Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

1313 – Bir rivayette, İbnu Ömer radıyallahu anhümâ’in şöyle dediği belirtilmiştir: “Ben, şu iki Yemânî rükne ve Haceru’l-Esved’e Resûlullah’ın istilâm ettiğini göreliden beri rahat halde de olsam, sıkışık halde de olsam istilâmda bulunmayı hiç terketmedim.”
Buharî, Hacc 60;Müslim, Hacc 245, (1268)(54).

1314 – Şeyheynin Buharî ve Müslimümâ bir diğer rivayetinde Nâfî der ki: “Ben İbnu Ömer radıyallahu anh’i tavaf yaparken gördüm. Haceu’l-Esved’i eliyle istilâm ediyor, sonra da elini öpüyordu.”
Buharî, Hacc 60; Müslim, Hacc 246, (1268).

1315 – Ebü Dâvud ve Nesâî’deki bir rivayet şöyledir: “İbnu Ömer anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, tavafın her şavtında rükn-i Yemânî ve Haceru’l-Esved’i istilâm etmeyi terketmezdi.”
Ebu Dâvud, Menâsik 48, (1876); Nesâî, Hacc 156, (5, 231).

1316 – Buharî ve Nesâî’de gelen bir diğer rivayet şöyle: “Bir adam İbnu Ömer radıyallahu anhümâ’e Haceru’l-Esved’i istilâm etme hususunda sormuştu. Şu cevabı aldı:

“Ben, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ı, onu hem istilâm eder hem de öper gördüm.”

Adam tekrar sordu:

“Pekâlâ, sıkışacak olsam, bana galebe çalacak olsalar, ne yapayım? İbnu Ömer radıyallahu anhümâ kızgın bir eda ile: “Sorusu Yemen’de batasıca, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ı, onu hem istilâm eder, hem öper gördüm.”

Buharî, Hacc 60; Nesâî, Hacc 155, (5, 231).

1317 – Amr İbnu Şuayb babası tarikiyle bildiriyor: “Abdullah’la -ki babasıdır- tavafta bulundum. Kâbe’nin arka kısmına gelince: “istiâzede (sığınmada) bulunmuyor musun?” dedim.

“Ateşten Allah’a sığınırım!” dedi ve yürüdü. Haceru’l-Esved’e kadar gelip istilâmda bulundu. Rükn ile kapı arasında (Mültezm’de) durarak göğsünü, yüzünü, kollarını ve avuçlarını şöyle yamadı -onları iyice açarak gösterdi- ve sonra:

“İşte Resûlullah’ı aynen böyle yaparken gördüm!” dedi.

Ebu Dâvud,Menâsik 55, (1899).

1318 – Ebü’t-Tufeyl anlatıyor: “Ben Hz. İbnu Abbas ve Hz. Muâviye radıyallahu anhümâ ile birlikte idim. Muâviye radıyallahu anh Hazretleri her rükne uğradıkça istilâmda bulunuyordu. İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ kendisine:

“Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm sadece Haceru’l-Esved ve rüknü’l-Yemânî’den başka yeri istilâm etmezdi” dedi. Hz. Muâviye şu cevabı verdi:

“Beytullah’tan hiçbir şey ihmal edilmez.”

İbnu z-Zübeyr bütün rükünlere (köşelere) istilâmda bulunurdu.”

Buharî, Hacc 59; Müslim, Hacc 247, (1269); Tirmizî, Hacc 35, (858).

1319 – Hanzala İbnu Ebî Süfyân İbni Abdirrahman rahimehumullah anlatıyor: “Tâvus merhumu (tavaf yaparken) gördüm. Rükne gelince Haceru’l-Esved üzerinde izdiham bulursa sıkışıklık yapmaz, geçer giderdi; boş ve müsait bulursa üç sefer öperdi. Sonra şunu söyledi:

“Ben İbnu Abbas radıyallahu anhümâ’ı aynen böyle yaparken gördüm.” İbnu Abbas’da:

“Hz. Ömer radıyallahu anh’i aynen böyle yaparken gördüm” dedi.

Hz. Ömer radıyallahu anh de:

“Ben Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ı böyle yaparken gördüm” dedi.

Nesâî, Hacc 148, (5, 227).

1320 – Urve İbnu’z-Zübeyr rahimehullah anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm İbnu Avf radıyallahu anh’a: “Ey Ebü Muhammed! Rüknü’l-Esved’i nasıl istilâm ettin?” diye sordu.

“İstilâm ettim ve bıraktım!” deyince, Resûlullah aleyhissalâtu vesselam;

“Doğru yapmışsın” dedi.

Muvatta, Hacc 113; (1, 366).

1321 – İbnu Ömer radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Kendisine Hz. Aişe radıyallahu anhâ’nin: “Hıcr’ın bir kısmı Beytullah’tan değildir” dediği haber verilince şunu söyledi: “Allah’a kasem olsun, şayet Aişe bunu Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’tan işitmiş ise, kanaatim o ki, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm şu iki rüknün istilâmını, bunlar Beyt’in temelleri üzerinde olmadıkları için terketmiş olmalıdır. Keza halk da bu sebeple tavafı Hıcr’ın gerisinden yapmaktadır.”

Ebu Dâvud, Menâsik 48, (1875).

1322 – Ubeyd İbnu Umeyr anlatıyor: “İbnu Ömer radıyallahu anhümâ iki rükne geldiği zaman öpmek için bunlar üzerine abanır, sıkışıklık yapardı. Kendisine: “Ey Ebu Abdirrahmân, dedim, sen Resûlullah’ın diğer ashabının hiçbirinde görmediğim şekilde bu rükünlere abanıp sıkışıklık yapıyorsun sebebi nedir?”

Bana şu cevabı verdi:

“Ben böyle yapıyorsam, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’tan şunu işittiğim içindir: “Bu iki rüknü meshetmek günahlara kefarettir.” Keza Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’dan şunu da işittim: “Kim şu Beytullah’ı bir hafta boyu tavaf eder ve sayarsa bir köle âzad etmek gibidir.” Keza şunu da söylediğini işittim: “Kişi tavaf için bir ayağını koyup diğerini kaldırdıkça her adımı sebebiyle Allah onun bir hatasını siler ve bir sevap yazar.”

Tirmizî, Hacc 111, (959); Nesâî, Hacc 134, (5, 221).

1323 – Abdullah İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ demiştir ki: “Mültezem, rükn ile kapı arasıdır.”
Muvatta, Hacc 81, (1, 424).

1324 – Abdurrahman İbnu Avf radıyallahu anh anlatıyor: “Bir adamın şöyle söylediğini işittim: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Ömer İbnu’l-Hattâb radıyallahu anh’a: “Ey Ebu Hafs, sende fazla kuvvet var. Haceru’l-Esved’i öpeceğim diye zayıfa eziyet vermeyesin. Rüknü boş görürsen yanaşarak istilâm et, değilse tekbir getirip geç” dedi. Sonra adam şunu söyledi: “Hz. Ömer radıyallahu anh’in bir adama şunu söylediğini işittim: “İnsanlara fazla kuvvetinle eziyet verme.”
Rezin’in ilâvesidir. Bu rivayeti Şâfiî Hazretleri Müsned’inde (2, 43) kaydetmiştir. Ahmed İbnu Hanbel’in Müsned’inde, hadisi bizzat Hz. Ömer rivayet eder (1, 23).

1325 – Nâfi’ anlatıyor: “İbnu Ömer radıyallahu anhümâ her yedide iki rek’at namaz kılardı.”
Buharî, Hacc 69; Muallâk (senetsiz olarak kaydetmiştir.)

1326 – Urve rahimehullah anlatıyor: “İbnu’z-Zübeyr yedilerin arasını birleştirir ve yürüyüşü hızlandırırdı ve Hz. Aişe radıyallahu anhâ’nin de böyle yaptığını söylerdi. Ancak en sonda her yedi için iki rek’at tavaf namazı kılardı.”
Rezîn’in ilavesidir.

