Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

1473 – Hz. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm yevm-i nahr’de alacalı, boynuzlu ve iğdiş edilmiş iki koç kesti. Koçları kesmek üzere yatırıp kıbleye yöneltince: “Şüphesiz ki ben, bir muvahhid (Allah’ı bir tanıyıcı) olarak yüzümü o gökleri ve yeri yaratmış olan Allah’a yönelttim. Ben müşriklerden değilim” ve “Şüphesiz benim namazım da, menâsikim de, hayatım da, ölümüm de hiçbir ortağı olmayan, âlemlerin Rabbi Allah’ındır. Ben böylece emrolundum. Ben bu ümmette Müslüman olanların ilkiyim” (En’âm 162) (âyetlerini okudu ve:)
“Ey Rabbim bu kurban bize sendendir, senin rızan için kesiyoruz ve sana ulaşacaktır. Ey Rabbim, Muhammed ve ümmetinden bunu kabul buyur. Bismillahi vallahu ekber!” deyip, sonra koçu kesti.”
Ebu Dâvud, Dahâya 4, (2795); Tirmizî, Edâhî 21, (1520); İbnu Mâce, Edâhî 1, (3121).

1474 – Yine Hz. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: “Hz. Peygamber aleyhissalâtu vesselâm’le musallâda hazır bulundum. Hutbesini tamamlayınca minberinden indi. Kurbanlık koçuna gelip kendi eliyle kesti. Keserken: “Bismillahi vallahu ekber. Bu benim adıma ve ümmetimden kurban kesmeyenlerin adınadır!” dedi.
Tirmizî, Edâhî 22, (1522).

1475 – Garafe İbnu’l-Hâris el-Kindî radıyallahu anh anlatıyor: “Vedâ haccında Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a şâhid oldum. Kendisine kesmesi için bir deve getirilmişti.
“Bana Ebu’l-Hasan’ı çağırın!” dedi. Hz. Ali radıyallahu anh çağırıldı.
“Harbenin aşağısından tut!” dedi. Hz. Ali tuttu. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’da yukarısından yakaladı. İkisi birden deveye dürttüler. Deve sol ön ayağından bağlıydı. Diğer ayaklarının üstünde ayakta duruyordu. Deveyi kesip yere yıkınca:
“İsteyen parça alsın!” dedi. Bu müşâhedem Mina’da yevm-i nahrde idi. Kesim işinden boşalınca, katırına bindi. Hz. Ali radıyallahu anh’yi de terkisine aldı.”
Ebu Davud, Menasik 19,(1766).

1476 – Yine Tirmizî’nin Abdullah İbnu Gurt’tan kaydettiği rivayette şöyle denir: “. . . Hayvan yere yıkılınca:
“Dileyen parça alsın!” buyurdu.
Ebu Dâvud, Menâsik 19, (1765).

1477 – Hz. Ali radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm elleriyle otuz deve kesti. Geri kalanı da bana söyledi, ben kestim. Bunlar yetmiş tâneydi.”
Muvatta, Hacc 181, (1, 394); Ebu Dâvud Menâsik 19, (1764).

1478 – Hz. Ebu Musa radıyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre: Kızlarına, kurbanlarını kendi elleriyle kesmelerini, ayağını kurbanın boynuna basmayı, keserken tekbir getirip besmele çekmeyi tenbih etmiştir.”
Rezin, ilâvesidir. Buharî, senetsiz olarak bab başlığında kaydetmiştir. (Edâhî 10).

1479 – Hz. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: “Biz kurbanlarımızın etinden üç günden fazla yemezdik. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bize ruhsat tanıdı ve:
“Yiyin ve azıklanın da!” buyurdu.
Buhârî, Hacc 124, Cihâd 123, Et’ime 27 Edâhî 16; Müslim, Edâhî 29, (1972); Nesâî, Edâhî 36, (7, 233).

1480 – Âbis İbnu Rebîa anlatıyor: “Hz.Aişe’ye: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm kurbanların etlerinden üç günden fazla yenilmesini yasakladı mı?” diye sordum.
“Evet, fakat bunu insanların kıtlık çekip acıktığı yılda yaptı. Böylece zenginlerin fakirleri doyurmasını arzu etmişti. Biz koyunun paçasını kaldırıp, on beş gece sonra yiyorduk” dedi. Ben:
“Sizi buna mecbur eden şey ne idi!” deyince güldü ve:
“Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Allah’a kavuşuncaya kadar, Muhammed âilesi üç gün üst üste doyuncaya kadar katıkla ekmek yememiştir” dedi.
Buhârî, Et’ime 27, Edâhî 16; Müslim,Edâhî 28, (1971); Muvatta, Edâhî 5; Tirmizî, Edâhî 14, (1511); Ebu Dâvud, Edâhî 10, (2812); Nesâî, Edâhî 37, (7, 235, 236).

1481 – Nübeyşe radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Biz sizleri, kurbanların etinden üç günden fazla yemenizi, birçoğunuza kurban eti ulaşsın diye yasaklamıştık. Şimdi, Allah Teâlâ bolluk verdi. Artık yiyin, biriktirin ve ücret isteyin. Haberiniz olsun, bu bayram günleri yemek, içmek ve zikir günleridir.”
Ebu Dâvud, Edâhî 10, (2813); İbnu Mâce, Edâhî 16 (3160).

1482 – Nâciye el-Huzâî radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm hedy’ini Medine’den benimle gönderdi. Ben:
“Bunlardan yolda helak olan çıkarsa ben ne yapacağım?” diye sordum.
“Hemen kesersin, nalınını kanına batırırsın, sonra onunla insanlar arasından çekilirsin, yerler” dedi.
Muvatta, Hacc 148, (1, 380); Tirmizî, Hacc 72, (910); Ebu Dâvud, Menâsik 19, (1762); İbnu Mâce, Menâsik 101, (3105).

1483 – İbnu’l-Müseyyeb der ki: “Nafile olarak sevkedilen bir deve yolda helâk olsa ve hemen kesilerek halka terkedilse, halk da bunu yese, bu nafile kurbanın sahibine bir şey gerekmez. Kendisi yese veya ondan yiyene emretse borçlanır.”
Muvatta, Hacc 149, (1, 381).

1484 – İbnu Ömer radıyallahu anhümâ der ki. “Kim Kâbe’ye bir deve ihda eder, sonra daha mahalline ulaşıp; kesilmeden kaybederse veya hayvan ölürse, şayet bu bir nezir idiyse, yerine yenisini alır. Nezir değil de tetavvu idiyse, dilerse yeniler, dilerse terkeder.”
Muvatta, Hacc 150, (1,138).

1485 – Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bir deve sevkeden birisini görmüştü ki:
“Binsene ona!” dedi. Adam:
“O kurbanlıktır!” dediyse de Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm emrini tekrarladı:
“Bin ona!” Adam tekrar:
“O kurbanlıktır” diye haykırdı. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm:
“Bin ona” diye tekrarladı ve ikinci veya üçüncü seferde:
“Yazıklar olsun sana!” diye ilâvede bulundu.
Buhârî, Hacc 103, 112, Vesâya 12, Edeb 95, Müslim, Hacc 371, (1322); Muvatta, Hacc 139, (1, 337); Ebu Dâvud, Menâsik 18, (1760); Nesâî, Hacc 74, (5,176); İbnu Mâce, Menâsik 100, (3103).
Buhârî’nin bir rivayetinde, Ebu Hüreyre’den naklen şu ziyade vardı: “(Râvi) der ki: “Ben o adamı, deveye binmiş Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’la beraber yürürken gördüm, devenin boynunda nalın takılı idi.”

1486 – Hz. Câbir radıyallahu anh’e; kurbanlığa binme hususunda sorulmuştu, şu cevabı verdi: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ı işittim şöyle demişti: “Kurbanlığa, mecbur kaldıysan ma’ruf üzere bin. Bir başka sırt (binek) bulunca da in.”
Müslim, Hacc 375, (1324); Ebu Dâvud, Menâsik 18, (1761); Nesâî, Hacc 76, (5,177).

1487 – Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Medine’de iken Kâbe’ye kurban sunar, ben de kurbanının boynuna takılacak nişanlarını hazırlardım. Bu sırada Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ihramlıların sakındığı yasaklardan sakınmazdı.”
Buhârî, Hacc 110, Edâhî 15; Müslim 359, (1321); Muvatta, Hacc 51, (1, 340); Tirmizî, Hacc 69 (908); Ebu Dâvud, Menâsik 17, (1757, 1758, 1759); Nesâî, Hacc 65, 66, 67, 68, 69, 72, (5,171,178); İbnu Mâce, Menâsik 94, (3094).

1488 – Hz. Câbir radıyallahu anh’in anlattığına göre: “Ashab’tan Medine’de Hz. Peygamber aleyhissalâtu vesselâm ile kalanlardan bir kısmı Kâbe’ye kurbanlıklar göndermiş, bunlardan dileyen ihrama girmiş, dileyen de girmemiştir.”
Nesâî, Hacc 71, (5,174).

1489 – Rebîâ İbnu Abdillah İbni’l-Hüdeyrin anlattığına göre: “Irak’ta elbiseden soyunmuş bir adam görür ve sebebini sorar. Kendisine, bu adamın Kâbe’ye kurbanlık gönderdiği, bu sebeple elbiseleri attığı belirtilir.
Rebîa der ki: “Sonra ben Abdullah İbnu Zübeyr’le karşılaştım ve bu durumu ona anlattım. Bana:
“Kâbe’nin Rabbine kasem olsun bu bid’attır” dedi.
Muvatta, Hacc 53, (1, 341).

1490 – İbnu Ömer radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Bedene yolda doğuracak olursa, yavrusu da götürülüp annesiyle birlikte kesilir. Yavruyu taşıyacak bir mahmel (taşıyıcı) bulunmazsa annesine yükletilir.”
Muvatta, Hacc 143, (1, 378).

1491 – Yine İbnu Ömer radıyallahu anhümâ’in anlattığına göre: “Babası Hz. Ömer, necib (denen çok muteber cinsten bir deveyi) Kâbe’ye kurban olarak bağışlamıştı. O ara necibe üç yüz dinar verdiler. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a gidip sordu:
“Ben necibi Kâbe’ye bağışlamıştım. Bu ara bazıları gelip üç yüz dinar verip satın almak istediler. Bunu satıp yerine bir başka deve alayım mı?”
“Hayır, dedi. Başkasını değil, onu keseceksin!”
Ebu Dâvud, Menâsik 16, (1756).

1492 – İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Hudeybiye senesinde, Kâbe’de kesilmek üzere birçok deveyi kurban kıldı. Bunlar arasında vaktiyle Ebu Cehl’e ait olan, başında gümüşten -bazı râviler altından der- mâmul bir büre bulunan deve de vardı. Bununla, müşrikleri öfkelendiriyordu.”
Ebu Dâvud,Menâsik 13, (1749).

