8, 322-323).

2255 – Hz. Ebü Hüreyre radıyallâhu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselam oruç tutuyordu. Orucunu açacağı vakti kolladım. Kabaktan mamul bir kap içerisinde yaptığım nebizi getirdim. Nebiz kaynayıp kabarıyordu. Resülullah aleyhissalâtu vesselâm:
“Bunu şu duvara çal. Zîra artık bu, Allah’a ve ahirete inanmayanların içkisidir” buyurdu.
Ebü Dâvud, Erşibe 12, (3716); Nesâî, Eşribe 25, (8, 301).

2256 – İbnu Ömer radıyallâhu anhümâ anlatıyor: “Bir adam, Resülullah aleyhissalâtu vesselâm’a içerisinde nebiz bulunan bir kadeh getirdi. Efendimiz bu sırada Haceru’l-Esved rüknünün yanında idi. Bardağı ona sundu. Efendimiz, ağzına kadar götürdü. Ancak nebizin keskinleşip ekşiliğinin şiddetlendiğini gördü ve bardağı sahibine geri çevirdi. Cemaatten bir adam:
“Bu haram mıdır ey Allah’ın Resülü?” diye sordu. Hz. Peygamber:
“Bana adamı çağırın!” dedi. Ondan bardağı tekrar aldı. Sonra su istedi sudan bardağa döküp, tekrar ağzına götürdü yine keskin bularak alnını buruşturup kaşların çattı. Tekrar yine su istedi ve nebize döktü. Sonra da:
“Bu kaplar, size keskinleşir ve kaynamaya başlayacak olursa, içindekinin sertliğini su ile kırın!” buyurdu.
Nesâî, eşribe 82, (8, 323, 324). İmam Nesâi, hadisi tahric ettikten sonra: “Bu hadis meşhur değildir (fukahaca pek bilinmiyor), biz bununla ihticâc (edip amel) etmeyiz” demiştir.

2257 – Hz. Aişe radıyallâhu anhâ anlatıyor: “Biz Resülullah aleyhissalâtu vesselâm için sabahleyin tuluk içerisine nebiz kurardık, efendimiz onu akşamleyin içerdi, akşamdan kurardık sabahleyin içerdi.”
Hz. Aişe devamla der ki: “Biz su kabını, biri sabah, biri akşam olmak üzere günde iki kere yıkardık.”
Ebü Dâvud, Eşribe 10, (3711, 3712); Tirmizî, Eşribe 7, (1872); Nesâi, Eşribe 48, (8, 320).

2258 – İbnu Abbas radıyallâhu anhümâ anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm için kuru üzümden şıra kurulunca, o gün, ertesi gün ve daha sonraki gün yani üçüncü günün akşamına kadar onu içerdi. Sonra, kalanının hizmetçilere içirilmesini veya dökülmesini emrederdi.”
Müslim, Eşribe 79, (2004); Ebü Dâvud, Eşribe 10, (3713); Nesâî, Eşribe 56, (8, 333).

2259 – Hz. Câbir radıyallâhu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm kuru üzümle hurmanın, taze hurma ile hurmanın karıştırılmalarını yasakladı ve dedi ki:
“Kuru üzümle hurmayı, koruk hurma ile olgun hurmayı karıştırarak birlikte nebiz kurmayın.”
Buhârî, Eşribe 11, Müslim, Eşribe 16, (1286); Ebü Davud, Eşribe 8, (3703); Tirmizî, Eşribe 9, (1877); Nesâî, Eşribe 8, (8, 290).

2260 – Ebü Katâde radıyallâhu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “Çağala hurma ile olgun hurmadan beraber nebiz yapmayın. Olgun hurma ile kuru üzümden de beraber nebiz yapmayın. Herbirinden ayrı ayrı nebiz yapın.”
Müslim, Eşribe 25, (1988); Muvatta, Eşribe 7, (2, 844); Ebü Dâvud, Eşribe 8, (3704); Nesâî, Eşribe 6, (8, 289); Buhârî, Eşribe 11.

2261 – Hz. Enes İbnu Malik radıyallâhu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselam çağala hurma ile olmuş hurmanın karıştırılıp nebiz yapılmasını sonra da bunun içilmesini yasakladı. Şarap haram edildiği zaman Arapların içeceklerinin tamamını nerdeyse bu teşkil ediyordu.”
Müslim, Eşribe 8, (1981); Nesâî, Eşribe 13, (8, 291, 292).