1327 – Bir diğer rivayette: “İbnu Zübeyr’in “Fecirden sonra tavaf ta bulunduğu, iki rek’ât namaz kıldığı, tavaf edince hızlı yürüdüğü” belirtilir.
Rezîn ilavesidir.

1328 – Hz. Aişe’ye hizmet eden bir kadının rivayetine göre: “Hz. Aişe radıyallahu anhâ kendisiyle birlikte kesintisiz, yedili dört tavaf yapmış, her bir yedinin ardından kılınması gereken iki rekâtlık tavaf namazlarını en sonda ard arda kılmıştır. Hz. Aişe radıyallahu anhâ ilâveten demiştir ki: “Her bir şavtın sonunda rükn-ü istilâm müstehabdır.”
Rezîn ilâvesidir.

1329 – Abdurrahrmân İbnu Abdi’l-Kâri anlatıyor: “Ömer İbnu’I-Hattâb radıyallahu anh ile sabah namazından sonra tavaf ettik. Hz. Ömer tavafı tamamlayınca güneşe baktı ve doğduğunu göremedi. Devesine binip Zu-Tavâ nam mevkiye kadar geldi. Orada devesini durdurarak iki rek’at tavaf sünnetini kıldı.”
Muvatta, Hacc 38, (1, 369).

1330 – İsmail İbnu Ümeyye merhum anlatıyor: “Zührî’ye, “Atâ: “Farz namaz, iki rek’atlik tavaf namazının yerini de tutar” diyor, ne dersiniz?” dedim. Şu cevabı verdi: “Sünnete uymak daha iyidir. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm yedi şavtlık bir tavaf yaptı. Mutlaka onun için iki rekâtlık bir tavaf namazı kılmıştır.”
Buharî,Hacc 69.

1331 – Hz. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, iki rekâtlık tavaf namazında iki İhlâs süresini yani: Kul yâ eyyuhe’l-kâfirûn ve Kul hüvallahü ehad sürelerini okudu.”
Tirmizî, Hacc 43, (869).

1332 – Kesir İbnu Cemhân anlatıyor: “İbnu Ömer radıyallahu anhümâ’i, sa’y mahallinde mes’a yürürken görüp kendisine: “Koşma mahallinde yürüyor musun?” dedim. Bana:
“Koşsaydım, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ı koşuyor görmüşüm demektir. Yürüdüysem Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ı yürür gördüm demektir. Şimdi ben yaşlı bir insanım.”
Tirmizî, Hacc 39, (864); Ebu Dâvud, Menâsik 56, 1904); Nesâî, Hacc 174, (5,241-242); İbnu Mâce Hacc 43, (2988).

1333 – Hz. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: Resûlullah aleyhissalâtu vesselam Safâ’dan indiği zaman normal yürürdü. Ayakları vadinin tabanına değince de koşardı. Koşması vadi tabanının bitimine kadar devam ederdi.”
Muvatta, Hacc 42, (1, 374); Nesâî, Hacc 178, (5, 243).

1334 – Yine Hz. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ı Mescid-i Haram’dan çıkıp Safâ’ya yönelirken: “Allah’ın başladığı ile başlayalım” deyip (sa’ye) Safâ’dan başladığını gördüm.”
Muvatta, Hacc 42, (5, 374); Tirmizî, Hacc 38, (862); Nesâî, Hacc, 163 (5l235), 168 (5l237). Bu mânâda Müslim’de de gelmiştir: Hacc 147, (1218). Keza Ebü Dâvud’da Menâsik 57, (1905); ibnu Mâce, Menâsik 84, (3074).
Rezîn, Ebu Hüreyre radıyallahu anh’den naklen şu ilâvede bulundu: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, Safâ’ya çıkınca oradan Beytullah’a baktı, ellerini kaldırıp dilediği şekilde Allah’ı zikretmeye koyuldu.”

1335 – İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Safâ ile Merve arasında, vadinin dibinde koşmak sünnet değildir. Burada cahiliye ehli koşar ve şöyle derdi: Bathâ’yı (vadinin dibini) biz ancak koşarak geçeriz.”
Buhârî, Menâkıbu’l-Ensar 26.

1336 – Safiyye Bintu Şeybe anlatıyor: “Bir kadın dedi ki: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ı, Safâ ve Merve tepeleri arasındaki vadinin dibinde “Vadi ancak koşularak katedilir” diyerek yürürken gördüm.”
Nesaî, Hacc 177, (5, 242); İbnu Mâce, Menâsik 43, (2987).

1337 – Zührî merhum anlatıyor: “İbnu Ömer radıyallahu anhümâ’e sordular:
“Sen Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ı Safâ ile Merve arasında remel yaparken hızlı koşarken gördün mü?”
“Evet, dedi. İnsanlardan bir cemaatle birlikteydi. Hep birlikte koşuyorlardı. Ben onları onun koşusuyla koşuyor görüyordum.”
Nesâî, Hacc,175, (5, 242).

1338 – İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Beytullah etrafındaki tavaf, namaz gibidir. Ancak bunda konuşabilirsiniz. Öyle ise, kim tavaf sırasında konuşursa sadece hayır konuşsun.”
Tirmizî, Hacc 112, (960); Nesâî, Hacc 136, (5, 222).

1339 – Nesâî’nin bir başka rivayetinde şöyle buyurulmuştur: “Tavaf sırasında az kelâm edin. Zîra sizler namazdasınız.”

1340 – İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, Veda haccında bir deve üzerinde tavaf yaptı. Rükn’e bir bastonla istilam buyurdu.”
Bir rivayette: “Rükn’e her gelişinde, ona elindeki bir şeyle isaret buyurdu” denmiştir.
Buhârî, Hacc 58, 61, 62, 74, Salât 24, Müslim, Hacc 253, (1272);Ebu Dâvud, Menâsik 49, (1877); Nesâî, Hacc 15, (5, 233); Tirnıizî, Hacc 40, (865); İbnu Mâce, Menâsik 28, (2948).

1341 – Ebu Dâvud’da gelen bir diğer rivayette: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Mekke’ye geldiği vakit hasta idi. Bu sebeple bineği üzerinde tavaf etti. Tavaf sırasında Rüknün karşısına her gelişte onu bastonu ile selamladı. Tavafını bitirince, devesini ıhdı ve iki rekât namaz kıldı.” denir.
Ebü Dâvud, Menâsik 49, (1881).

1342 – Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm halk kendinden uzaklaştırılır endişesiyle deve üzerinde tavaf etti ve Rükn’ü istilâm buyurdu.”
Müslim, Hacc 256, (1274); Nesâî, Hacc 140, (5, 224).

1343 – Müslim ve Ebü Dâvud’un İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ’tan kaydettikleri bir diğer rivayette şöyle denir: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Rükn’e beraberinde bulunan bir bastonla istilâmda bulunuyor ve bastonu öpüyordu.”

1344 – Ümmü Seleme radıyallahu anhâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a hasta olduğumu söyledim. Bana: “Öyleyse, insanların gerisinden, bir hayvan üzerinde tavaf et” dedi. Ben, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Beytullah’ın yan tarafında namaz kılarken tavaf ettim. O namazda “Ve’t-Tür ve Kitâbi’n-Mestur” süresini okuyordu.”
Buhârî, Hacc 74, 64, 71, Salât 78; Müslim, Hacc 258, (1276); Muvatta, Hacc 40, (1, 371); Ebü Dâvud, Menâsik 49, (1882); Nesâî, Hac 138, (5, 223); İbnu Mâce, Menâsik 34, (2961).

1345 – Vebre İbnu Abdirrahmân anlatıyor: “Bir adam, İbnu Ömer radıyallahu anhümâ’e:
“Vakfe yerine gelmezden önce Beytullah’ı tavaf etmem uygun olur mu?” diye sordu. İbnu Ömer radıyallahu anhümâ cevâben:
“Evet!” deyince, adam:
“Ama İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ: “Vakfe yapmadan Beytulah’ı tavaf etme” dedi!” der. İbnu Ömer radıyallahu anhümâ de:
“Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm hac yaptı. O zaman, vakfe yapmadan Beytullah’ı tavaf etti. Ve dahi, şayet sözünde sâdık isen, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın sözüyle amel mi daha doğrudur, İbnu Abbas’ın kavliyle amel mi?” der.
Müslim, Hacc,187, (1233); Nesâz, Hacc 141, (5,224).