1493 – Nafi’ anlatıyor: “İbnu Ömer radıyallahu anhümâ, kurbanlık devesine kabâtî ketenden, yünden mâmul renkli kilimlerden, iki parçalı takımlardan çul sarar, sonra bunu Kâbe’ye yollardı. Bunlarla orada Kâbe’ye örgü yapılırdı.”
Muvatta, Hacc 146, (1, 379, 380).

1494 – Hz. Ali radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm, beni göndererek, kurbanlık develeriyle ilgilenmemi, onların etlerini, derilerini, çullarını tasadduk etmemi, bunlardan kasaba bir ücret vermememi tenbih etti.”
Hz. Ali radıyallahu anh der ki: “Kasaba ücretini kendimizden öderdik.”
Buhârî, Hacc 122,112,120,122, Vekâlet 1; Müslim, Hacc 348, (1317); Ebu Dâvud, Menâsik 20, (1769); İbnu Mâce, Menâsik 97, (3099).

1495 – İbnu Ömer radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselam kurbanlığını Mekke ile Medine arasında bir mevki olan Kudeyd’de satın almıştı. İbnu Ömer radıyallahu anhümâ de aynen öyle yaptı.”
Tirmizî, Hacc 68, (907).

1496 – Ka’b İbnu Ucre radıyallahu anh anlatıyor: “Biz Hudeybiye’de iken, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm yanıma geldi. O sırada ben tenceremin altını yakıyordum. Yüzümde de bitler kaynaşıyordu. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bana:
“Başındaki şu böcekler seni rahatsız etmiyor mu ?” diye sordu. Ben:
“Evet, ediyor!” dedim. Bana:
“Öyleyse tıraş ol ve üç gün oruç tut veya altı fakiri, her birine yarım sa’ vermek suretiyle doyur veya bir kurban kes. Bunlardan hangisini yaparsan olur” dedi. Ancak bu saydıklarının önce hangisini zikretmişti bilmiyorum” diye cevap verdi. Tam o sırada şu âyet nazil oldu:
“Artık içinizden kim hasta olur, yahud başından bir eziyeti bulunursa ona oruçtan, ya sadakadan, yahud da kurbandan biriyle fidye vacib olur…” (Bakara 196).
Buhâri, Muhsar 5, 6, 7, 8, Me-gâzî 35, Tefsir, Bakara 32, Merdâ 16, Tıbb 16; Müslim, Hac 80, (1201); Muvatta, Hacc 337. (1,417); Ebu Dâvud, Menâsik 43, (1856-1861); Tirmizî, Hacc 107 (953); Nesâî, Hacc 96, (5, 194,195); İbnu Mâce, Menâsik 91, (3079).

1497 – el-Haccâc İbrıu Amr el-Ensârî radıyallahu anh anlatıyor:
“Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın şöyle söylediğini işittim: “Kimin bir bacağı kırılır veya sakatlanırsa ihramdan çıkar ve memleketine döner ve müteâkip sene yeniden hac yapar.”
Tirmizî, Hacc 96, (940); Ebu Dâvud, Menâsik 44 (1862); Nesâî, Hacc 102, (5,198,199).

1498 – Ebu Esmâ Mevlâ Abdillah İbni Ca’fer rahimehullah’in anlatığına göre: “Efendisi Abdullah İbnu Ca’fer’le beraber Medine’den çıktılar. Sükyâ’da hasta olan Hüseyin İbnu Ali radıyallahu anhümâ’ye uğradılar, Abdullah İbnu Cafer, Hz. Hüseyin’le ilgilenmek için yanında kaldı. Haccın fevte uğramasından o sene kaçırmaktan korkarak Medine’de mukim Hz. Ali ve zevcesi Esma Bintu Umeys radıyallahu anhümâ’e haber gönderdi, bunlar derhal yanına geldiler. Hz. Hüseyin radıyallahu anh ağrıdan şikâyet ederek başına işaret etti. Hz. Ali radıyallahu anh başının tıraş edilmesini emretti. Sonra onun adına Sükyâ’da kurban kesilmesini emretti ve bir deve kesildi.”
Yahya İbnu Said der ki: “Bu seferinde Hz. Hüseyin (hac maksadıyla) Mekke’ye müteveccihen Hz. Osman radıyallahu anh’la birlikte yola çıkmıştı.”
Muvatta, Hacc 165, (1, 388).

1499 – Amr İbnu Saîd en-Nehai rahimehullah’nin anlattığına göre: “Umre yapmak üzere ihrama girdikten sonra Zatu’ş-Şukûk denen yere varınca orada kendisini yılan sokar. Arkadaşları, bu meseleyi sorabilecekleri bir kimseyle karşılaşmak üzere, herkesin gelip geçtiği ana yola çıkarlar. Derken İbnu Mes’ud radıyallahu anh karşılarına çıkar. Onlara şu fetvayı verir:
“Hemen bir hedy (kurbanlık) veya onun değeri miktarınca nakit parayı (Mekke’ye) gönderin. Onunla kendi aranıza bir günlük alâmet koyun, hedy kesildi mi ihramdan çıksın. Ayrıca, bu umreyi de bilâhere kaza etmen gerekir.”
Rezîn tahriç etmiştir.

1500 – İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ anlatıyor:
“Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, Hudeybiye’de engellenmişti. Başını tıraş etti, kurbanını kesti, hanımlarına temasta bulundu, müteâkip sene umresini yaptı.”
Buhârî, Muhsar 1.

1501 – Nâciye İbnu Cündüb radıyallahu anh anlatıyor: “Hudeybiye’de kurbanlıkların önü kesildiği zaman Hz. Peygamber aleyhissalâtu vesselâm’e gelerek:
“Ey Allah’ın Resûlü! Kurbanlığı benimle gönder, onu Harem’de keseyim!” dedim. Bana:
“Bunu nasıl yapacaksın?” dedi. Ben:
“Onların göremeyecekleri yerlerden ve vâdilerden götürürüm” dedim. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm müsaade etti. Ben de onu götürüp Harem’de kestim.
Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, Harem’de kesilmesi için benimle göndermişti. Çünkü (Mekkeli müşrikler) kendisine mâni olmuşlardı.”
Rezîn’in ilâvesidir (İbnu Hacer, bu rivayeti Nesâî’den naklen Fethu’l-Bâri’de kaydeder (4, 382).

1502 – İmam Mâlik rahimehullah demiştir ki: “Kişi hacda düşman sebebiyle engellenirse, her nerede engele maruz kaldı ise, orada tıraş olup ihramdan çıkar. Kendisine yeniden bunu kaza etmesi gerekmez. Zîra Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ve Ashab’ı radıyallahu anhüm, kurbanlığı Hudeybiye’de kestiler. Beytullah’ta kesilmek üzere gönderilen kurbanlıklar mahalline varmazdan ve tavaf yapmazdan önce tıraş olup, her çeşit ihram yasaklarından çıktılar. Ve dahi, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın birisine umre menâsikinden bir şey yapması veya o anda yapmadığını sonradan yapmasını emrettiği de sahih değildir.”
Muvatta, Hacc 98, (1, 360); Buhâri, Muhsar 4 (Bab başlığında).

1503 – Süleyman İbnu Yesâr anlatıyor: “Ebu Eyyüb el-Ensârî radıyallahu anh hac yapmak üzere yola çıktı. Mekke yolu üzerindeki Bâdiye’ye gelince develerini kaybetti. Yevm-i nahrde Hz. Ömer radıyallahu anh’e gelerek, durumu ona anlattı. Hz. Ömer radıyallahu anh kendisine:
“Önce umre yapıyorsun gibi hareket et. Sonra ihramdan çık. Sonra müteâkip senenin haccına yetişirsen hac yap, kolayına giden bir de kurban kes.”
Muvatta, Hacc, 153(1, 383).

1504 – Yine Süleyman İbnu Yesar’dan rivayet edildiğine göre: “Hebbâr İbnu’l-Esved, yevm-i nahrde kurban kesmekte olan Hz. Ömer radıyallahu anh’e gelerek: “Ey mü’minlerin emîri, hesapta yanıldık. Biz bugünü arefe günü diye hesaplıyorduk” dedi. Hz. Ömer:
“Öyleyse Mekke’ye git, sen ve beraberindekiler tavaf edin, beraberinizde kurban getirdiyseniz bir kurban kesin. Sonra tıraş olun veya saçınızı kısa kesin ve artık memleketinize dönün. Gelecek yıl yeniden hac yapın, kurban kesin. Kurbanlık bulamayan, üç gün hac sırasında, yedi gün de dönüşte olmak üzere (on gün) oruç tutsun.”
Muvatta, Hacc 154, (1, 383).

1505 – Hz. Ali ve Hz. İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ demişlerdir ki: “İhsarlıya âyet-i kerimede “…kolayınıza gelen kurbanı…” ifadesiyle emredilmiş bulunan kurbandan (Bakara 196) maksad bir koyundur.”
(Muvatta, Hacc 158).

1506 – İbnu Ömer radıyallahu anhümâ’den rivayet edilmiştir ki: “İhsârlıya kolayına gelen bir hed terettüp eder ayetinden sorulmuş, o da şu cevabı vermiştir: “Bundan maksad ya bir deve veya bir sığır veya yedi koyundur. Bir koyun kesmem, bana oruç tutmamdan veya bir deveye ortak olmamdan daha hoş gelir.”
Muvatta, Hacc 160. (Muvatta’da hadisin, “sığır” kelimesine kadar olan kısmı mezkûrdur. Geri kalan kısmını Rezîn zikretmiştir.)

1507 – Sadaka İbnu Yesâr el-Mekkî anlatıyor: “Saçları örtülü Yemenli bir kimse İbnu Ömer radıyallahu anhümâ’e gelip: “Ey Ebü Abdirrahmân, ben müstakil bir umre yapmak üzere geldim” dedi. Abdullah İbnu Ömer radıyallahu anhümâ:
“Ben seninle olsaydım da bana sormuş bulunsaydın, sana hacc-ı kıran yapmanı emrederdim” dedi. Adam:
“Bu zaten öyleydi ancak kaçırdım” dedi. İbnu Ömer radıyallahu anhümâ:
“Başındaki saçlardan şu uçuşanları al (kes) ve kurban kes!” dedi.
Orada bulunan Iraklı bir kadın söze karıştı:
“Kurbanı da neymiş ey Ebu Abdirrahman?”
“Kurbanıdır!” Kadın tekrar sordu.
“Kurbanı nedir?” İbnu Ömer radıyallahu anhümâ şu cevabı verdi:
“Sadece bir koyun bulabilsem, onu kurban etmem bana oruç tutmadan daha hoş gelir.”
Muvatta, Hacc 162, (1, 386-387).