2262 – Câbir İbnu Zeyd ve İkrime radıyallâhu anhümâ’den rivayete göre, her ikisi de olgun hurmadan tek başına da olsa yapılan nebizi mekruh addediyorlardı ve bu hükmü İbnu Abbâs radıyallâhu anhümâ’tan alıyorlardı.
İbnu Abbâs “Nebizin, Abdülkays’a yasaklanan müzza olmasından korkuyorum” derdi. Ben, Katâde’ye: “Müzza nedir?” diye sordum da bana “Hantem (sırlı seramik) ve müzeffet (ziftlenmiş) denen kaplarda kurulmuş nebiz” diye cevap verdi.
Ebü Dâvud, Eşribe 9, (3709).

2263 – Hz. Âişe radıyallâhu anhâ anlatıyor: “Biz, Resülullah aleyhissalâtu vesselam için kuru üzümden nebiz kurardık, içerisine de hurma atardık.”
Ebü Dâvud, Eşribe 8, (3707).

2264 – Bir diğer rivayette şöyle demiştir: “Ben bir avuç kuru üzüm, bir avuç da hurma alıyor, bunları bir kaba koyuyor, parmaklarımla ovup sonra da elde edilen şırayı Resülullah’a içiriyordum.”
Ebü Dâvud, Eşribe 8, (3708).

2265 – Süveyd İbnu Gafle radıyallâhu anh anlatıyor: “Hz. Ömer’in Ebü Müsa radıyallâhu anhümâ’ya yazdığı mektubu okudum, diyordu ki: “Emmâ ba’d! Bilesin bana deve katranı gibi siyah, sert bir şarap taşıyan bir kervan Şam’dan geldi. Ben onlara bunun kaynatılarak ne kadarının buharlaştırılacağını sordum. Bana üçte ikisi uçuncaya kadar kaynatacaklarını söylediler, yani pis olan üçte ikisi gidiyor. Şöyle ki üçte biri pis kokulu kısım, üçte biri bozuk kısım geriye kalan üçte bir temiz kısım kalıyor. Sen yanındakilere, emret, bu kalan üçte biri içsinler.”
Nesâi, Eşribe 53, (8, 328-330).

2266 – Yine Nesâî’nin bir rivayetinde şöyle gelmiştir: “Abdullah İbnu Yezîd el-Hutamî demiştir ki: “Hz. Ömer radıyallâhu anh bize şunu yazdı: “Emmâ ba’d: Şarabınızı ondaki şeytanın hissesi gidinceye kadar kaynatın. Zîra onda şeytanın iki, sizin de bir hisseniz vardır.”
Nesâî, Eşribe 53, (8, 329).

2267 – Hz. İbnu Abbas radıyallâhu anhümâ’ın anlattığına göre, bir adam kendisine şıradan sual etti. İbnu Abbâs: “Taze oldukça iç” dedi. Adam: “Ben onu kaynatıyorum, ancak yine de içimde bir şüphe var” deyince, İbnu Abbâs: “Yani sen onu kaynatmadan önce içiyor muydun?” diye sordu. Adam: “Hayır!” dedi. İbnu Abbâs:
“Ateş, haram olan hiçbirşeyi helâl kılmaz!” dedi.
Nesâî, Eşribe 54, (8, 331).

2268 – İbnu Ömer radıyallâhu anhümâ anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselam, çömlekte, kabak ve ziftli kaplarda yapılan nebizin içilmesini yasakladı.”
Müslim, Eşribe 48, (1997); Muvatta, Eşribe 5, (2, 843); Ebü Dâvud, Eşribe 7, (3690, 3691); Tirmizî, Eşribe 4, (1868, 1869); Nesâî, Eşribe 28, 33, 36, (8, 303, 306, 308).

2269 – Müslim’in bir rivayetinde şöyle denmiştir: “Resülullah hantemi yasakladı, bu topraktan mamul her çeşit küptür. Dübbâ’yı yasakladı. Bu su kabağıdır. Müzeffet’i yasakladı, bu ziftlenmiş kaptır. Nakr’i yasakladı, bu kabuğu soyulup, içi oyulmuş hurma ağacıdır. Efendimiz, şırayı tuluklarda kurmamızı emretti.”
Müslim, Eşribe 57, (1997).