1346 – İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Veda haccında Mekke’ye geldi, tavafını yaptı, Safâ ve Merve arasında sa’yetti. Geldiği zaman yaptığı bu ilk tavaftan sonra, Arafat’tan dönünceye kadar Kâbe’ye yaklaşmadı.”
Buhârî, Hacc 70, 23,127.

1347 – Cübeyr İbnu Mut’im radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Ey Abdümenafoğulları, sizden kim halkı idârede bir sorumluluk deruhte ederse, Beytullah’ı gündüz veya gece herhangi bir saatte ziyaret edip namaz kılanı sakın menetmesin.”
Tirmizî, Hacc 42, (868); Ebu Dâvud, Menâsik 53, (1894); Nesâî, Hacc 137, (5, 223); İbnu Mace, İkâmetu’s-Salât 149, (1254).

1348 – Ebuz-Zübeyr el Mekkî anlatıyor: “İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ’ın ikindi namazından sonra yedi kere tavaf edip hücresine çekildiğini gördüm. Artık orada ne yaptığını tavaf namazı kılıp kılmadığını bilmiyorum.”
Ebu’z-Zübeyr devamla dedi ki: “Ben Beytullah’ın sabah namazından sonra, güneş doğuncaya kadar, ikindi namazından sonra da güneş batıncaya kadar boşaldığını, kimsenin tavaf etmediğini gördüm.”
Muvatta, Hacc 117, (1, 369).

1349 – İbnu Abbâs ve Hz. Aişe radıyallahu anhüm anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, yevm-i nahrde Kurban’ın birinci günü tavafı geceye te’hir etti.”
Bir başka rivayette: “….Ziyâret tavafını” denmiştir. “…Beyt-i Atik’i tavaf etsinler” (Hacc 29) âyetiyle emredilen tavaf bu tavaftır.
Ebu Dâvud, Menâsik 83, (2000); Tirmizî, Hacc 80, (920); İbnız Mâce, Menâsik 77, (3059). Bu hadisi Buhârî, ta’lik olarak kaydetmiştir (Hacc 129).

1350 – Nâfi, İbnu Ömer radıyallahu anhümâ’den naklen diyor ki: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm yevm-i nahirde ifâza (ziyâret) tavafını yaptı, sonra dönüp öğleyi Mina’da kıldı.”
Buhârî, Hacc 129, Müslim, Hacc 335, (1308); Ebu Dâvud, Menâsik 83, (1998.

1351 – İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Halk haccın bitmesiyle her tarafa dağılıyordu. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm:
“Sakın kimse, son vardığı yer Beytullah olmadıkça bir yere gitmesin” buyurdu.
Müslim, Hacc 379, (1327); Ebü Dâvud, Menâsik 84, (2002); İbnu Mâce, Menâsik 82, (3070).

1352 – Muvatta’da geldiğine göre, Hz. Ömer radıyallahu anh şöyle buyurmuştur: “Hac menâsikinin en sonuncusu Beytullah’ı tavaftır.”
Muvatta’da kaydedilir ki, Hz. Ömer radıyallahu anh veda tavafı yapmadan ayrılan birisini Merrü’z-Zahrân denen yerden veda tavafı yapmak üzere geri çevirdi.”
Muvatta, Hacc 1, 369).

1353 – İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ: “Kadın hayızlı olduğu takdirde veda tavafı yapmadan yola çıkmasına ruhsat verildi” demiştir.
Buhârî, Hayz 27, Hacc 144; Müslim, Hacc 380, (1328).

1354 – Bir rivayette şöyle gelmiştir: “Halka, son varacakları yerin Beytullah olması emir buyuruldu. Ancak hayızlı kadına ruhsat verildi.”
Müalim, Hacc 380, (1328).

1355 – Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın zevcelerinden Safiyye Bintu Huyey radıyallahu anhâ hayız oldu. Durum Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a haber verilmişti.
“O bizi burada hapis mi edecek!” dedi. Kendisine, Safıyye’nin tavâf-ı ifâzayı yapmış olduğu söylenince:
“Öyleyse hayır, beklemenize gerek yok, yola çıkınız” açıklamasında bulundu.”
Buhârî, Hacc 129,145, Hayz 27, Megâzî 77; Müslim, Hacc, 382, (1211); Muvatta, Hacc 225-228, (1, 412-413); Nesâî, Hayz 23, (1, 194); Tirmizî, Hacc 99, (943); Ebu Davud, Menasik 85, (2003); Nesâî, Hayz 23 (1,194); İbnu Mâce, Menâsik 83, (3072). Bu metin Şeyheyn (Buhârî ve Müslim) metnidir.)

1356 – Amre merhum anlatıyor: “Hz. Aişe radıyallahu anhâ beraberinde kadınlar olduğu halde haccetse, kadınların hayız oluvermelerinden korkardı: Bu sebeple yevm-i nahirde (kurbanın birinci günü) hemen onlara öncelik tanır ve derhal ifâza tavaflarını yaptırırdı. İfâza tavaflarını yaptılar mı, artık onları temizlensinler de veda tavafı da yapsınlar diye beklemez, kadınlar hayızlı iken hemen Medine’ye dönmek üzere yola çıkardı.”
Muvatta, Hacc 227, (1, 413).

1357 – İbnu Cüreyc anlatıyor: “Ata, bana İbnu Hişâm’ın kadınları erkeklerle karışık olarak tavaftan yasakladığı zaman dedi ki: “O bunu nasıl yasaklar, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın zevceleri bile erkeklerle birlikte haccettiler!” Ben Atâ’ya sordum:
“Onların beraber hacları örtünme emrinden önce miydi, sonra mıydı?”
“Evet, kasem olsun buna, ben örtünme emrinden sonra şâhid oldum!” diye cevap verdi. Ben tekrar sordum:
“Pekâlâ, erkeklere nasıl karışırlardı?” Şu cevabı verdi:
“Erkeklere karışmazlardı, Hz. Aişe radıyallahu anhâ erkeklerden ayrı olarak tavaf ederdi, onlara karışmazdı.” Hatta bir kadın kendisine: “Ey mü’minlerin annesi, yürü Hacerü’l-Esved’e elimizi değerek istilâm edelim!” demişti de Hz. Aişe ona:
“Sen dilediğin şekilde git” deyip kendisi gitmekten imtina etmişti. Onlar geceleyin kim oldukları bilinmez halde çıkarlar, erkeklerle beraber tavaf yaparlardı.
Beytullah’a girmek istedikleri zaman da, erkeklerin tamamen çıkarılmış olmalarına kadar durup beklerler, sonra girerlerdi.
Atâ devamla: “Ben Mekke kadısı Ubeyd İbnu Umeyr’le birlikte, Müzdelife’deki Sebir dağında mücâvir (yani ikamet eder) olan Hz. Aişe radıyallahu anhâ’nin yanına giderdim” dedi. Ben hemen sordum:
“Pekâlâ, Hz. Aişe’nin örtüsü ne idi?”
“Keçeden yapılmış küçük bir Türk çadırının içindeydi. Çadırın bir perdesi vardı. Aişe radıyallahu anhâ ile bizim aramızda bu perdeden başka bir şey yoktu. Ben Hz. Aişe’nin üzerinde gül renginde bir zıbın gördüm.”
(Buhârî, Hacc 64.)

1358 – Ebu’s-Sefer Saîd İbnu Muhammed anlatıyor: “İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ’ı işittim, diyordu ki: “Ey insanlar, size söyleyeceğimi benden dinleyin, bilahare söyleyeceklerinizi de bana dinletin.” “İbnu Abbâs şöyle dedi, İbnu Abbâs böyle dedi” diye kafadan atmayın. Beytullah’ı kim tavaf edecekse Hıcr’ın gerisinden tavaf etsin. Oraya “Hatîm” demeyin. Zîra cahiliye devrinde kişi yemin edip kamçısını veya ayakkabısının tekini yahut yayını atardı.”
Buhârî, Menâkıbu’l-Ensâr 26.