1508 – İbnu Ömer radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, Mekke’ye Kedâ’dan Bathâ’nın yanındaki yukarı yoldan girdi ve aşağı yoldan da çıktı.”
Buhârı, Hacc 41,15; Müslim, Hacc 223 (1257); Ebu Dâvud, Menâsik 45, (1866,1867); Nesâz,105, (5, 200); İbnu Mâce, Menâsik 26, (2940).

1509 – İbnu Ömer radıyallahu anhümâ’den anlatıldığına göre: “O, iki dağ yolu arasındaki Zu-Tuv nâm mevkide geceyi geçirir, sonra Mekke’nin yukarı yolundan şehre girerdi. Hac veya umre yapmak niyetiyle Mekke’ye geldiği vakit, devesini doğruca Beytullah’ın kapısının yanında ıhdırırdı. Sonra (hayvandan iner) Mescid-i Harâm’a girer, Haceru’l-Esved rüknüne gelir, oradan başlayarak yedi kere Beyt’i tavaf eder ilk üçünde koşar, dördünde de yürürdü. Sonra tavaftan çıkar, evine dönmezden önce iki rek’at namaz kılar, Safâ ile Merve arasında da tavaf ta (sa’y) bulunurdu.
Hac ve umreden çıktığı zaman, Zülhuleyfe’deki Bathâ’da devesini ıhtırırdı. Orada Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm da devesini ıhtırırdı”
Buhârî, Hacc 38, 29,148,149; Müslim, Hacc 226 (1259); Muvatta, Hacc 6, (1, 324); Ebu Dâvud, Menâsik 45, (1865); Nesâî, Hacc 103, (5,199).

1510 – Nâfi’ anlatıyor: “İbnu Ömer radıyallahu anhümâ Muhassab’da öğle, ikindi, akşam, yatsı namazlarını kılar, bir miktar uyurdu. İbnu Ömer radıyallahu anhümâ, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın böyle yaptığını söylerdi.”
Buhârî, Hacc 149; Müslim, Hacc 337, (1310); Muvatta, Hacc 207; Tirmizî, Hacc 81, (921); Ebu Dâvud, Menâsik 87, (2012, 20I3).

1511 – Müslim’in bir rivayetinde: “İbnu Ömer radıyallahu anhümâ tahsib’i Muhassab’da konaklamayı sünnet bilirdi” denir.

1512 – İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ: “Tahsib menâsike dahil olan bir şey değildir, o, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın konakladığı bir konaklama yeridir” derdi.
Buhârî, Hacc 147; Müslim, Hacc 341, (1312); Tirmizî, Hacc 81, (921).

1513 – Yine aynı kaynaklar Hz. Aişe’nin şu sözünü kaydederler: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, oraya inmiştir, çünkü orası, yola çıkmaya daha uygundur.”
Buhârî, Hacc 147; Müslim, 339, (1311); Tirmizî, Hacc 82, (923); Ebu Dâvud, Menâsik 87, (2008).

1514 – Ebu Râfi’ radıyallahu anh anlatıyor:
“Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, Mina’dan ayrıldığı zaman Ebtah’a inmemi emretmedi. Fakat ben önceden gelip oraya bir çadır kurdum. Sonra O aleyhissalâtu vesselâm da gelip oraya indi.”
Müslim, Hacc 342, (1313); Ebu Dâvud, Menâsik 87, (2009).

1515 – Nâfi’ anlatıyor: “İbnu Ömer radıyallahu anhümâ Mekke’ye girmek için guslederdi.”
Tirmizî, Hacc 29, (852).

1516 – Bir rivayette: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Mekke’ ye girmek için gusletti” denmiştir.
Tirmizî, Hacc 29 (852).

1517 – İbnu Ömer radıyallahu anhümâ: “Mina gecelerinde, hiçbir hacı, Mina Akabesi’nin gerisinde geceyi geçirmemelidir.” derdi.
Muvatta, Hacc 209, (1, 406).

1518 – Bir diğer rivayet şöyle: “Hz. Ömer radıyallahu anh, (eyyâm-ı Mina’da hususî) adamlar göndererek, halkın Akabe’nin gerisine (Mina cihetine) girmelerini sağlardı.”
Muvatta, Hacc 208, (1/406).

1519 – İbnu Ömer radıyallahu anhümâ anlatıyor:
“Hz. Abbâs radıyallahu anh Kâbe ile ilgili sikâye vazifesi, kendi sorumluluğunda olduğu için, eyyâm-ı Mina’yı Mekke’de geçirmek için izin istedi. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm da ona izin verdi.”
Buhârî, Hacc 133, 75; Müslim, Hacc 346, (1315); Ebu Dâvud, Menâsik 75, (1959).

1520 – Alâ İbnu’l-Hadramî radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Muhacir olanlar, menasiklerini tamamladıktan sonra Mekke’de üç gün kalırlar.”
Buhârî, Menâkıbu’1-Ensâr 47; Müslim, Hacc 441,(1352); Tirmizî, Hacc 103, (949); Ebu Dâvd, Menâsik 96, (2022); Nesâî, Taksiru’s-Salât 4, (3,122).

1521 – Hz. Câbir radıyallahu anh’den anlatıldığına göre, kendisine: “Kişi Beytullah’ı görünce ellerini kaldırır mı?” diye sorulunca şu cevabı vermiştir:
“Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’la haccettik. O zaman biz bunu yapardık.”
Tirmizî, Hacc 32, (955). Bu metin Tirmizî’ye aittir. Mevzu üzerine, Ebu Dâvud ve Nesâî’den gelen metin müteakip rivayettedir.

1522 – Ebu Dâvud ve Nesâî’de bu rivayet şu şekildedir: “Bu hususta soruldu, şu cevabı verdi:
“Yahudilerden başka birisinin yaptığını görmedim. “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’la birlikte haccettik, bunu yapmadık.”
Ebu Dâvud, Menâsik 46, (1870); Nesâî, Hacc 122 (5, 212).

1523 – Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhisslâtu vesselâm ilerledi, Mekke’ye girdi. Doğru Beytullah’a giderek Haceru’l-Esved’e geldi, ilk iş onu istilâm buyurdu. Sonra Beytullah’ı yedi şavtta tavaf etti. Tavaf tamamlanınca Safâ tepesine geldi, oradan Beytullah’a baktı. Ellerini kaldırıp Allah’ı tekbir, tehlil, tahmid ve tevhitle zikretmeye başladı ve Allah’ın zikretmesini dilediğince zikretti, dua etti. Bu sırada Ensâr radıyallahu anhüm’da onun aşağısında aynı şekilde zikir ve duada bulunuyordu.”
Ebu Dâvud, Menâsik 46 (1872).

1524 – Nâfi’ rahimehullah anlatıyor: “İbnu Ömer radıyallahu anhümâ Mekke’den ayrılıp Medine’ye yönelmişti. Kudeyd’e gelmişti ki, kendisine Medine’den bir haber ulaştı. Bunun üzerine, ihramsız olarak Mekke’ye döndü.”
Muvatta, Hacc 248 (1, 423).

1525 – İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Fadl İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın terkisinde idi. Has’ame’den bir kadın bir şeyler sormak istiyordu. Fadl, kadına, kadın da Fadl’a bakmaya başladı. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm eliyle Fadl’ın başını öbür istikâmete çevirdi. Kadın:
“Ey Allah’ın Resûlü, Allah’ın kullarına yazdığı hac farizası yaşlı ve ihtiyar babama ulaştı. Ancak o, bineğin üzerinde durabilecek halde bile değil. Ben ona bedel hac yapabilir miyim?” dedi. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm:
“Evet!” dedi. Bu hâdise, Veda haccında cereyan etti.”
Buhârî, Hacc ı, Cezâu’s-Sayd 23, 24, isti’zâzı 2; Müslim, Hacc, 407, 408, (1334,1335); Muvatta, Hacc 97, (1, 359); Tirmizî, Hacc 85, (928); Ebü Dâvud, Menâsik 26, (1809); Nesâî, Hacc 9,11,12, (5,117,118).

1526 – İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ anlatıyor:
“Bir adam Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a gelerek:
“Kızkardeşim haccetmeye nezretti. Ancak bunu îfa etmeden öldü, ne yapmak gerekmektedir?” diye sordu. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm:
“Üzerinde başka borcu var mıydı, sen bunu ödeyiverdin mi?” buyurdu. Adam:
“Evet!” deyince:
“Öyleyse Allah’a olan borcunu da ödeyiver. O, (celle şânuhu) borç ödenmeye daha lâyıktır” dedi.
Buhârî, Eymân 30, Cezâu’s-Sayd 22, İtisâm 12; Nesâî, Hacc 7, 8, (5,116); Müslim, Nezr 1, (1638).

1527 – Yine İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ’tan rivayet edildiğine göre: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, bir adamın:
“Şübrüme adına lebbeyk!” dediğini işitir.
“Şübrüme de kim?” diye sorar. Adam:
“Bir kardeşim veya bir yakınım!” diye cevap verir. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm:
“Sen kendi hesabına hac yapmış mısın?” diye sorar. “Hayır!” cevabını alınca:
“Öyleyse önce kendi adına hac yap, sonra Şübrüme adına yaparsın!” der.
Ebu Dâvud, Menâsik 26, (1811); İbnu Mâce, Menâsik 9, (2903).

1528 – Yahya İbnu Said anlatıyor: “Hz. Ömer radıyallahu anh yevm-i nahrin sabahında gündüz biraz yükselince çıkıp tekbir getirdi. Onun tekbiriyle birlikte halk da tekbir getirdi. Aynı gün, gündüzün tamamen yükselmesinden sonra ikinci defa çıkıp tekbir getirdi, halk da onunla birlikte tekbir getirdi. Sonra güneşin zeval vaktinde çıkıp tekrar tekbir getirdi, halk da onunla birlikte tekbir getirdi. Getirilen bu tekbir Mescid-i Haram’a kadar ulaştı ve halk: “Hz. Ömer tekbir getirdi” deyip tekbir getirdiler.”
Muvatta, Hacc 205, (1, 404).

1529 – İbnu Ömer radıyallahu anhümâ’den anlatıldığına göre, “O, çadırının içinde tekbir getirirdi.”
Buhârî, İydeyn 12. (Tercüme’de muallak olarak kaydeder. Ancak Buhârî, bunu İbnu Ömer’e değil, Hz. Ömer’e nisbet eder.)

1530 – Meymûne radıyallahu anhâ’dan anlatıldığına göre, “Yevm-i nahrde tekbir getirir, kadınlar da Ebân İbnu Osman’ın arkasından tekbir getirirlerdi.”
Buhârî, İydeyn 12.