2270 – Hz. Büreyde radıyallâhu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “Ben size kapları yasaklamış, sadece deri kaplardan (nebiz) içmenizi söylemiştim. Artık her kaptan içebilirsiniz, yeter ki, sarhoş edici içmeyin.”
Müslim, Eşribe 64, 65, 66; Ebü Dâvud, Eşribe 7, (3698); Tirmizî, Eşribe 6, (1870); Nesâî, Eşribe 40, 48.

2271 – Hz. Enes radıyallâhu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselam hamr’dan sirke yapmayı yasakladı.”
Müslim, Eşribe 11, (1983); Tirmizî, Büyü 59, (1294).

2272 – Hz. Ebü Hüreyre radıyallâhu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselam buyurdular ki: “Miraca çıkarıldığım gece bana iki kadeh getirildi, birinde şarap diğerinde de süt vardı. Ben sütü aldım. Melek: “Seni fıtrata irşad eden Allah’a hamd olsun. Eğer şarabı alsaydın ümmetin azmıştı” dedi.
Nesâî, Eşribe 41, (8, 312); Buhârî, Eşribe 1; Müslim, İman 272, (168).

2273 – Hz. Aişe radıyallâhu anhâ anlatıyor: “Resülullah’a içeceklerin en iyisi hangisi?” diye sorulmuştur.
“Soğuk olan tatlı!” diye cevap verdi.
Tirmizî, Eşribe 21, (1897).

4157 – Esma Bintu Yezid İbni’s-Seken el-Ensariyye radıyallahu anha’nın anlattığına göre, “Esma, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm zamanında kocasından boşanmıştır. Ve o sıralarda boşanan kadın için henüz iddet bekleme hükmü yoktu. İşte bu sebeple, Esma boşanınca, Allah Teâlâ Hazretleri, boşanan için iddet bekleme emrini indirdi.”
Ebu Davud, Talak 36, (2281).

4158 – İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: “Allah Teâlâ Hazretleri: “Boşanan kadınlar kendi kendilerine üç aybaşı hali beklerler” (Bakara 228) buyuruyor. Yine Allah Teâlâ Hazretleri: “Kadınlarınız arasında ay hali görmekten kesilenler ile ay hali görmemiş olanların iddetleri hususunda şüpheye düşerseniz, bilin ki, onların iddet beklemesi üç aydır…” (Talak 4). (Önceki ayet) bu ikinci ile neshedilmiş oldu Keza Allah Teâlâ Hazretleri (birinci ayetten bazı hükümleri neshederek) buyurmuştur ki: “Mü’min kadınlarla nikâhlanıp, onları, temasta bulunmadan boşadığınızda, artık onlar için söze iddet saymaya lüzum yoktur. Kendilerine bağışta bulunarak onları güzellikle serbest bırakın” (Ahzab 49).
Ebu Davud, Talak 10, (2195), 27, (2282); Nesai, Talak 54, (6, 187), 74, (6, 212).

6747 – İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Allah’ın had cezalarından birinin yerine getirilmesi Allah’ın beldelerinde kırk gece yağan yağmurdan daha hayırlıdır.”

6748 – İbnu Abbâs radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Kur’an’dan tek bir ayeti inkâr edenin boynunu vurmak helal olur. Kim “lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerike leh ve enne Muhammeden abduhu ve Resûluhu (Allah birdir, ortağı yoktur, Muhammed onun kulu ve elçisidir)” derse hiç kimsenin ona dokunma yetkisi yoktur. Ancak, bir hadd suçu işlerse, ona cezası verilir.”

6749 – Ubâde İbnu’s-Sâmit radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Siz Allah’ın had cezalarını akrabalık ve diğer hususlarda size yakın olan hakkında da uzak olan hakkında da tatbik edin. Allah’ın hükmünü uygulamaktan sizi hiçbir ayıplayıcının ayıplaması alıkoymasın.”

6750 – Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Hadd cezasını defedebildiğiniz müddetçe defedin (suçun sübutunu zedeleyen delilleri esas alarak uygulamaktan kaçının).”

6751 – İbnu Abbâs radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Kim müslüman kardeşinin ayıbını örterse, Kıyamet günü Allah da onun ayıbını örter. Kim de müslüman kardeşinin ayıbını açarsa Allah da onun ayıbını açıp evinin içinde bile rezil eder.”