1359 – Hz. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: “Ne Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ne de Ashab-ı Kirâm radıyallahu anhüm’ı Safâ ile Merve arasında birden fazla tavafda bulunmadı, bu da ilk defa yaptıkları tavaf idi.”
Ebu Dâvud, Menâsik 54, (1895); Nesâî, Hacc 182, (5, 244); Müslim, Hacc 140, (1215) İbnu Mâce, Menasik (2972).

1360 – İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalàtu vesselâm, Kâbe’yi başına yular veya başka bir şey takılmış halde tavaf eden bir adam görmüştü. Hemen yuları koparıp attı.”
Buhâri, Hacc, 65, 66, Eymân ve’n-Nüzür 31; Ebu Dâvud, Eyman ve ‘n-Nüzür 23,(3302); Nesâî, Hacc 186, (5, 221-222), Eymân ve’n-Nüzür 30, (7,18).
Bir başka rivayette şöyle denmiştir “. . .burnuna geçirilmiş bir halka ile birisini yeden bir adam görmüştü, derhal halkayı kopardı ve adama: “elinden tutarak yed!” diye emretti.

1361 – İbnu Ebî Müleyke anlatıyor: “Hz. Ömer radıyallahu anh, Beytullah’ı tavaf eden cüzzamlı bir kadın görmüştü, hemen:
“Ey Allah Teâlâ’nın câriyesi, insanlara ezâ verme, sen evinde otursan kendin için daha hayırlı olurdu!” dedi. Kadın söz tutup evinde oturdu. Hz. Ömer radıyallahu anh’in vefatından sonra bir adam kadına uğrayarak:
“Seni hacdan yasaklayan kimse artık vefat etti, çık evinden!” dedi. Kadın adama şöyle cevap verdi:
“Allah’a yemin olsun, ben ona sağken itaat edip, ölünce isyan edecek kimse değilim.”
Muvatta, Hacc 250, (1, 424).

1362 – Abdullah İbnu’s-Sâib in anlattığına göre, yaşlanıp gözlerini kaybettiği vakit İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ’a tavaf sırasında refakat edip, Haceru’l-Esved’i takip eden (Haceru’l-Esved ile) kapı arasındaki kısımda (mültezem) durdurmuş bu sırada İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ kendisine: “Bana söylendiğine göre, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm işte burada namaz kılarmış” demiştir. Abdullah İbnu Sâib de “evet” demiş, bunun üzerine İbnu Abbâs, kalkıp orada namaz kılmıştır.”
Ebu Dâvud, Menâsik 55; Nesâî, Hacc 133, (5, 221).

1363 – İmam Mâlik’e ulaştığına göre, Sa’d İbnu Ebî Vakkâs radıyallahu anh, mürâhık yani zaman bakımından daralmış, vakfeyi kaçırma endişesine düşmüş olarak Mekke’ye gelince, Beytullah’la Safâ ve Merve’yi tavaftan önce, Arafat’a çıkar, Arafat’tan döndükten sonra tavafını îfa ederdi.”
Muvatta, Hacc 125, (1,371).

1364 – Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Beytullah’ı tavaf etmek, Safâ ve Merve arasında sa’yetmek ve şeytan taşlamak Allah’ı zikretmek için emredilmiştir.”
Ebu Dâvud, Menâsik 51, (1888); Tirmizî, Hacc 64, (902).

1365 – Abdullah İbnu Sâib anlatıyor: “Safâ ile Merve arasındaki tavaf sırasında Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın şöyle dua ettiğini işittim:
“Rabbimiz bize dünyada hayır ver, ahirette de hayır ver ve bizi ateş azabından koru.”
Ebu Dâvud, Menâsik 52, (1892).

1366 – Nâfi’ rahimehullah’nin anlattığına göre, İbnu Ömer radıyallahu anhümâ’i Safâ tepesi üzerinde şöyle dua ederken işitmiştir:
“Ey Allah’ım, Kitab-ı Mübîn’inde: “Bana dua edin size icâbet edeyim!” (Gâfır 60) diyorsun, sen sözünden dönmezsin. Ben şimdi senden istiyorum: Bana hidayet verip İslam’ı nasib ettin, onu geri alma. Son nefesimi Müslüman olarak vermemi nasib et” (Âmin).
Muvatta,Hacc 128, (1,372-373).
Ya Rabb, aynı duayı biz de yapıyoruz, kabul et!
Rezîn şunu ilâve etmiştir: “İbnu Ömer, üç kere tekbir getirir ve şöyle derdi: “Allah’tan başka ilâh yoktur, O tekdir, O’nun ortağı yoktur, mülk O’nundur, bütün hamdler O’na âittir, O her şeye kâdirdir.” Bunu da yedi kere tekrarlardı.
Merve’de de, her şavtta aynı şeyleri tekrar ederdi.
Rezîn’in bu ilâvesi de Muvatta’nın aynı babındadır (127. hadis)

1367 – Rezîn’in bir rivayetinde şöyle denir: “Bu yirmi bir tekbir, yedi tehlîl eder. Bunlar arasında da dua eder, Allah’tan ister, sonra tepeden inmeye başlar, vadinin tabanına (şimdilerde Yeşil Sütunlara) varınca koşmaya başlar, buradan çıkıncaya kadar koşar, Merve yamacına varınca normal yürümeye devam eder. Tepeye, zirveye çıkar, orada durup, Safâ’da yaptıklarını aynen tekrar ederdi.
Bunu yedi kere tekrarlar ve böylece sa’yini tamamlamış olurdu.”

1368 – Hz.Câbir radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Safâ tepesinde durduğu zaman üç kere tekbir getirip sonra: Allah’tan başka ilah yoktur. O tekdir, O’nun ortağı yoktur, mülk O’nundur, hamd O’na aittir, O herşeye kadirdir” derdi. Ve bunu üç sefer tekrar eder, dua okurdu. Aynı şeyi Merve tepesinde de yapardı.”
Muvatta, Hacc 127, (1, 372); Müslim, Hacc 147, (1218); Ebu Dâvud, Menâsik 57, (1908); İbnu Mâce, Menâsik 84, (3074).

1369 – İbnu Şihâb anlatıyor: “İbnu Ömer radıyallahu anhümâ’in tavaf sırasında telbiye getirmemesi, bunun meşrü olmamasındandır. Bu sebeple oğlu Sâlim de tavafta telbiyeyi mekruh addetmiştir. İbnu Uyeyne der ki: “Kendisine ihtida edilip uyulanlardan Atâ İbnu’s-Sâib hâriç hiç kimsenin Beytullah’ın etrafında telbiye getirdiğini görmedim.” Şâfıî Hazretleri ve Ahmed İbnu Hanbel sessizce telbiye getirmeyi câiz bulmuşlardır. Ancak Rebîa tavaf edince telbiye getirirdi.”
Hanefîlere göre, telbiye, Zilhicce’nin 10’uncu günü (yâni bayramın birinci günü) şeytana ilk taşın atılmasına kadar devam eder, o zaman bırakılır.

1370 – Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm mesrür bir halde yanımdan çıkmıştı, sonra üzüntülü olarak geri döndü. Dedi ki:
“Kâbe’ye girdim. Ancak pişman oldum, yaptığım bu işi geri getirebilseydim, girmezdim. Ümmetime meşakkat vermiş olmaktan korkuyorum.”

1371 – Tirmizî’de şöyle denir: “…Yapmamış olmayı temenni ettim. Zîra, kendimden sonra ümmetimi yormuş olmaktan korkuyorum.”
Ebu Dâvud, Menâsik 95, (2029); Tirnıizî, Hacc 45, (873); İbnu Mâce, Menâsik 79,(3063).

1372 – İbnu Ömer radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, beraberinde Usâme İbnu Zeyd, Bilâl, Osman İbnu Talha radıyallahu anhümâ olduğu halde hep beraber girip kapıyı kapadılar. Açtıkları zaman içeri ilk giren ben oldum. Bilal’le karşılaştım ve hemen Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın Kâbe’nin içerisinde namaz kılıp kılmadığını sordum.
“Evet” dedi, “iki Yemânî direk arasında.” Kaç rek’at kıldığını sormayı unuttum.”