1531 – Abdurrahman İbnu Muâz radıyallahu anh anlatıyor: “Biz Mina’da iken Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bize hitab etti. Kulaklarımız öylesine açıldı ki, sanki her ne söylese bulunduğumuz yerden rahat işitiyorduk. Bir ara, halka menâsikini öğretmeye başladı. Böylece taşlama yerine kadar geldi. Konuşurken şehâdet ve orta parmağını kulaklarına koymuştu. Atılacak taşların nohut büyüklüğündeki fırlatma taşı olduğunu söyledi. Muhacirler’e emrederek Mescid’in ön kısmında konaklamalarını, Ensar’a da Mescid’in arka kısmında konaklamalarını söyledi.”
Râvi der ki: “İşte bundan sonradır ki herkes bineklerinden inip yerleşti.”
Ebu Dâvud, Menâsik 70, (1951); Nesâî, Hacc 189, (5, 249).

1532 – Râfi’ İbnu Amr el-Müzenî radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ı Mina’da halka hitab ederken gördüm. Vakit kaba kuşluktu ve Efendimiz, boz bir dişi katırın üzerindeydi. Hz. Ali radıyallahu anh’de, Resûlullah aleyhissalâtu vesselàm’ın sözlerini rahat işitebileceği bir mesafede durup, eksiltip artırmadan halka tekrar ediyordu. Halkın kimisi ayakta idi, kimisi de oturuyordu.”
Ebu Dâvud, Menâsik 73, (1956).

1533 – İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Ravhâ’da bir grup yolcuya rastladı. Onlardan bir kadın kendisine bir çocuğu kaldırıp:
“Bunun için de hac câiz olur mu?” diye sordu. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm:
“Evet, olur ve sana da sevab vardır” buyurdu.
Müslim, Hacc 409, (1336); Muvatta, Hacc 244, (1, 422); Ebu Dâvud, Menasik 8, (1736).

1534 – Sâib İbnu Yezid radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Babam (radıyallahu anh) bana, Veda haccı sırasında Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’la birlikte hac yaptırdı. Ben o zaman yedi yaşında idim.”
Buhârî, Cezâu’s-Sayd 25; Tirmizî, Hacc 83, (925).

1535 – Hz. Câbir radıyallahu anh diyor ki: “Biz, kadın ve çocuklara bedel, telbiye getiriyorduk.”
Tirmizî, Hacc 84, (927); İbnu Mâce, Menâsik 68, (3038).
İlim adamları, kadının yerine başkasının telbiye getiremeyeceği hususunda icmâ etmişlerdir.

1536 – Hz.Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Subâa Binti’z-Zübeyr radıyallahu anhâ’in yanına girdi:
“Herhalde sen hac yapmak istiyorsun?” dedi. Subâa:
“Vallahi kendimi hasta buluyorum” diye cevap verince:
“Hacca çık, fakat şart koş ve de ki: “Ya Rabbi, beni nerede hapsedersen orası ihramdan çıkıp haccı bırakma yerimdir.”
Buhârî, Nikâh 15; Müslim, Hacc 104, (1207); Nesâî, Hacc 60, (5,168).

1537 – Tirmizî de der ki: “İbnu Ömer radıyallahu anhümâ, hacda şart koşmayı reddeder ve şöyle derdi: “Size Hz. Peygamber aleyhissalâtu vesselâm’in sünneti kifâyet etmiyor mu?
“Nesâi’nin rivayetinde şu ziyade yer alır: “O, hiçbir zaman şart koşmamıştır. Eğer sizden biri bir mâniden dolayı haccını tamamlayamazsa, Beytullah’a giderek tavaf etsin, Safâ ve Merve arasında sa’y etsin, sonra tıraş olsun yahut saçını kısalttırsın. Böylece ihramdan çıkmış olur ve gelecek sene hac yapıncaya kadar her şey kendisine helal olur.”
Şârihler, bu hadisi İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ’tan rivayet eden Tâvus ile Said İbnu Cübeyr’in de bununla amel etmediklerini belirtirler.
Esâsen haccı tamamlamaya mani bir engelle karşılaşacak olanların tâbi olacakları ihsâr ahkâmı varken, önceden koşulan şart, yeni bir hak getirmiyor.

1538 – İbnu Cüreyc rahimehullah anlatıyor: “İbnu Ömer radıyallahu anhümâ’ın ayağının çukuruna, Mina’da mızrağın uç demiri isâbet etti. Haccâc, İbnu Örner radıyallahu anhümâ’e geçmiş olsun ziyaretine geldi. İbnu Ömer radıyallahu anhümâ’e:
“Keşke sana bunu isabet ettireni bilseydik de cezalandırsaydık” dedi. İbnu Ömer:
“Bana onu sen isâbet ettirdin” dedi. Öbürü:
“Nasıl olur?” deyince, İbnu Ömer:
“Silah taşınması yasak olan bir günde sen silah taşıdın. Harem’e silah soktun. Hâlbuki Harem’e silah sokulmaz” dedi.
Buhârî, İydeyn 9.

1539 – Berâ İbnu Âzib radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Hudeybiye’de Mekkelilerle, “Şehre, silahın sâdece cülübbânından yani içindekileriyle dağarcıktan başka bir şey sokmamak şartıyla anlaştılar.”
Buhârî, Sulh 6, Umre 3, Cezâu’s-Sayd 17, Cizye 19, Megâzî 48; Müslim, Cihâd 90, (1783); Ebu Dâvud, Menâsik 33, (1832).

1540 – İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a zemzem suyu verdim, ayakta içti.”
Buhârî, Hacc 76, Eşribe 16; Müslim, Eşribe 117, (2027); Tirmizî, Eşribe 12, (1883).

1541 – İbnu Ömer radıyallahu anhümâ anlatıyor:
“Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Hudeybiye Antlaşması sırasında bir Kureyşliye, Hudeybiye’ye zemzem suyu getirmesini söyledi. Adam getirdi. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm onu Medine’ye götürdü.”
Rezîn’in ilâvesidir.

1542 – Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: “Ey Allah’ın Resûlü, Mina’da, seni güneşe karşı gölgeleyecek bir bina yapmayalım mı?” demiştim, bana:
“Hayır! dedi. Orası oraya gelenlere develerini ıhdırma yeridir!”
Ebu Dâvud, Menâsik 90, (2019); Tirmizî, Hacc 51, (881); İbnu Mâce, Menâsik 52, (3006, 3007).

1543 – Ebu Vâkid el-Leysî radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ı dinledim. Veda haccında zevcelerine şöyle demiştir:
“Size bu (farzınız!) bundan sonra hasırların arkaları!”
Ebu Dâvud, Menâsik 1, (1722).

1544 – İbrahim rahimehullah babası tarikiyle dedesinden rivayet ediyor:
“Hz. Ömer radıyallahu anh, yaptığı en son haccında Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın zevcelerine izin verdi. Onlarla birlikte Abdurrahman İbnu Auf ve Osman İbnu Affân radıyallahu anhümâ’ı gönderdi.”
Buhâri, Cezâu’s-Sayd 26.
Berkânî der ki: “Hadisi rivayet eden İbrahim’den maksad: İbrahim İbnu Abdirrahman İbni Avftır.”
Humeydî ise: “Bu açıklama isabetli gözükmüyor. Derim ki: O, İbrahim İbnu Abdirrahman İbni Abdillah İbni Ebî Rebîa el-Mahzümî’dir.” Doğruyu Allah bilir.

1545 – İbnu Ömer radıyallahu anhümâ anlatıyor:
“Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a: “Gerçek hacı kimdir?” diye soruldu da şu cevabı verdi:
“Saçını düzenleyip yıkamayı ve koku sürünmeyi çoktan terketmiş kimsedir.”
Kendisine tekrar:
“Hangi hac efdaldir?” diye sorulunca:
“Yüksek sesle telbiye getirilen ve kurban kesilen” dedi.
“Haccla ilgili âyette geçen sebil nedir?” diye soruldu.
“Zâd (nafaka) ve râhile (binek) dir” cevabını verdi.
Tirmizî, Tefsir, Âl-i İmrân, (3001); İbnu Mâce, Menâsik 6, (2896).

1546 – Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Bir adam:
“Ey Allah’ın Resûlü! Bana hac farz oldu. Borcum da var önce hangisini ödeyeyim?” diye sordu. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm:
“Önce borcunu öde!” dedi.
Rezin ilâvesidir.

1547 – Sümâme rahimehumullah anlatıyor:
“Hz.Enes radıyallahu anh, cimri olmadığı halde havıdlı bir devenin üzerinde haccını yaptı.” Hz. Enes radıyallahu anh:
“Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm da yol eşyasını yüklediği havıdlı bir deve üzerinde hac yaptı” demiştir.
Buhârî, Hacc 3 (Muallak senetsiz olarak kaydetmiş.)

1548 – Ubeyd İbnu Cüreye anlatıyor: “İbnu Ömer radıyallahu anhümâ’e:
“Seni dört şey yaparken görüyorum. Bunları arkadaşlarından bir başkasının yaptığını görmedim” dedim. Bana:
“Ey İbnu Cüreye, onlar nedir?” diye sordu. Ben de saydım: “Sen Kâbe’nin rükünlerinden sadece iki Yemanî rükne (rükn-i Yemânî ve rükn-i Hacer) temasta bulunuyor, diğerlerine temas etmiyorsun. Keza senin tüysüz deriden ma’mul nalın giydiğini görüyorum. Keza senin saç ve sakalını sarıya boyadığını görüyorum. Keza seni Mekke’de gördüm, herkes Zilhicce hilâlini görünce ihrama girdikleri halde sen terviye günü 8 Zilhicce ihrama girdin!” Bana şu açıklamayı yaptı:
“Rükünlere temasa gelince; ben Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın, sadece iki rükne temas ettiğini gördüm. Tüyü yolunmuş nalına gelince; ben Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın nalınlarında hiç tüy görmedim. Ayakları onların içinde iken abdest alırdı. Ben onu giymeyi seviyorum. Sarıya gelince; ben Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın onunla boyandığını gördüm. Ben onunla boyanmayı seviyorum. İhrama girmeye gelince, ben Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın devesi, onu yola koyuncaya kadar telbiye çektiğini görmedim.”
Buhârî, vüdû’ 30; Müslim, Hacc 25, (1187); Muvatta, Hacc 31, (1, 333); Ebu Dâvud, Menâsik 21, (1772).