6752 – Mes’ud İbnu’l-Esved radıyallahu anh anlatıyor: “Fatıma isimli kadın, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın evinden kadifeyi çalınca biz bunu büyük bir hadise olarak değerlendirdik. Kadın Kureyş’ten taşınmı) birisiydi. Lehinde konuşmak üzere Resûlullah’a geldik: “Biz onun cezasına mukabil kırk okiyyelik fidye verelim” dedik. Aleyhissalâtu vesselâm: “Cezasını çekerek temizlenmesi onun için daha hayırlıdır” buyurdular. Biz Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın sözündeki yumuşaklığı görünce, Üsâme’ye geldik ve: “Git, kadın lehine Resûlullah’a konuş da eli kesilmesin” dedik. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bu hali görünce sertleşti ve hutbe irad etmek üzere ayağa kalktı, şöyle söyledi: “Aziz ve celil olan Allah’ın cariyelerinden bir cariyeye terettüp eden Allah’ın haddlerinden birini tatbik etmemem için üzerimde niye bu kadar ısrar ediyorsunuz? Muhammed’in nefsini kudret elinde tutan Zât-ı Zülcelâl’e yemin olsun! Eğer o kadının tenezzül ettiği şeye hırsızlığa Muhammed’in kızı Fâtıma tenezzül etseydi Muhammed hiç çekinmeden onun elini mutlaka keserdi.”

6753 – İbnu Abbâs radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Zina suçu sebebiyle herhangi birini şahitsiz olarak recmetseydim, falan kadını recmederdim. Çünkü onun konuşmasından, vaziyetinden ve yanına girip çıkanlardan dolayı ciddi bir şüphe hasıl olmuştur.”

6754 – Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Cariye zina ederse sopalayın, yine zina yaparsa yine sopalayın, yine zina yaparsa yine sopalayın, yine zina yaparsa yine sopalayın, sonra onu, bu halini belirterek bir örgü ip bedeliyle de olsa satın!”

6755 – Said İbnu Sa’d İbnu Ubâde radıyallahu anhüma anlatıyor: “Evlerimiz arasında vücut yapısı noksan ve zayıf bir adam vardı. Bir gün mahallenin cariyelerinden biriyle kötü vaziyette aniden yakalandı. Bunun üzerine babam Sa’d İbnu Ubâde durumunu Aleyhissalâtu vesselâm’a duyurdu. “Yüz sopa vurun!” emrettiler. Halk: “Ey Allah’ın Resulü! 0 buna zayıftır, buna dayanamaz, yüz sopa vurursak ölür!” dediler. Efendimiz: “Öyleyse, onun için yüz saçaklı bir hurma dalı alın ve ona o dal ile bir kere vurun!” buyurdular.

6756 – İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Kimin malının yanına gasbetmek veya çalmak için gidilir, bu maksatla mal sahibiyle mukatele edilir ve mal sahibi öldürülürse, o kimse şehit olur.”

6757 – Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Kimin malı zulüm yoluyla elinden alınmak istenir ve bu yolda öldürülürse, o kimse şehittir.”

6758 – Âmir İbnu Sa’d’ın babası Sa’d İbnu Ebi Vakkas radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Üç dirhemlik kalkan değerinde bir malın çalınmasıyla hırsızın eli kesilir.”

6759 – İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: “Humusa ait kölelerden biri humus malından çalmıştı. Bu hâdise Resulullah’a haber verildi. Hırsızın elini kesmedi. “Hepsi de Allah Teâlâ Hazretlerinin malıdır, bazısı bazısını çalmıştır” buyurdular.”

6760 – Abdurrahman İbnu Avf anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Muhtelis (yankesici) kimseye el kesme cezası verilmez.”

6761 – Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Ne meyve sebebiyle ne de keser denen hurma göbeği hırsızlığı sebebiyle el kesilmez.”

6762 – Amr İbnu Şu’ayb an ebihi an ceddihi radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm mescidlerde hadd uygulanmasını yasakladı.”

6763 – Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “On kamçıdan fazla ta’zir cezası vermeyin.”