1373 – Bir rivayette geldiğine göre İbnu Ömer şöyle demiştir: “Çıktığı zaman Bilâl radıyallahu anh’e sordum:
“Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm içerde ne yaptı?” Cevaben:
“İki direği sağına, birini de soluna aldı, üç direği de arkasına aldı. -O zaman Beytullah’ta altı direk vardı- sonra namaz kıldı.”

1374 – Bir rivayette şöyle gelmiştir: “Beytullah’a girdiği zaman soluna gelen iki direk arasında iki rek’at namaz kıldı. Sonra çıktı ve Kâbe’nin önünde iki rek’at namaz kıldı.”

1375 – Müslim’in bir diğer rivayetinde şöyle gelmiştir: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Fetih senesi, devesi Kasvâ’nın üzerinde olduğu halde ilerledi, terkisinde de Üsâme radıyallahu anh vardı.”

1376 – Bir diğer rivayette şöyle denmiştir:
“…Üsâme’ye ait bir devenin üzerinde gelip Kâbe’nin avlusunda deveyi ıhdı. Sonra, Osman İbnu Talha radıyallahu anh’yı çağırdı ve:
“Kâbe’nin anahtarını bana ver!” dedi. Osman annesine koştu. Ancak kadın vermekten imtina etti. Osman radıyallahu anh:
“Allah’a kasem olsun ya derhal verirsin veya şu kılıncım belimden hemen çıkacaktır!”diye kükredi. Bunun üzerine kadın anahtarı Osman’a hemen verdi, o da Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a getirip teslim etti. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Kâbe’yi açtı…” Devamını önceki rivayetteki gibi zikretti.

1377 – Yine Müslim’de kaydedilen bir rivayette, İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ şunu söyler: “Sizler Kâbe’yi tavafla emrolundunuz, içine girmekle değil.” Ve der ki: “Üsâme radıyallahu anh bana, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın, Beytullah’a girdiği zaman her tarafında dua ettiğini, dışarı çıkıncaya kadar namaz kılmadığını, çıkınca Beytullah’ın önünde kapısına yakın yerde iki rek’at kılıp: “Bu (Beyt), kıbledir” dediğini haber verdi.”

1378 – Buhârî’nin bir diğer rivayetinde şöyle denmiştir. “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Kâbe’ye girdi. İçeride altı direk vardı. Her bir direğin yanında bir miktar durdu, dua etti, ama namaz kılmadı.”

1379 – Nesâî’de şöyle denmiştir: “Kâbe’ye girdi ve her tarafında tesbihde bulundu. Namaz kılmadan çıktı. Makâm’ın gerisinde iki rek’at namaz kıldı.”

1380 – Nesâî’nin bir diğer rivâyeti şöyle: “Resûlullah aleyhissalàtu vesselâm Kâbe’ye girdi, ilerledi. Kapıya yakın bulunan iki sütunun arasına gelince oturdu. Allah’a hamd ve senâda bulundu. Sonra kalkıp Kâbe’nin arka cihetinden karşısına gelen kısma kadar yürüdü. Alnını ve yanağını sürdü. Allah’a hamd’u senâda bulundu, dua ve istiğfar etti. Sonra Kâbe’nin her bir köşesine gitti ve her birini tekbir, tehlil, tesbih ve Allah Teâlâ’ya senâ, dua ve istiğfarla karşıladı. Sonra çıkıp, Beytullah’ın ön yüzünde iki rek’at namaz kıldı. Namazdan çıkınca: “Bu (Beyt), kıbledir” dedi.
Buhâri, Hacc 51, 52, 54, Megâzî 77, 48, Salât 30,81, 96, Teheccüt 25, Cihâd 127; Müslim, Hacc 388-397 (1329-1332); Muvatta, Hacc 193, (1, 398);Ebu Dâvud, Menâsik 93, (2023); Nesâî, Mesâcid 5, (2, 33-34), Hacc 126,127,131,139 (5,216-221), Kıble 6, (5, 217).

1381 – İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Mekke’ye geldiği vakit içerisinde put olduğu için, Beytullah’a girmekten imtina etti (kaçındı). Onların çıkarılmalarını emretti. Hepsi de çıkarıldı. Hz. İbrahim ve Hz. İsmâil aleyhimâsselam’in ellerinde fal okları bulunan heykelleri de çıkarıldı. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bunu görünce: “Allah canlarını alsın! Allah’a kasem olsun, onlar da bilirler ki, Hz. İbrahim ve Hz. İsmail aleyhimâsselam bu oklarla kısmet aramadılar.”
Buhârî, Hacc 54 Enbiya 8, Megâzî 48;Ebu Dâvud, Hacc, 93, (2027).

1382 – Eslemiyye radıyallahu anhâ anlatıyor: “Hz. Osman radıyallahu anh’a dedim ki: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm seni çağırdığı zaman sana ne söyledi.” Bana şu cevabı verdi:
“Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bana: “Sana iki boynuzu örtmeni söylemeyi unuttum. Zîra Beytullah’da namaz kılan kimseyi meşgul edecek herhangi bir şeyin bulunması doğru değildir” dedi.
Ebu Dâvud, Menasik 95, (2030).

1383 – Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: “Ben Kâbe’ye girip içinde namaz kılmayı çok arzu ediyordum. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ellerimden tutup beni Hıcr’a soktu ve: “Beytullah’a girmek istiyorsan burada namaz kıl. Zîra burası ondan bir parçadır. Senin kavmin Kâbe’yi (tamir maksadıyla) yeniden inşa ederken, inşaatı kısa tutup onu Beytullah’tan hâriç bıraktılar” dedi.
Tirmizî, Hacc 48, (876); Ebu Dâvud,Menâsik 94, (2028); Nesâî, Hacc 129, (5, 219), Muvatta, Hacc 105, (1, 364). (Muvatta’nın rivayeti mânâ yönüyle mutabakat sağlar).

1384 – Nesâî’de gelen bir diğer rivayet şöyle: “Hz. Aişe der ki:
“Ey Allah’ın Resûlü, dedim, Beytullah’a girmeyeyim mi?”
Bana şu cevabı verdi:
“Hıcr’a gir, çünkü o da Beytullah’tan bir parçadır.”
Nesâî, Hacc 129.

1385 – Nâfi’ anlatıyor: “İbnu Ömer radıyallahu anhümâ, Kâbe’ye girdi mi, girince yüzü istikâmetinde yürür, kapıyı arkasında tutar, karşı duvarla arasında üç zira’lık mesâfe kalıncaya kadar düz yürür, (orada durup) namaz kılar, böyle davranmakla, Hz. Bilâl radıyallahu anh’in, “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm burada kıldı” diye haber verdiği yerde namaz kılmayı kastederdi. Ancak İbnu Ömer şunu da söyledi: “Kişinin, Beytullah’ın içerisinde, dilediği noktada namaz kılmasında bir beis yoktur!”
Buharî, Hacc 52, 51, Salât 30, 81, 96.

1386 – Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: “Kureyş ve onun dinine mensub olanlar, cahiliye devrinde Müzdelife’de vakfe yapıyorlardı ve kendilerine hums denilirdi. Diğer Araplar ise Arafat’da vakfe yapıyorlardı. İslâm dini gelince, Cenâb-ı Hakk, Peygamberine (aleyhissalâtu vesselâm), Arafat’a gidip orada vakfe yapmalarını, sonra da oradan topluca ayrılmalarını emretti. Şu âyet bu hususu beyan eder: “Sonra, insanların toplu olarak akın ettiği yerden siz de akın edin…”(Bakara 199).
Buhârî, Tefsir, Bakara 35, Hacc 91; Müslim, Hacc 152, (1219); Tirmizî, Hacc 53,(884); Ebü Dâvud, Menâsik 58, (1910); Nesâî, Hacc 202 (5, 255).