1549 – Hz. Câbir radıyallahu anh anlatıyor:
“Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, üç kere hac yaptı. Şöyle ki: “Hicret etmezden önce iki, hicretten sonra da bir hac ve bununla birlikte bir umre yaptı. Bu hac sırasında Medine’den altmış üç deve sevketti. O sırada Hz. Ali radıyallahu anh Yemen’den geldi, berâberinde, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın kestiği kurbanların geri kısmı da vardı. Bunlar arasında Ebu Cehl’e ait olup Bedir Savaşı’nda ganimet olarak alınan burnunda gümüş halka bulunan deve de vardı. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm hepsini kesti. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm her deveden bir parça alınmasını emretti. Bunlar bir kapta pişirildi. Efendimiz suyundan içti.”
Tirmizî, Hacc 6, (815)

1550 – Urve İbnu Zübeyr rahimehullah anlatıyor:
“Ben ve İbnu Ömer radıyallahu anhümâ, Hz. Aişe’nin hücresine dayanmıştık, o içerde dişlerini misvaklıyordu. Bu esnada misvaktan çıkan sesleri işitiyordum. Ben, İbnu Ömer’e:
“Ey Ebu Abdirrahmân! Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Receb ayında umre yaptı mı? diye sordum.
“Evet!” dedi. Ben de, Hz. Aişe radıyallahu anhâ’ye seslendim:
“Ey anneciğim, Ebu Abdirrahman’ı dinliyor musun ne söylüyor?”
“Ne söylüyor?” dedi.
“Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Receb’te umre yaptı diyor” dedim. Hz. Aişe radıyallahu anhâ:
“Ebu Abdirrahman’a Allah mağfıret etsin. Ömrüm hakkı için, Receb’de umre yapmadı. Hem O, nasıl olur da yanılır, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın yaptığı her umrede o da hazır bulunmuştu” dedi. İbnu Ömer, Hz. Aişe radıyallahu anhâ’nin bu sözlerini işittiği halde ne “evet!” ne de “hayır!” demedi, süküt etti.”
Buhârî, Umre 3; Müslim, Hacc 219, (1255); Tirmizî,Hacc 93, (936, 97); Ebu Dâvud, Menâsik 80, (1991,1992).

1551 – İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm dört umre yaptı: 1- Hudeybiye umresi, 2-Müteakip sene Zilkade ayında yaptığı umretü’l-kadâ, 3-Ciırrâne’den yaptığı umre, 4- Veda haccı sırasında hac ederken yaptığı umre.”
Tirmizî, Hacc 7, (816); Ebu Dâvud, Menâsik 80, (1993); İbnu Mâce, Menâsik 50, (3003).

1552 – Hz.Urve rahimehullah demiştir ki:
“Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm üç umre yaptı: Biri Şevvâl ayında, ikisi de Zilkade ayındadır.”
Muvatta, Hacc 56, (1, 342).

1553 – İmam Mâlik’e ulaştığına göre: “Hz. Peygamber aleyhissalâtu vesselâm üç sefer umre yapmıştır: 1- Hudeybiye senesinde, 2- (Hudeybiye yılını takip eden) kaza senesinde, 3- C’ürrâne senesinde”
Muvatta, Hacc 5, (1, 342).

1554 – İbnu Ömer radıyallahu anhümâ anlatıyor:
“Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm aramızda olduğu halde biz Veda haccından bahsederdik ve Veda haccının ne olduğunu bilmezdik. Veda haccında Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Allah’a hamd ve sena edip sonra da Mesih Deccâl’ı mevzubahis etmişti, sözü onun hakkında epeyce uzatıp şunları da söylemişti:
“Allah’ın gönderdiği her peygamber, ümmetini onunla korkuttu. Hz.Nuh aleyhisselâm ve ondan sonra gelen bütün peygamberler onunla korkuttular. Bilesiniz o, aranızdan çıkacaktır. Onun şe’ninden (yapacağı icraatler) hiç bir şey size gizli kalmayacak. Çünkü sizlere gizlemez. Rabbinizin gözü kör değildir. Hâlbuki onun sağ gözü kördür. Onun gözü pertlek bir üzüm gibidir.
Haberiniz olsun! Allah sizlere birbirinizin kanını, malını haram kıldı, bunlar, şu günlerinizin, şu beldenizdeki haramlığı gibi haramdır.
Acaba tebliğ ettim mi?” Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın bu sorusuna cemaat hep bir ağızdan:
“Evet” diye cevap verdi. Bunun üzerine üç sefer:
“Ya Rab şâhid ol! Ya Rab şâhid ol! Ya Rab şâhid ol!” dedi ve tekrar cemaate yönelerek:
“Vah size! -veya eyvah size!- Benden sonda dönüp birbirlerinizin boyunlarını vuran kâfirler olmayın!” dedi.
Buharî, Hacc 132, Edeb 43, 95, Hud 9, Diyât 2, Fiten 8; Müslim, İmân 119, (66).

1555 – İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ anlatıyor:
“Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, saçlarını tarayıp yağladıktan, rida ve izârını giydikten sonra Medine’den ashabıyla birlikte ayrıldı. Rida ve izâr çeşitlerinden, vücudun cildine boyası geçen za’feranla boyanmış olanlar dışında hiç bir şeyi yasaklamadı. Böylece Zülhuleyfe’ye geldi. Orada devesine bindi. Devesi onu Beydâ sırtına çıkarınca O (aleyhissalâtu vesselâm) da, Ashab’ı (radıyallahu anhüm) da telbiye getirdiler. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm kurbanlığına takısını takıp nişanladı. Bu iş, Zilkade ayının sondan beşinci gününde cereyan etmişti. Mekke’ye Zilhicce’nin dördünde indi. İlk iş Beytullah’ı tavaf etti, Safâ ve Merve arasında sa’yde bulundu. Kurbanlığı sebebiyle ihramdan çıkmadı. Çünkü ona kurbanlık alâmeti olan takıyı takmıştı. Sonra Mekke’nin Hacün yanındaki en yüksek yerine indi. Artık hac için telbiye getiriyordu. Kâbe’ye onu tavaf ettikten sonra, Arafat’tan dönünceye kadar hiç yaklaşmadı. Asabına ise, Kâbe’yi tavaf etmelerini, Safâ ile Merve arasında sa’y etmelerini emretti, sonra saçlarını kısaltarak ihramdan çıkmalarını emretti. Bütün bu emirler, berâberinde kurbanlık olarak takılanmış devesi olmayanlar içindi. Berâberinde hanımı bulunanlara, hanımlarıda helâldi. Keza koku ve elbisede helâldi.”
Buhârî, Hacc,21,70,128

1556 – Hz. Ali radıyallahu anh anlatıyor:
“Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Arafat’ta vakfe yaptı ve: “Burası Arafat’tır, vakfe yeridir, Arafat’ın her yeri vakfe yeridir” dedi.
Sonra güneş batar batmaz ifâza yaptı. (Arafat’ı terketti). Devesinin terkisine Üsâme İbnu Zeyd radıyallahu anhümâ’i bindirdi. Efendimiz aleyhissalâtu vesselâm, halk sağında ve solunda develere telâşla vururlarken onlara dönüp bakmadan her zamanki sükun ve rıfk hâlini koruyarak eliyle işaret edip: “Ey insanlar! Sakin olun” diyordu.
Sonra Cem’e (Müzdelife’ye) geldi. Orada iki namazı da (akşam ve yatsı) beraberce kıldırdı. Sabah olunca Kuzah tepesine gelip üzerinde vakfe yaptı.
“Burası Kuzeh’dir, vakfe yeridir. Cem’in tamamı vakfe yeridir!” dedi. Sonra oradan ayrıldı, Muhassır vâdisine geldi. Devesine vurdu. Deve dört nala koşarak vâdiyi geçti. Orada durup, amcası Abbâs radıyallahu anh’ın oğlu Fazl’ı devesinin terkisine aldı.
Oradan Cemretu’l-Akabe’ye geldi ve taşlama yaptı. Sonra menhara (kesim yerine) geldi:
“Burası menhardır (kurbanlarımızı keseceğimiz yer), Mina’nın her tarafı menhardır” buyurdu. Has’am kabilesinden genç bir kadın gelerek:
“Ey Allah’ın Resûlü! Babam yaşlanmış bir ihtiyardır, Allah’ın hac farizası kendisine terettüp etmektedir. Ben ona bedel hac yapabilir miyim?” diye bir suâl sordu. Resûlullah aleyhissalâtu vesselàm:
“Babana bedel hac yap!”cevabını verdi. Bu sırada eliyle, devenin terkisinde bulunan Fazl’ın başını büktü. Amcası Abbâs radıyallahu anh:
“Ey Allah’ın Resûlü! Amcanın oğlu Fazl’ın başını niye büktün?” diye sordu.
“İkisini de birer genç görüyorum. Onlar hakkında şeytanın şerrinden emin değilim!” dedi. Derken bir adam daha gelip:
“Ey Allah’ın Resûlü, ben tıraş olmazdan önce ifâza tavafını yaptım!” dedi.
“Tıraş da ol, bunda mahzur yok!” cevabını aldı. Derken bir başkası daha gelip:
“Ey Allah’ın Resûlü, ben taşlama yapmazdan önce kurbanımı kesmiş bulundum!” dedi.
“Taşlarını da at, bunda bir mahzur yok!” cevabını aldı. Sonra Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Beytullah’a geldi, onu tavaf etti, sonra zemzem’e geldi ve:
“Ey Abdulmuttaliboğulları, eğer halk size bunun üzerine galebe etmeyecek olsa mutlaka çekerdim” dedi.
Tirmizî, Hacc 54, (885).

1634 – İbnu Mes’ud radıyallâhu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Şu iki kişi dışında hiç kimseye gıbta etmek caiz değildir: Biri, Allah in kendisine verdiği hikmetle hükmeden ve bunu başkasına da öğreten hikmet sahibi kimse. Diğeri de Allah’ın kendisine verdiği malı hak yolda sarfeden zengin kimse.”
Buhârî, İlm 15, Zekât 5 Ahkâm 3, İ’tisam 13; Müslim, Salâtu’l-Müsâ irin 268, (816).

1635 – İbnu Ömer radıyallâhu anhümâ anlatıyor: “İki kişiye karşı hased caizdir: Birincisi o kimsedir ki, Allah kendisine Kur’ân-ı Kerim’i nasib etmiştir, o da onu, gece ve gündüz boyu ikame eder. İkincisi de o kimsedir ki, Allah Teâlâ ona mal vermiştir de o da gece ve gündüz hak yolda infak eder.”
Buhârî, Fedâilu’l-Kur’ân 20, Tevhid 45; Müslim, Mûsâfrin 266 (815); Tirmizî, Bir 24, (1937).

1636 – Hz. Ebu Hüreyre radıyallâhu anh anlatıyor: “Resûlulah aleyhîssalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Hasedden kaçının. Çünkü o, ateşin odunu -râvi dedi ki: Veya kuru otu- yiyip tükettiği gibi, bütün hayırları yer tüketir.”
Ebu Dâvud, Edeb 52, (4903).

1637 – Hz. Zübeyr radıyallâhu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Size ümem-i kadime hastalığı sirayet etti. Bu, hased ve buğzdur. Bu kazıyıcıdır. Bilesiniz; kazıyıcı derken saçı kazır demiyorum. O dini kazıyıcıdır. Nefsimi kudret elinde tutan Zât-ı Zülcelâl’e yemin ederim, sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. Birbirinizi sevmeye yardımcı olacak şeyi haber vereyim mi? Aranızda selâmı yaygınlaştırın.”
Tirmizî, Sıfatu’l-Kıyâme 57, (2512).