6764 – Seleme İbnu’l-Muhabbık radıyallahu anh anlatıyor: “Haddlerle ilgili ayet nazil olunca, kıskanç bir adam olan Ebu Sâbit, Sa’d İbnu Ubâde’ye: “Sen hanımınla bir adamı yakalasan ne yapacağını zannedersin?” denildi.
“Kılıncımı her ikisine de vurur gebertirim! Dört tane şahit getirmemi mi bekleyeceğim? O vakte kadar herif işini tamamlar ve gider bile veya “Şöyle bir vak’a gördüm deyip de bana hadd vurmalarını ve ebediyen şahitlikten de düşmemi mi göze alacağım?” diye cevap verdi. Ravi der ki: “Onun bu sözleri Resûlullah’a haber verildi. Aleyhissalâtu vesselâm önce: “Kılınç şahid olarak yeterlidir” dedi ise de, sonra: “Hayır! Sarhoşun ve kıskancın bu işte birbirini takip etmelerinden korkarım!” buyurdular.

6765 – Muâviye İbnu Kurre radıyallahu anh babası Kurre İbnu İyâs’dan naklediyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm beni, babasının hanımıyla evlenmiş olan bir adama göndererek boynunu vurmamı ve malını müsadere etmemi emretti.”

6766 – İbnu Abbâs radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resülullah aleyhissalatu vesselâm buyurdular ki: “Kim, kendisini babasından başkasına nisbet ederse yani onun oğlu olduğunu söylerse veya mevlasından başka birini mevla (efendi) edinirse, Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların lâneti üzerine olsun.”

6767 – Abdullah İbnu Amr radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselâm buyurdular ki: “Kim kendisine babasından başkasını baba diye iddia ederse cennetin kokusunu hiç duymayacaktır. Hâlbuki onun kokusu beşyüz yıl uzaklıkta bulunup hissedilir.”

6768 – Eş’as İbnu Kays anlatıyor: “Kinde heyeti içerisinde Resülullah aleyhissalâtu vesselâm’a geldim. Heyet mensupları beni kendilerinden üstün görürlerdi. Bu sebeple: “Ey Allah’ın Resülü! Bizden değil misiniz?” dedim. “Biz, Beni Nadr İbni Kinânedeniz, anamızı iffetsizlikle itham etmeyiz ve babalarımıza olan nisbetimizi reddetmeyiz!” buyurdular.
Ravi devamla der ki: “Eş’âs İbnu Kays derdi ki: “Kureyşli birinin, Nadr İbnu Kinâne’den olduğunu reddeden biri bana getirilse, ona mutlaka iftira etti diye hadd celdesi tatbik ederim.”

6769 – Safvân İbnu Ümeyye radıyallahu anh anlatıyor: “Biz Resülullah aleyhissalâtu vesselâm’ın yanında idik. Derken Amr İbnu Mürre radıyallahu anh geldi ve: “Ey Allah’ın Resulü! Allah bana musibet takdir etmiştir. Çünkü ben elimle def çalmaktan başka bir yolla rızıklanacağımı zannetmiyorum. Öyleyse bana fuhşa ait olmayan şarkı hususunda izin verin!” dedi. Aleyhissalâtu vesselâm şu cevapta bulundu: “Hayır! Sana izin veremem, bunda bir hayır, bir rıza yoktur. Sen yalan söyledin ey Allah’ın düşmanı! Allah seni temiz ve helal şeylerle rızıklandırdı, sen ise kendi iradenle aziz ve celil olan Allah’ın rızkından sana helal kıldıkları yerine, Allah’ın rızkından sana haram kıldığı rızkı ihtiyar ettin. Eğer bu yasaklama hükmünü daha önce sana ulaştırmış olsaydım şimdi sana hak ettiğin cezayı verirdim. Yanımdan kalk ve Allah’a tevbe et. Bilesin, bu yasaktan sonra eski işini yaparsan seni acı bir şekilde döveceğim ve ibret olsun diye saçını tıraş edeceğim, seni ailenden alıp sürgüne göndereceğim. Senin üstün başında taşıdığın varlığını Medine gençlerine ganimet olarak helal kılacağım.”
Ravi der ki: “Amr, Resülullah’ın bu talimatından sonra, öyle fena ve rüsvay bir vaziyette kalktı ki, bunun derecesini ancak Allah bilir.
O çekip gidince Resülullah aleyhissalâtu vesselâm: “Bunlar asilerdir. Böyleleri tevbe etmeden ölürse, aziz ve celil olan Allah onları, Kıyamet günü, dünyada oldukları üzere muhannes (kadınlaşmış), çıplak ve insanlara karşı bir ince yaprakla olsun örtülmemiş vaziyette haşredecektir, ayağa kalktıkça yere yıkılacaklardır.”