1387 – Bir diğer rivayette Hz. Aişe radıyallahu anhâ der ki:”Hums: Allah-ü Teâlâ Hazretlerinin, haklarında: “Sonra, insanların toplu olarak akın ettiği yerden siz de akın edin” (Bakara 199) âyetini indirdiği kimselerdir.”
Hz. Aişe radıyallahu anhâ devamla şu açıklamayı yaptı: “İnsanlar Arafat’ta vakfe yaparak oradan boşanırlardı. Hums olanlar ise, Müzdelife’de vakfe yaparak oradan boşanırlar ve: “Biz ancak Harem’den akın ederiz” derlerdi. Ancak, “Sonra, insanların toplu olarak akın ettiği yerden siz de akın edin” (Bakara 199) meâlindeki âyet nâzil olunca, onlar da, vakfe için Arafat’a çıktılar.

1388 – Rezîn de bir rivayet ilâve etmiştir: “Kureyş ve onun dininde olanlar -ki bunlar Hums denen zümredir- Müzdelife’de vakfe yapıyorlar ve: “Biz, Allah-ü Teâlâ’nın katîniyiz yani Beytullah’ın komşularıyız, biz O’nun Harem’inden dışarı çıkmayız” derlerdi. Ebu Seyâre, Arabı, (semeresiz) bir Arap eşeğinin üzerinde Arafat’tan indirdi.”

1389 – Cübeyr İbnu Mut’im radıyallahu anh anlatıyor: “Bir devemi kaybetmiştim. Arefe günü aramaya çıktım. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ı Arafat’da herkesle vakfe yaparken gördüm. Hayretimden:
“Vallahi bu hums’tan biri, burda ne işi var?” dedim. Kureyşliler, hums’tan addedilirdi.”
Buhârî, Hacc 91; Müslim, Hacc 153, (1220); Nesâî, Hacc 202,(5, 255).

1390 – Amr İbnu Abdillah İbni Safuânin Yezid İbnu Şeyban el-Ezdî radıyallahu anh’den naklettiğine göre şöyle anlatmıştır: “Biz, vakfe mahallinde Arafat’ta, Amr’ın imamdan uzak tuttuğu bir yerde vakfe yaparken, İbnu Mirba’ el-Ensâr yanımıza gelerek:
“Ben Allah Resûlü (aleyhissalâtu vesselâm)’nün size gönderdiği elçiyim. Efendimiz hazretleri sizlere şu emri gönderdiler:
“Meşâirleriniz üzere olun. Zîra sizler, babanız İbrahim’in mirası üzeresiniz.”
Tirmizî, Hacc 53, (883); Ebu Davud, Menâsik 63, (1919); Nesâî,Hacc 202, (5, 255); İbnu Mâce, Menâsik 55, (3011).

1391 – Nübeyt İbnu Şerît el-Eşcaî radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ı arafe günü, kızıl bir devenin üzerinde hutbe verirken gördüm.”
Ebu Dâvud, Menâsik 62, (1916); Nesâî, Hacc 199(5, 253).

1392 – el-Addâ İbnu Hâlid İbni Hevze el-Âmirî radıyallahu ,anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ı, arafe günü, bir devenin üzerinde üzengilere basarak doğrulmuş, halka hutbe verirken gördüm.”
Ebü Dâvud, Menâsik 62, (1917).

1393 – Zeyd İbnu Eslem, Benî Damureli bir adamdan, o da babası veya amcasından şunu nakletmiştir: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ı Arafat’ta bir minber üzerinde gördüm.”
Ebü Dâvud, Menâsik 62,(1915).

1394 – İbnu Ömer radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm arefe günü sabahı, sabah namazını kılınca Mina’dan hareket ederek Arafat’a geldi, Nemire’ye indi. Burası, Arafat’a gelen ümerânın indikleri yerdir. Öğle namazı vakti olunca Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm sıcakta Nemire’den yürüdü. Öğle ile ikindiyi birleştirdi, sonra halka hitab etti. Sonra yürüyüp Arafat’taki vakfe yerinde durdu.”
Ebu Dâvud, Menâsik 60, (1913).

1395 – Nâfi’ anlatıyor: “İbnu Ömer radıyallahu anhümâ öğleyi, ikindiyi, akşamı, yatsıyı ve sabahı Mina’da kılar, sonra güneş doğunca Arafat’a hareket ederdi.”
Muvatta, Hacc 195,11, 400.

1396 – İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah, terviye günü, Mina’da bize öğleyi, ikindiyi, akşamı, yatsıyı ve ertesi günü (Zilhicce’nin dokuzu) sabahı kıldırır, sonra Arafat’a hareket ederdi.”
Tirmizî, Hacc 50, 879).

1397 – Ebu Dâvud’da yine İbnu Abbâs: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, terviye günü öğleyi, arefe günü de sabahı Mina’da kıldırdı” demiştir.
Ebu Dâvud, Hacc 59, (1911).

1398 – Urve İbnu Mudarrıs et-Tâî radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a Müzdelife’de namazı kıldığı zaman geldim.
“Ey Allah’ın Resûlü, dedim, ben Tayy dağlarından geliyorum. Hayvanım da kendim de yorgunum ve bitkin düştük. Allah’a kasem olsun, ey Allah’ın Resûlü, gelirken geçtiğim her dağın başında mutlaka durdum. Benim için hac imkânı var mı?”
Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm şu cevabı verdi:
“Bizimle birlikte şu namazı burada kılıp, bizimle kalan, bundan önce de Arafat’da geceleyin veya gündüzleyin kalmış olan, artık haccını tamamlamış, haramlardan kurtulmuş olur.”
Tirmizî, Hacc 57, (891); Ebu Dâvud,Menâsik 69, (1950); Nesâî, Hacc 211, (5, 263); İbnu Mâce, Menâsik 57, (3016).

1399 – Abdurrahmân İbnu Ya’mur ed-Dîlî radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Arafat’da iken, münâdîsine dellâlına şöyle nidâ edip duyurmasını emretti: “Hacc Arafat’tır, kim Cem (Müzdelife) gecesi fecrin doğmasından önce (vakfeye) yetişirse, haccı idrak etmiş demektir. Eyyâm-ı Mina üç gündür. Kim ilk iki günde acele davranırsa, herhangi bir günah terettüp etmediği gibi, te’hir edene de bir günah terettüp etmez.”
Tirmizî, Hacc 57, (889); Ebü Dâvud, Menâsik 69, (1949);Nesâî, Hacc 211, (5, 264); İbnu Mâce, Menâsik 37, (3015).

1400 – Hz.Ali radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Kuzah’ta vakfe yaptı ve: “Burası Kuzah’tır, vakfe mahallidir, Cem’in (Müzdelife’nin) tamamı vakfe mahallidir. Ben burada kurbanı kestim. Mina’nın her yanı kesim yeridir. Kurbanlarınızı evlerinizde kesin” buyurdu.
Ebu Dâvud, Menâsik 65, (1935).

1401 – İmam Mâlik rahimehullah’e ulaştığına göre, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm şöyle buyurmuştur: “Arafat’ın tamamı vakfe yeridir. Urene vâdisinden çıkın (vakfe yeri değildir). Müzdelife’nin tamamı vakfe yeridir, Muhassır vâdisinden çıkın (vakfe yeri değildir).”
Muvatta, Hacc 166 (1, 388); Müslim, Hacc 149.)

1402 – İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Arafat’tan yola çıkmıştı, arkasından birisinin koşturmak için devesine şiddetle bağırıp, vurduğunu işitti. Bunun üzerine kamçısıyla etrafındakilere kulak verin diye işaret edip, şöyle buyurdu:
“Sâkin olun. Allah’ı razı edecek iyi davranış ve bir acelede değildir.”
Buharî, Hacc 94, Müslim, Hacc 268, (1282), 282, (1286); Ebu Dâvud, Menâsik 64, (1920); NesâÎ, Hacc 204,(5, 257-258).