4658 – Ebu Hureyre ve Ebu Said radıyallahu anhüma’nın anlattıklarına göre, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm şöyle buyurmuştur:
“Mü’min kişiye bir ağrı, bir yorgunluk, bir hastalık bir üzüntü hatta bir ufak tasa isabet edecek olsa, Allah onun sebebiyle mü’minin günahından bir kısmını mağfiret buyurur.”
Buhari, Marda 1; Müslim, Birr 52, (2573); Tirmizi, Cenaiz 1, (966).

4659 – Hz. Cabir radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, Ümmü’s-Saib radıyallahu anhâ’nın yanına girdi ve:
“Niye zangırdıyorsun, neyin var?” dedi. Kadın: “Humma (sıtma)! Allah belasını versin!” dedi. Aleyhissalatu vesselam da:
“Sakın hummaya sövme! Çünkü o, insanların hatalarını temizlemektedir, tıpkı körüğün demirdeki pislikleri temizlediği gibi!” buyurdular.”

4660 – Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bir hummalıyı ziyaret etmişti. Hastaya:
“Müjde! Zira Allah Teâlâ Hazretleri diyor ki: “Humma benim ateşimdir, ben onu mü’min kuluma musallat ederim, ta ki, ateşten tadacağı nasibini dünyada tadmış olsun.”
Rezin tahric etmiştir. (Ahmed İbnu Hanbel’in Müsned’inde mevcuttur: 2, 440).

4661 – Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Allah bir kuluna hayır murad etti mi onun cezasını tacil edip dünyada verir; bir kulu hakkında da kötülük murad etti mi onun günahlarını tutar, Kıyamet günü cezasını verir.”
Tirmizi, Zühd 57, (2398).

4662 – Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Mükâfatın büyüklüğü belânın büyüklüğü ile orantılıdır. Allah bir cemaati sevdi mi onları musibete müptela eder. Kim bundan razı olursa Allah da ondan razı olur, kim de razı olmazsa Allah da ondan razı olmaz.”
Tirmizi, Zühd 57, (2398).

4663 – Hz. Cabir radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Kıyamet günü, afiyet ehli kimseler, bela ehline sevapları verilince, dünyada iken derilerinin makaslarla kazınmış olmasını temenni edecekler.”
Tirmizi, Zühd 59, (2404).

4664 – Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Mü’min erkek ve kadının nefsinde, çocuğunda, malında bela eksik olmaz. Tâ ki hatasız olarak Allah’a kavuşsun.”
Muvatta, Cenaiz 40, (1, 236); Tirmizi, Zühd 57, (2401).

4665 – Mus’ab İbnu Sa’d, babası radıyallahu anh’tan naklediyor: “Der ki:
“Ey Allah’ın Resûlü! dedim, insanlardan kimler en çok belaya uğrar?”
“Peygamberler, sonra büyüklükte onlara ve bunlara yakın olanlar. Kişi diyaneti nisbetinde belaya maruz kalır. Kim dininde şiddetli ve sağlam olursa onun belası da şiddetli olur. Şayet dininde zayıflık varsa, Allah onu da diyaneti nisbetinde imtihan eder. Bela kulun peşini bırakmaz. Tâ o kul, hatasız olarak yeryüzünde yürüyünceye kadar.”
Tirmizi, Zühd 57, (2400).

4666 – Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Allah Teâlâ Hazretleri ferman etti: “İzzetim ve celalim hakkı için, mağfiret etmek istediğim hiç kimseyi, bedenine bir hastalık, rızkına bir darlık vererek boynundaki günahlarından temizlemeden dünyadan çıkarmayacağım.”
Rezin tahric etmiştir.

4667 – Ebu Musa radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Bir kul, salih amel işlerken araya bir hastalık veya sefer girerek ameline mani olsa, Allah ona sıhhati yerinde ve mukim iken yapmakta olduğu salih amelin sevabını aynen yazar.”
Buhari, Cihad 134; Ebu Davud, Cenaiz 2, (3091).

4668 – Ebu Sa’id radıyallahu anh anlatıyor: “Kadınlar Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a dediler ki:
“Ey Allah’ın Resulü! Sizden istifade hususunda erkekler bize galip çıktı yeterince sizi dinleyemiyoruz. Bize müstakil bir gün ayırsanız!”
Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bunun üzerine onlara bir gün verdi. O günde onlara vaaz-u nasihat etti, bazı emirlerde bulundu. Onlara söyledikleri arasında şu da vardı:
“Sizden kim, kendinden önce üç çocuğunu gönderirse, onlar mutlaka kendisine ateşe karşı bir perde olur!”
Bir kadın sormuştu: “Ey Allah’ın Resûlü! Ya iki çocuğu ölmüşse?
“İki de olsa!” buyurmuşlardı.
Buhari, İlm 36, Cenaiz 6, İ’tisam 9; Müslim, Birr 152, (2633).

6838 – İbnu Abbas veya Fadl İbni Abbâs -veya bunlardan biri bir diğerinden- anlatmıştır: “Resülullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
“Kim hac yapmak isterse acele etsin. Çünkü olur ki insan hastalanır, bineği kaybolur, gitmeye mani bir iş zuhur eder.”

6839 – Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Halk: “Ey Allah’ın Resulü, haccetmek her sene farz mıdır?” diye sormuştu. “Eğer “Evet!” desem bu vacip olur. Eğer vacip olsa, bunu yerine getiremezsiniz, bu durumda yerine getirmezseniz azab görürsünüz” buyurdular.

6840 – Hz. Ömer radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Hac ve umreyi peşpeşe yapın. Çünkü bunların peşpeşe yapılması, tıpkı körüğün demirin pasını temizlemesi gibi, fakrı ve günahları temizler.”

6841 – Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Hacılar ve umre yapanlar Allah’ın elçileridir. Onlar Allah’a dua etseler, Allah onlara derhal icabet eder (dualarını kabul eder). Eğer kendisinden af ve mağfiret dileseler, derhal onlara mağfiret eder.”

6842 – İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Allah yolunda cihad eden, hacceden ve umre yapan Allah’ın elçisidir. Çünkü Allah bunların yapılmasına kulları davet etti, onlar da icabet ettiler. Buna mukabil onlar da O’ndan dilediklerini istediler, Allah da onlara istediklerini verdi.”

6843 – İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: “Bir adam Resülullah aleyhissalâtu vesselam’a gelip: “Babama bedel haccedebilir miyim?” diye sordu. Aleyhissalatu vesselem: “Evet! Babana bedel haccet. Bu haccınla onu hayır yönüyle artırmasan bile şer yönüyle artırmış olmazsın” buyurdular.

6844 – Ebu’l-Gavs İbnu Huseyn’in -ki el-Fur kabilesinden biridir, anlattığına göre: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm’a babasının üzerine vacib olmuş fakat eda etmeden ölmüş olduğu hac hakkında sormuştu. Aleyhissalâtu vesselâm: “Babana bedel haccet!” buyurdu ve ilave etti: “Nezir orucu da böyle, ona bedel kaza edilir.”

6845 – Husayn İbnu Avf radıyallahu anh anlatıyor: “Ey Allah’ın Resülü! Babama hac farz oldu. Ancak binek üzerinde bağlanmadıkça hac yapmaya muktedir değil!” dedim. Aleyhissalâtu vesselâm bir müddet sükût buyurup sonra: “Babana bedel haccet!” buyurdular.

6846 – Hz. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalatu vesselâm bize hitap ederek buyurdular ki: “Medine halkının ihrama gireceği yer Zülhuleyfe’dir. Şam halkının ihrama gireceği mikat yeri Cuhfe’dir. Yemenlilerin mikat yeri Yelemlem’dir. Necid ahalisinin mikat mahalli Karn’dır. Doğu (yani Irak) ahalisinin mikat yeri Zat-ı Irk’dır.” Aleyhissalatu vesselâm sonra, mübarek yüzlerini doğu taraftaki ufka çevirdi ve: “Allah’ım onların (doğudakilerin) kalplerini İslâm’a çevir” diye dua etti.

6847 – Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Ben Zülhuleyfe’deki ağacın yanında, Resülullah’ın bindiği devesinin sefinelerinin yani çökük iken yere değen uzuvlarının yanında idim. Deve ayağa kalkıp doğrulunca, Aleyhissalâtu vesselam: “Allah’ım! Umre ve hacca beraber niyet ederek davetine icabet ediyorum! Emrine âmâdeyim!” buyurdular. Yani o zaman ihrama girdiler. Bu ihrama girme işi Veda haccında idi.”

6848 – Hz. Cabir İbnu Abdillah radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalatu vesselâm buyurdular ki: “Allah rızası için gününü, akşama kadar, güneş altında telbiye çekerek geçiren hiçbir muhrim (hacc veya umre için ihrama giren) yoktur ki günahları güneşle beraber batmasın ve annesinin kendisini doğurduğu (günahsız) şekle dönmesin.”

6849 – Ebu Bekr İbnu Abdillah İbnü’z-Zübeyr radıyallahu anhüma büyük annesinden -ravi der ki: Bu büyükanne Esma Bintu Ebi Bekr midir, yoksa Su’da Bintu Avf mıdır bilemiyorum- naklediyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm Dubâ’a Bintu Abdilmuttalib’in yanına girmişti, ona: “Ey halacığım seni hac yapmaktan alıkoyan mâni nedir?” diye sordu. Halası: “Ben hastalıklı bir kadınım, (hastalığımın hacc menasikini yapmama) engel olmasından korkuyorum” dedi. Bunun üzerine Aleyhissalatu vesselâm: “İhrama gir, ancak menasiki ikmalden alıkonulduğun yerde ihramdan çıkmayı şart koş!” buyurdular.

6850 – Dubâ’a Bintu Zübeyr İbnü Abdilmuttalib radıyallahu anhâ anlatıyor: “Ben hasta iken Resülullah aleyhissalâtu vesselâm yanıma girdi ve bana: “Sen bu yıl hacca gitmek istemiyor musun?” buyurdular. Ben: “Ey Allah’ın Resülü! Ben cidden hastayım” dedim. Aleyhissalâtu vesselâm: “Sen hacca git ve ihrama girerken: “Allah’ım! beni hac menakisini tamamlamaktan alıkoyduğun yerde ihramdan çıkacağım” diyerekten niyet et!” buyurdular.”

6851 – Abdullah İbnu Abbâs radıyallahu anhüma anlatıyor: “Peygamberler Harem-i, Şerife yaya ve yalınayak olarak girerlerdi. Yine yalınayak ve yaya olarak Beytullah’ı tavaf edip, menasiki (hacc ve umrenin gereklerini) bu şekilde ifa ederlerdi.”