6962 – Ebu’d-Derda radıyallahu anh demiştir ki: “Dostum bana: “Şarap içme. Çünkü o her kötülüğün anahtarıdır!” diye tavsiyede bulundu.

6963 – Habbab İbnu’I-Eret radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Şaraptan sakın! Çünkü şarabın ağacı (asma) diğer ağaçların üstüne çıktığı gibi şarabın günahı da diğer günahların üstüne çıkar.”

6964 – Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh rivayet ediyor: “Resülullah aleyhissalatu vesselâm buyurdular ki: “Dünyada şarap içen, onu ahirette içemeyecektir.”

6965 – Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “İçki müptelası (şarap düşkünü), günah yönüyle puta tapan gibidir.”

6966 – Ebu’d-Derdâ radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “İçki mübtelası cennete giremez.”

6967 – Ebu Ümâme el-Bahilî anlatıyor: “Resülullah aleyhissalatu vesselâm buyurdular ki: “Ümmetimden bir zümre, şaraba bir başka ad takarak onu içmedikçe geceler ve gündüzler tükenmeyecek (Kıyamet gelmeyecek)”

6968 – İbnu Mes’ud radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “Her sarhoşluk veren şey haramdır.”

6969 – İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselam buyurdular ki: “Her sarhoş edici haramdır, çoğu sarhoş eden şeyin azı da haramdır.”

6970 – Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselam nakîr, müzeffet, dübba ve hanteme denilen kaplarda şıra yapılmasını yasakladı ve:”Sarhoş eden her şey haramdır” buyurdu.”

6971 – İbnu Mes’ud radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Ben size bazı kaplarda nebîz (şıra) yapmayı yasaklamıştım. Bilesiniz, tek başına kap bir şeyi haram kılmaz. Sarhoşluk veren her şey haramdır.”

6972 – Hz. Aişe radıyallahu anh şöyle demiştir: “Ey Rümeyse!, sizden biri her yıl kurban derisinden bir su kabı yapmaktan aciz mi?”Aişe sözüne şöyle devam eder: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm küpte, şunda ve şunda şıra yapmayı yasakladı. Ancak bu nevi kaplarda sirke yapmayı yasaklamadı.”

6973 – Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm bize kapların ağızlarının örtülmesini, tulumların ağızlarının bağlanmasını ve boş kabın ağzı yere gelecek şekilde ters çevrilmesini emretti.”

6974 – Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: “Ben Resülullah aleyhissalâtu vesselâm için, geceleyin ağzı kapalı üç kap hazırlardım: Bir kap abdest suyu için, bir kap misvakı için, bir kap içeceği için.”

6975 – Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Kim gümüş bir kaptan su içerse, sanki karnına cehennem ateşi doldurmuş gibi olur.”

6976 – Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Biriniz su içerken kabın içine solumasın. Tekrar yudumlamak isteyince kabı ağzından uzaklaştırıp nefes alsın sonra dilerse yeniden içsin.”

6977 – İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm yüzükoyun yatarak dudaklarımızla su içmemizi yasakladı. Keza, tek bir avuçla, avuçlayarak içmemizi de yasakladı ve buyurdu ki: “Sakın sizden kimse köpeklerin içtiği gibi suyu dudaklarıyla içmesin! Allah’ın gazabına uğrayan kavim gibi tek eliyle de içmesin. Suyu çalkalamadıkça geceleyin de içmesin, ağzı kapalı ise çalkalamaya gerek yok. Kim kapla içmeye muktedir olduğu halde, tevazuyu düşünerek eliyle içerse Allah parmakları adedince kendisine sevap yazar. Bu avuç, Hz. İsa aleyhisselâm’ın kabı idi. Çünkü o, kadehi atmış ve: “Öf! Bu dünya ile beraberdir!” demişti.

6978 – İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm’ın, cam bir bardağı vardı, suyu onunla içerdi.”

0 Yorum

Düşünceleriniz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

©2021 MAGGOG MEDYA | Tüm hakları DMCA tarafından korunmaktadır.

İLETİŞİM

Şikayet, öneri, teklif ve sorularınızı buradan iletebilirsiniz.

Sending
veya

Log in with your credentials

veya    

Bilgilerinizi unuttunuz mu?

veya

Create Account