1403 – Üsâme İbnu Zeyd radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm güneş battığı zaman Arafat’tan ifâza yaparak yola çıktı. Dağ geçidine geldiği zaman deveden inip bevletti. Sonra abdest aldı. Abdesti bol su kullanarak değil, hafifçe aldı. Ben:
“Namaz mı kılacağız ey Allah’ın Resûlü?” diye sordum.
“Hayır, namaz önümüzde!” dedi ve devesine bindi. Müzdelife’ye gelince hayvandan indi ve yeniden abdest aldı. Bu sefer bol su kullandı. Sonra namaz başladı. Akşam namazını kıldı. Sonra herkes devesini ıhdı. Yine namaza başlandı. Bu sefer de yatsıyı kıldı. İkisi arasında başka bir namaz kılmadı.”
Buhârî, Vudü 6, 35, Hacc 93, 95; Müslim, Hacc 266, (1280). Muvatta, Hacc 19?, (1, 400-401); Ebu Dâvud, Menâsik 64, (1925); Nesâî, Mevâkît 56 (1, 292), Hacc 206, (5, 259).

1404 – Urve’den yapılan bir rivayet şöyledir: “Hz. Üsâme radıyallahu anh’ye : “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Veda haccından, ifâzadan (Arafat’tan ayrıldıktan) sonra yolculuğu nasıl yaptı?” diye sorulmuştu. Şu cevabı verdi:
“Hızlı yürürdü. Ancak yolda bir düzlüğe rastlarsa daha hızlı yürürdü.”
Buhârî, Hacc 92, Cihâd 136, Megâzî 77; Müslim, hacc 282, (1286); Muvatta, Hacc 176, (1, 392); Ebu Dâvud, Menâsik 64, (1923); Nesâî, Hacc 205, (5,259).

1405 – Fâtıma Bintu’l-Münzir anlatıyor: “Esmâ Bintu Ebî Bekr radıyallahu anhümâ kendisi ve beraberindekilere Müzdelife’de sabah namazı kıldırıverecek olan kimseye, şafak söktüğü zaman kıldırmasını emredip, bineğine atlar ve Mina’ya hareket eder, yolda da durmazdı.”
Muvatta, Hacc 175, (1, 392).

1406 – İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ: “Ben Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın Müzdelife gecesinde, ailesinden, erkenden taşlamaya gönderdiği zayıflar grubu arasında idim” demiştir.
Buhârî, Hacc 98;Müslim, Hacc 300, (1293); Tirmizî, Hacc 58, (892, 893); Ebu Dâvud, Menâsik 66, (1939,1940); Nesâî, Hacc 208, (5, 261, 271, 272); İbnu Mâce, Menâsik 62, (3025).

1407 – Hz.Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: “Sevde radıyallahu anhâ, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’tan Müzdelife’den geceleyin ifâza yapmak için izin istedi. Sevde iri, ağır yürüyen bir kadındı. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ona izin verdi.”
Hz. Aişe radıyallahu anhâ: “Keşke ben de onun gibi izin istemiş olsaydım” diye hayıflanırdı. Vaktiyle izin almamış olduğu için O, hep imamla birlikte ifâzada bulunurdu.”
Buhârî, Hacc 98; Müslim, Hacc 293-296,(1290); Nesâî Hacc 209, (5, 262), 214 (5, 266).

1408 – Yine Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Ümmü Seleme’yi kurban gecesi Mina’ya gönderdi. Ümmü Seleme, daha şafak sökmeden şeytan taşlamasını yaptı. Sonra gidip ifâza tavafını yaptı.”
Ebu Dâvud, Menâsik 66, (1942); Nesâî, Hacc 223, (5, 272).

1409 – Fâtıma Bintu’l-Münzir anlatıyor: “Esmâ Bintu Ebî Bekr radıyallahu anhümâ kendisi ve beraberindekilere Müzdelife’de sabah namazı kıldırıverecek olan kimseye, şafak söktüğü zaman kıldırmasını emredip, bineğine atlar ve Mina’ya hareket eder yolda da durmazdı.”
Muvatta, Hacc 175, (1, 392).

1410 – İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Hz. Üsâme radıyallahu anh Arafat’tan Müzdelife’ye kadar Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın terkisinde idi. Sonra Müzdelife’den Mina’ya kadar da Fadl İbnu Abbâs’ı terkisine aldı. Her ikisi de: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm büyük şeytanı (Cemretu’l-Akabe) taşlayıncaya kadar telbiyeyi bırakmadı” demiştir.
Buhârî, Hacc 86, Cihâd 126; Müslim, Hacc 266, (1281); Tirmizî, Hacc 78, (918); Ebu Dâvud, Menâsik 28, (1815); Nesâî, Hacc 216, (5, 268), 229, (Buhârî’de gösterilen bablarda rivayet mânâ yönüyle mevcuttur, lâfzan değil).

1411 – Sâid İbnu Cübeyr anlatıyor: “Ben, İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ ile Arafat’ta beraberdim. Bir ara bana: “Niye halkın telbiyesini işitmiyorum?” diye sordu, ben kendisine:
“Muâviye radıyallahu anh’den korkuyorlar!” dedim. Bunun üzerine:
“Lebbeyk Allahümme lebbeyk, bu insanlar Ali’ye buğzları sebebiyle sünneti terketmişler!” diyerek çadırından çıktı.”
Nesâî, Hacc 197 (5, 253).

1412 – Muhammed İbnu Ebî Bekr es-Sakafî anlatıyor. Arafat’tan Mina’ya gelirken, beraberindeki Enes İbnu Mâlik radıyallahu anh’e telbiyeden sorarak: “Siz Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ile nasıl yapıyordunuz?” dedim. Bana:
“Dileyen telbiye getirirdi, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm müdâhale etmezdi. Dileyen tekbir getirirdi, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ona da mudâhale etmezdi! Dileyen de tehlil getirirdi, ona da müdâhale etmezdi. Bizden kimse, farklı zikirler de bulunduğu için arkadaşını ayıplamazdı.”
Buhâri, Hacc 86, İydeyn 12; Müslim, Hacc 274, (1285); Nesâî, Hacc 192, (5, 250).

1413 – Ca’fer İbnu Muhammed babasından naklen anlatıyor: “Hz. Ali radıyallahu anh, hacda, arefe günü güneşin zeval noktasına gelmesine kadar telbiyeye devam eder, ondan sonra keserdi.”
Muvatta,Hacc 44, (1, 338).

1414 – Hz. Üsâme radıyallahu anh anlatıyor: “Arafat’da ben Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın devesinin terkisinde idim. Bir ara dua için ellerini kaldırmıştı. O esnada deve, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ı eğdi. Derken yuları düştü. Hz. Peygamber aleyhissalâtu vesselâm yuları elinin biriyle tutup, diğer elini kaldırarak duasına devam etti.”
Nesâî, Hacc 202, (5, 254).

1415 – Abdurrahman İbnu Zeyd anlatıyor: “İbnu Mes’ud radıyallahu anh, vadinin dibinden yedi çakıl atarak büyük şeytanı taşladı. Her taşı attıkça tekbir getiriyordu. Bu sırada Beytullah sol tarafında, Mina da sağında olacak şekilde durmuştu. Kendisine:
“İnsanlar, taşları yukarısından atıyorlar!” denince şu cevabı verdi:
“Burası, kendinden başka ilâh olmayan Zat’a kasem olsun, Bakara süresinin üzerine indiği makamdır.
Buhârî, Hacc 135, 136, 137,138; Müslim, Hacc 305, (1296); Tirmizî, Hacc 64, (901); Ebu Dâvud, Menâsik 78, (1974); Nesâî. Hacc 226,(5,273).

1416 – Tirmizî ve Nesâî’de şöyle denmiştir: “İbnu Mes’ud Akabe cemresine geldi. Vâdinin dibinde durdu, kıbleye karşı yönelip, sağ kaşının üst hizasından yığına taşları atmaya başladı…”
Tirmizî, Hacc 64, (901).

1417 – Hz. Sâd radıyallahu anh anlatıyor: “Veda haccından Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’la beraber döndük. Yolda konuşurken bâzılarımız “Yedi taş attım” bazılarımız da: “Altı taş attım” diyordu, kimse kimseyi bu sebeple kınamıyordu.”
Nesâî, Hacc 227, (5, 275).