6852 – İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm Hacerü’l-Esved’e yöneldi, sonra dudaklarını üzerine koyup uzun müddet ağladıktan sonra ondan ayrıldı. Bir de baktı ki, Ömer İbnu’I-Hattab da yanında, o da ağlıyor. Hemen: “Ey Ömer buyurdular, evet gözyaşları burada dökülür.”

6853 – Ata İbnu Ebi Rabah Ka’be’yi tavaf ederken İbnu Hişâm radıyallahu anhüm’ün kendisine şöyle soru sorduğuna ve kendisinin şöyle cevap verdiğine şahit oldum: “İbnu Hişâm: “Rükn-i Yemani hakkında bilgi verir misin?” diye sordu. Atâ dedi ki: “Ebu Hureyre radıyallahu anh’ın rivayetine göre, Aleyhissalatu vesselam demiştir ki: “Rükn-i Yemani yetmiş (70) bin meleğe emanet edilmiştir. Kim onun yanında: “Allah’ım! Senden af, dünya ve ahirette âfiyet diliyorum. Rabbimiz! Bize dünyada iyiyi, ahirette de iyiyi ver ve bizi cehennem azabından koru!” diye dua ederse o melekler “âmin!” derler.” Atâ, Hacerü’l-esved’in bulunduğu köşeye gelince: “Ey Ebu Muhammed! Bu Hacerü’I-esved rüknü hakkında ne işittin?” dedi. Ata şu cevabı verdi: “Ebu Hureyre radıyallahu anh bana, ResÎulullah aleyhissalatu vesselâmın: “Kim hacerü’l-esvede yönelirse, şüphesiz Rahmân olan Allah’a yönelmiş olur” buyurduğunu anlattı.”
İbnu Hişâm, Atâ’ya: “Ey Ebu Muhammed! Tavafın faziletiyle ilgili ne işittiniz?” diye sordu. Atâ şu cevabı verdi: “Ebu Hureyre radıyallahu anh, bana Resülullah aleyhissalâtu vesselâm’ın: “Kim Beytullah’ı yedi sefer tavaf eder, tavaf sırasında konuşmayıp sadece “Sübhanallah, velhamdülillah ve lâilahe illallah, vallahu ekber velâ havle velâ kuvvete illa billâh” derse ondan on günah silinir ve on sevap yazılır, onun bununla mertebesi on derece yükselir. Kim de tavaf sırasında konuşursa sadece ayaklarıyla rahmete girer, tıpkı ayaklarıyla suya dalanlar gibi.”

6854 – Hz. Cabir radıyallahu anh diyor ki: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm hacc-ı ifrâd yapmıştır.”

6855 – Hz. Cabir radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm, Ebu Bekr, Ömer, Osman radıyallahu anhüm ecmain hacc-ı ifrad yaptılar.”

6856 – Ebu Talha radıyallahu anh demiştir ki: “Resülullah aleyhissalâtu vesselam hac ve umreyi beraber (yani hacc-ı kıran) yaptı.”

6857 – İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resülullah aleyhissalatu vesselam, ashabıyla birlikte Veda Haccında Mekke’ye geldikleri zaman, ne o ne ashabı, umre ve hac için (Ka’be’nin etrafında yedi defa dolaşmak suretiyle) ancak bir kere tavaf ettiler.”

6858 – Berâ İbnu’l-Azib radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalatu vesselam ve ashabı, hacda başımızda beraber çıktılar. Biz sahabilerin çoğu hac niyetiyle ihrama girdik. Mekke’ye geldiğimiz vakit, Aleyhissalâtu vesselam: “Haccınızı umreye çevirin!” buyurdular. Ashab: “Ey Allah’ın Resülü! Biz hac niyetiyle ihrama girmiştik! Şimdi onu nasıl umreye çevirelim?” dediler. Aleyhissalatu vesselam:
“Size emrettiğime riayet edin, dediğimi yapın!” buyurdular. Ashab, önceki itirazlarını tekrar etti, bunun üzerine Aleyhissalâtu vesselam kızdı. Ashab’ı koyup gitti. Öfkeli haliyle Hz. Aişe’nin yanına girdi. Aişe radıyallahu anhâ, Resülullah’ın öfkesini yüzünden okumuştu: “Seni kim öfkelendirdi? Allah da onu öfkelendirsin! dedi. Aleyhissalâtu vesselam: “Nasıl öfkelenmeyeyim? Ben bir emirde bulunuyorum, emrim tutulmuyor!” buyurdu.

6859 – Talha İbnu Ubeydillah radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Hacc cihaddır. Umre tatavvu (sünnet)’dir.”

6860 – Herim İbnu Hanbeş radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Ramazan ayında yapılan bir umre sevap cihetiyle bir hacca muâdildir.”

6861 – İbnu Abbâs radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm Zülkâde ayından başka bir ayda umre yapmamıştır.”

6862 – İbnu Ömer radıyallahu anhüma’nın anlattığına göre: “Kendini hac sırasında beş vakti (yani Zilhicce’nin sekizinci günü öğle, ikindi, akşam, yatsı ve Arefe günü sabah namazlarını) Mina’da kılardı. Sonra Resülullah aleyhissalatu vesselâm’ın da böyle yaptığını arkadaşlarına haber verdi.”

6863 – Abbas İbnu Mirdas es-Sülemi radıyallahu anh’ın anlattığına göre: “Resûlullah aleyhissalatu vesselam, Arafe günü akşamı ümmeti için mağfiret duasında bulunmuştur. Rabb Teâla, duasına: “Ben, zalimler hariç ümmetini mağfiret buyurdum. Zira ben zalimden mazlumun intikamını alacağım” diye icabette bulunmuştur. Resülullah: “Ey Rabbim! Dilersen mazluma (kendi katından bir lütuf olarak) cenneti verir, zalimi de affedersin!” dedi. O akşam Rab Teâla bu duasına icabet etmedi. Resülullah aleyhissalâtu vesselam Müzdelife’de sabah namazını kılınca, önceki (cevapsız kalan) duasını tekrar etti. Duasına, arzusu istikametinde cevap verildi.
Ravi devamla der ki: “Resülullah aleyhissalatu vesselam bunun üzerine memnuniyetinden güldü -veya “tebessüm etti” demiştir.- Hz. Ebu Bekr ve Ömer radıyallahu anhüma: “Annem babam sana kurban olsunlar! Şimdiye kadar bu saatlerde hiç gülmemiştiniz. Sizi güldüren şey nedir? Allah seni sevindirsin!” dediler. Aleyhissalatu vesselâm: “Allah’ın düşmanı İblis, Rab Teâla Hazretlerinin, ümmetimin hepsini mağfiret buyurduğunu öğrenince, yerden toprak alıp kendi yüzüne saçtı ve “Yazıklar olsun bana! Helak oldum, her emeğim boşa gitti!” diye bağırıp çağırmaya başladı. Onun bu korku ve üzüntüsünü görmek beni güldürdü” buyurdular.

6864 – Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: “Kureyşliler dediler ki: “Biz Ka’be-i Muazzama sakinleriyiz (yani onun yanında ikamet eden imtiyazlı kimseleriz). Biz (vakfe için) Harem-i Şerif’in dışına çıkmayız. (Arafat’a gitmeyiz, vakfemizi sadece Müzdelife’de taşradan gelenlerden ayrı olarak yaparız)”dediler. Bunun üzerine Allah Teâlâ Hazretleri şöyle buyurdular. (Meâlen): “Sonra siz de, halkın ifaza yaptığı (döndüğü) yerden (yani Arafat’tan Müzdelife’ye) ifaza yapınız (akın akın dönünüz)” (Bakara 199).

6865 – Bilal İbnu Rabâh radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm bana, Müzdelife vakfesinin sabahında: “Ey Bilâl! Halkı sustur -veya Halkı dinlet!” buyurdular. Sonra halka şu hitabede bulundular:
“Allah Teâlâ Hazretleri, şüphesiz, şu Müzdelife’nizde, sizlere iyilik ve ihsanda bulunarak, günahkârlarınızı, hayır sahipleriniz hatırına bağışladı. İyilerinize dilediğini verdi. Öyleyse Allah’ın adıyla buradan Mina’ya hareket edin!”

6866 – İbnu Abbas radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselam Akabe cemresine taş attığı zaman hemen geçiyor, (orada dua ve zikir için) durmuyordu.”

6867 – İbnu Abbâs radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Akabe cemresine ilk taşlamaya kadar telbiye getirdi (Lebbeyk… dedi).”

6868 – Hz. Cabir İbnu Abdillah radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalatu vesselam, kurban günü, Mina’da halkın suallerine cevap vermek üzere oturdu. Bir adam yanına gelip: “Ey Allah’ın Resûlü! Kurbanımı kesmezden önce tıraş oldum!” dedi. “Bir zararı yok!” buyurdular. Sonra bir başkası gelip: “Ey Allah’ın Resûlü! Taşlamaları yapmazdan önce kurbanımı kestim” dedi. “Bir zararı yok!” buyurdular. O gün menasikle ilgili takdim ve tehirden her ne sorulmuşsa mutlaka “Bir zararı yok!” diye cevap verdiler.”

6869 – Cübeyr İbnu Mut’im radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm Mina’da Hayf denilen dere kenarında ayağa kalkarak şunları söyledi: “Benim sözümü işitip aynen tebliğ edenin yüzünü (Kıyamet günü) Allah ak eylesin. Çünkü fıkıh (dolu hadisleri) yüklenen nice kimseler vardır ki, fakih değildir. Nice hadis taşıyıcıları vardır ki kendilerinden daha fakih olana hadis götürürler. Üç haslet vardır ki, bunlar oldukça mü’min kalbi kin ve husümet taşımaz: Ameli Allah rızası için ihlâslı yapmak, müslüman idarecilere hayırhah olmak, müslümanların cemaatine devam etmek. Çünkü müslümanların duaları ona katılanların hepsini kuşatır.”

6870 – Abdullah İbnu Mes’ud radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm Arafat’ta kulakları kesik gibi küçük olan devesinin üstünde olduğu halde şöyle buyurdular: “Bugünün hangi gün olduğunu, bu ayın hangi ay olduğunu, bu beldenin hangi belde olduğunu biliyor musunuz?”
Halk: “Burası haram beldedir, bu ay haram aydır, bugün kurban günüdür” diye cevap verdiler.
Aleyhissalâtu vesselâm sözlerine şöyle devam ettiler: “Bilesiniz! Şurası muhakkak ki mallarınız, kanlarınız birbirinize karşı haramdır, tıpkı şu ayınızın şu belde ve şu gündeki haramlığı gibi. Bilesiniz! Kıyamet günü Havz’ın başına hepinizden önce ben geleceğim. Ben sizin çokluğunuzla diğer ümmetlere karşı iftihar edeceğim. Sakın benim yüzümü kara çıkarmayın. Haberiniz olsun! Ben pek çok kimseyi şefaatimle ateşten kurtaracağım. Bazı kimseler de benden kurtarılacak (zebaniler onları götüreceklerdir). Ben: “Ey Rabbim! (Zebanilerin benden kaçırdıkları) benim sahabeciklerimdi, niye cehenneme götürülüyorlar?” diyeceğim. Allah Teâlâ Hazretleri şöyle buyuracak: “Senden sonra onların neler ihdas ettiklerini sen bilmiyorsun!”

6871 – Muhammed İbnu Abdirrahman İbni Ebi Bekr radıyallahu anhüm anlatıyor: “Ben İbnu Abbas radıyallahu anhüma’nın yanında oturuyordum. Ona bir adam gelmişti. “Nereden geliyorsun?” diye sordu. Adam: “Zemzemden!” dedi. İbnu Abbâs: “Ondan gerektiği şekilde içtin mi?” diye sordu. Adam: “Nasıl?” deyince açıkladı: “Zemzem içerken kıbleye döneceksin. Besmele çekeceksin. Üç kere nefes alıp kana kana içeceksin. İçip bitirince aziz ve celil olan Allah’a hamdedeceksin. Zira Aleyhissalâtu vesselâm şöyle buyurdular: “Münafıklarla bizim aramızdaki fark, onların zemzemi kana kana içmemeleridir.”

6872 – Hz. Cabir radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Zemzem suyu ne maksatla içilirse o maksatla faydalıdır.”

6873 – Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm Mina’dan döndügü günü ertesi güne bağlayan gecenin sonunda Batha’dan Medine’ye hareket etti.”

6874 – İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resülullah aleyhissalatu vesselâm, hacının son amelinin (veda tavafı denilen) Ka’be’yi tavaf etmek olmadıkça Mekke’den ayrılmasını yasakladı.”

6875 – Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“İhramlı kişi deve kuşu yumurtası kıracak olursa, o yumurtanın bedeline denk fidye ödemelidir.”

6876 – Ebu Sa’id radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselam buyurdular ki: “İhramlı yılanı, akrebi, saldırgan yırtıcı hayvanı, kelb-i aküru (saldırgan köpek, kurt, aslan, kaplan vs.), fasıkcık fareyi öldürebilir, bunları öldürdüğü için fidye ödemez.”
Ebu Said’e fareye niye “fasıkcık” dendiği sorulmuştu. “Çünkü bir keresinde Resülullah aleyhissalâtu vesselâm, onun yanmakta olan kandilin fitilini evi yakmak üzere sürüklemesinden dolayı uykusundan uyanmıştı” diye cevap verdi.

6877 – Hz. Ali radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm’a ihramlı iken av eti getirilmişti, onu yemedi.”

6878 – Talha İbnu Ubeydillah radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm, bana bir vahşi eşek verdi ve arkadaşlar arasında taksim etmemi emretti. O sırada arkadaşlarımın hepsi de ihramlıydı.”

6879 – İyas İbnu Seleme’nin babası (Seleme) radıyallahu anh’ın anlattığına göre: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm’ın kurbanlık develeri arasında bir de erkek deve vardı.”

6880 – Alkame İbnu Nadle radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm, Hz. Ebu Bekr ve Hz. Ömer radıyallahu anhümâ vefat ettikleri zaman Mekke’nin evlerine “sevâib (yani oturanların mülkü değil, ihtiyaç sahiplerine terkedilmiş)” denmekte idi. Kim, meskene muhtaç ise bu evlerde oturur, kim de muhtaç değilse ihtiyacı olanı orada kirasız oturtur idi.”

6881 – Safiyye Bintu Şeybe radıyallahu anhâ anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm’ı Fetih yılında dinlemiştim. Şöyle buyurdular:
“Ey insanlar! Allah arz ve semayı yarattığı gün Mekke’yi haram kılmıştır. Orası Kıyamet gününe kadar haramdır. Bitkisi sürülmez, av hayvanı ürkütülmez, buluntusu da sadece sahibini bulmak üzere ilan etmek için alınır.”
Bu esnada amcası Abbas radıyallahu anh: “İzhir otu hariç olsun! Çünkü evler ve kabirler için ona ihtiyacımız var!” dedi. Aleyhissalâtu vesselâm da: “İzhir otu hariç!” buyurdular.

6882 – Ayyaş İbnu Ebi Rebî’a el-Mahzûmî radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalatu vesselâm buyurdular ki:
“Bu ümmet, şu haram yerlere hakkı olduğu hürmeti gösterdiği müddetçe hayır üzere devam eder. Bu hürmete riayet etmediler mi helak olurlar.”

6883 – Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “Ey Allah’ım! İbrahim aleyhisselâm senin Halilindir, peygamberindir. Sen Mekke’yi İbrahim’in diliyle haram kıldın. Ey Allah’ım! Ben de senin abdin ve peygamberinim. Ben de Medine’yi iki kayalığı arasında kalan kısmıyla haram kılıyorum.”

6884 – Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Uhud, şüphesiz bizi seven, bizim de kendisini sevdiğimiz bir dağdır ve cennet bahçelerinden bir bahçenin üstündedir. Ayr dağı da cehennem derelerinden bir derenin üzerindedir.”

6885 – Dâvud İbnu Aclân radıyallahu anh anlatıyor: “Babam İkal ile birlikte yağmurlu bir günde tavafta bulunduk. Tavafımız bitince Makam-ı İbrahim’in arka kısmına geldik. Babam orada dedi ki: “Enes İbnu Mâlik radıyallahu anh ile birlikte yağmur altında tavaf yaptım. Tavafı bitirdiğimizde, buraya geldik, iki rek’at namaz kıldık. O zaman Enes radıyallahu anh bize: “Tavafa yeniden başlayın. Zira mağfiret olundunuz. Biz Resülullah aleyhissalâtu vesselam’la birlikte yağmur altında tavaf etmiştik de bize böyle buyurmuştu” dedi.

6886 – Ebu Said radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm ve ashab-ı kiram hazeratı radıyallahu anhüm ecmain, Medine’den Mekke’ye yaya olarak hac yaptılar. Bu sırada Aleyhissalâtu vesselâm: “İzarlarınızı (vücudun belden aşağısını örten peştemal) bellerinize bağlayın” buyurmuş, sonra da bazan hızlı bazan yavaş yürümüştü.”

6887 – Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm kurban kesmek istediği zaman iki tane büyük şişman çift boynuzlu alaca, hadımlaştırılmış koç alırdı. Bunlardan birisini Allah’ın birliğine ve kendisinin peygamberliğine şahadet eden ümmeti adına keser, diğerini de Muhammed ve ÂI-i Muhammed aleyhissalâtu vesselam adına keserdi.”

6888 – Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Maddi imkânı olup da kurban kesmeyen namazgâhımıza sakın yaklaşmasın.”

6889 – Zeyd İbnu Erkam radıyallahu anh anlatıyor: “Resulullah aleyhissalâtu vesselâm’ın ashabı: “Ey Allah’ın Resulü dediler, bayram günü kesilen şu kurban nedir?”
“Bu babanız İbrahim aleyhisselâm’ın sünnetidir” buyurdular. Ashab: “Pekiyi, kurban kesmede bize ne gibi sevap var ey Allah’ın Resûlü!” dediler.
“Kurbanın her bir kılı için bir sevap” buyurdular. Ashab tekrar: “Kesilen kurban, koyun kuzu gibi yünlü ise ey Allah’ın Resûlü sevap nasıl olacak?” diye sordular. Aleyhissalâtu vesselam: “Yünün her bir kılı için de bir sevap var!” buyurdular.

6890 – Yunus İbnu Meysere İbni Halbes radıyallahu anh anlatıyor: “Ebu Sa’îd ez-Zürakkî -ki Resülullah aleyhissalatu vesselâm’ın ashabındandır- ile birlikte kurbanlarımızı satın almaya çıktık.
Yunus der ki: “Ebu Sa’îd vücudca ne iri ne de alçak olan siyah nişanlı bir koça işaret ederek bana dedi ki: “Bana şunu satın al!” Ebu Saîd, sanki bu koçu Resülullah aleyhissalâtu vesselâm’ın koçuna benzetmişti.”

6891 – İbni Abbas radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm zamanında bir ara develer miktarca azalmıştı. Ashabına sığırların kurban edilmesini emretti.”

6892 – İbnu Abbâs radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselam’a bir adam geldi ve: “Üzerimde bir deve kurbanı borcu var. Ben onu satın alacak güçteyim. Ama deve bulamıyorum ki satın alayım” dedi. Bunun üzerine Resülullah aleyhissalâtu vesselâm ona yedi davar satın alıp kesmesini emretti.”

6893 – Ümmü Bilâl Binti Hilâl babasından naklediyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Koyun nev’inden ceza’ (yani altı ayını doldurmuş ve bir yılını doldurandan geri kalmayan dolgun kuzunun bayram kurbanı olması câizdir.”

6894 – Ebu Saîdi’l-Hudri radıyallahu anh anlatıyor: “Kurban etmek üzere bir koyun satın almıştık. Kurt kuyruğunu veya kulağını kaptı. Biz durumu Resülullah aleyhissalatu vesselam’a sorduk. Bize onu kurban etmemizi söyledi.”

6895 – Ebu Seriha radıyallahu anh anlatıyor: “Ben sünneti bildikten sonra ev halkım beni çok sayıda kurban kesmeye zorladılar. Ev halkı bir davarı veya iki davarı bayramda kurban ederlerdi. Şimdi bir veya iki davarı kurban etmekle yetinirsek komşularımız bizi cimrilikle itham ederler.”

6896 – Uveymir İbnu Eşkar radıyallahu anh’ın anlattığına göre, “Kurbanını bayram namazından önce kesmiş, sonra da durumu Resülullah aleyhissalâtu vesselâm’a açmıştır. Aleyhissalâtu vesselâm da kendisine: “Kurbanını iade et yeniden kes, o kurban yerine geçmez” cevabında bulunmuştur.

6897 – Hz. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm kurban ettiği her deveden bir parça etin alınmasını emretti. Toplanan etler bir çömleğe konulup pişirildi. Sonra Resül-i Ekrem aleyhissalâtu vesselâm ve beraberindekiler etten yediler ve et suyundan içtiler.”

7253 – Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalatu vesselâm buyurdular ki:
“Hased (çekememezlik) hayırları yer bitirir, tıpkı ateşin odunu yeyip tükettiği gibi. Sadaka hataları söndürür, tıpkı suyun ateşi söndürmesi gibi. Namaz, mü’minin nürudur. Oruç ateşe karşı perdedir.”

0 Yorum

Düşünceleriniz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

©2021 MAGGOG MEDYA | Tüm hakları DMCA tarafından korunmaktadır.

İLETİŞİM

Şikayet, öneri, teklif ve sorularınızı buradan iletebilirsiniz.

Sending
veya

Log in with your credentials

veya    

Bilgilerinizi unuttunuz mu?

veya

Create Account