1418 – İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, Akabe taşlaması sabahı, bineğinin üzerindeyken:
“Bana taş toplayıver!” dedi. Ben de (şehadet ve başparmaklarla atılabilecek büyüklükte) ufak taşlardan onun için topladım. Avucuna koyduğum sırada:
“İşte bunlar gibi. Dinde aşırılıktan sakının. Sizden öncekileri, dinde aşırılıkları helâk etmiştir!” dedi.
Nesâî, Hacc 217, (5, 268).

1419 – Hz. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: “Ben, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ı yevm-i nahrde kuşluk vakti taş atarken gördüm. Ama bundan sonraki günlerde, güneşin zevâlinden (öğle vaktinden) sonra taş attı.”
Müslim, Hacc 313, (1299); Tirmizî, Hacc 59, (894); Ebu Dâvud, Menâsik 78, (1971j; Nesâî, Hacc 221, (5, 270j. Bu hadisi Buhârî, muallak olarak zikretmiştir, Hacc 134.)

1420 – Nâfi’ anlatıyor: “Abdullah İbnu Ömer radıyallahu anhümâ’in zevcesi Safıyye Bintu Ebî Ubeyd’in oğlan kardeşinin kızı Müzdelife’de nifas oldu (doğum yaptı). Bu yüzden o da, Safiyye de geri kaldılar ve Mina’ ya yevm-i nahrde güneş battıktan sonra geldiler. Hz. Abdulllah İbnu Ömer radıyallahu anhümâ onlara geldikleri anda taş atmalarını emretti ve bu gecikmeden dolayı onların herhangi bir kefaret ödemesine hükmetmedi.”
Muvatta, Hacc 220, (1, 409).

1421 – Ebu’l-Beddâh Âsım İbnu Adiyy, babası Adiyy radıyallahu anh’den naklediyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm develerin çobanına, yevm-i nahrde taş atmışlarsa, ertesi gün taş atmayıp develerle kalmaya, sonra da iki günlük taş atmaya ve yevm-i nefrde atmaya ruhsat tanıdı.”
Nâfi’ anlatıyor: “İbnu Ömer radıyallahu anhümâ şöyle derdi: “Eyyam-ı teşrikin ortası günü, güneş batmazdan önce Mina’dan ayrılmayan kimse ertesi günü taşları atmadan ayrılmasın.”
Muvatta, Hacc 214, (1, 407).

1422 – İbnu Ömer radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Hz. Peygamber aleyhissalâtu vesselâm taşları atacağı zaman yaya gider, yaya dönerdi.”
Ebu Dâvud, Menâsik 78, (1969); Tirmizî, Hacc 63, (900).

1423 – Kâsım İbnu Muhammed anlatıyor: “İnsanlar (yani sahâbeler) taşlamaya yayan gider, yayan dönerdi. Bu safhada ilk binen Hz.Muâviye radıyallahu anh oldu.”
Muvatta, Hacc 215, (1, 40?).

1424 – Hz. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: “Yevm-i nahrde (kurban gününde) Resûlullah aleyhissalàtu vesselâm’ı, taşlamayı binerek yaparken gördüm. Taşlarını devesinin üzerinde iken atmış ve şöyle demişti:
“Menâsikinizi benden alın. Bilemiyorum, belki de bu hacdan sonra hac yapamam.”
Müslim; Hacc 310, (2197); Ebu Dâvud; 78 (1970); Neaâî,Hacc 2220, (5, 270).

1425 – Hz. Câbir anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm efendimiz buyurdular ki: “Taharet maksadıyla taş kullanmak tektir. Şeytana atılan taş tektir. Safâ ile Merve arasında sa’y tektir, tavaf da tektir. Öyle ise sizden biri tahâret için taş kullanacaksa bunu da tek kılsın.”
Müslim, Hacc 315, (1300).

1426 – İbnu Abbs radıyallahu anhümâ’ın anlattığına göre Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm şöyle demiştir: “Atılan taşlardan kabul edilenler kaldırılmasaydı, Sebîr dağından daha büyük bir yığın ortaya çıkardı.”
Rezîn’in ilâvesidir. Hadis Münzirî’nin et-Tergib ve’t-Terhib’inde kaydedilmiştir (2,131).

1427 – Hz. Enes radıyallahu anh: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm cemretu’l-Akabe’ye geldi, taşlarını attı, sonra Mina’daki menziline (konakladığı yere) geldi ve kurbanını kesti. Sonra berbere: “Al!” dedi ve sağ yanını işaret etti. Sonra sol tarafını işaret etti, sonra kesilen saçları halka vermeye başladı.” Bir rivayette şöyle denir: “Sağ yandan kesileni sağındakilere, sol yandan kesileni de Ümmü Süleym’e verdi.”
Buhârî, Vudü 33; Müislim, Hacc 323, (1305); Tirçnizî, Hacc 73, (912); Ebu Dâvud, Menâsik 79, (1981).

1428 – Bir rivayette şöyle denmiştir: “Sol taraftan kesilenleri Ebu Talha’ya verdi ve ona: “Bunu halka dağıt” diye emretti.”

1429 – Hz. Ali radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm kadının saçını tıraş etmesini yasakladı.”
Tirmizî, Hacc 75,(914).
Rezîn’in ilâvesinde: “…Hacda da, umrede de” ziyadesi vardır. Bu ziyadeden sonra (Rezîn ilaveten şunu) der: “Onlara sadece teksîr (kısaltma) gereklidir.”

1430 – İbnu Ömer radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “Ey Allah’ım, tıraş olanlara rahmet et” diye dua etmişti. Yanındakiler:
“Kısaltanlara da ey Allahın Resûlü!” dediler. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm efendimiz: “Ey Allahım tıraş olanlara rahmet et!” diye duasını tekrar etti. Yanındakiler tekrar:
“Kısaltanlara da Ey Allah’ın Resûlü!” dediler, bu sefer:
“Kısaltanlara da” buyurdu.
Buhârî, Hacc 127; Müslim, Hacc 316, (1301);Muvatta, Hacc 184, (1, 395); Tirmizî, Hacc 74, (913); Ebu Dâvud, Menâsik 79, (1979).

1431 – Sahiheyn’in Ebu Hüreyre radıyallahu anh’den kaydettiği bir rivayet şöyledir: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “Ey Allah’ım, traş olanlara mağfiret et!” demişti, yanındakiler: “Ey Allah’ın Resûlü! Kısaltanlar için de (dua ediver!)” dediler. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm yine: “Ey Allah’ım, tıraş olanlara mağfiret et!” buyurdu. Yanındakiler: “Ey Allah’ın Resûlü! Kısaltanlar için de dua ediver!” dediler. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “Ey Allah’ım, tıraş olanlara mağfiret et!” dedi. Yanındakiler: “Ey Allah’ın Resûlü! Kısaltanlara da (dua ediver)” dediler. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bu üçüncü talebte: “Kısaltanlara da!” dedi.
Buhâri, Hacc 127; Müslim, 320, (1302).

1432 – Müslim’de Ümmü’l Husayn radıyallahu anhâ’ın bir rivayeti şöyledir: “Veda haccında Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın, tıraş olanlara üç kere, kısaltanlara bir kere dua ettiğini işittim.”

1433 – Abdullah İbnu Amr İbni’l-Âs radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Veda haccında Mina’da, halkın meselelerini kendisine sorması için durmuştu. Bir adam gelip:
“Ben kurbanın tıraştan önce olacağını bilemedim ve kurbandan önce tıraş oldum?” dedi. Resûlullah aleyhissalàtu vesselâm:
“Şimdi de kurbanını kes, burada bir beis yok” cevabını verdi. Bir başkası daha gelip:
“Taşı kurbandan önce atmak gerektiğini bilemedim ve taşlamayı yapmadan kurban kestim” dedi. Buna da:
“Şimdi taşını at, bunda bir mahzur yok!” diye cevap verdi. O gün Resûlullah aleyhissalâtu vesselàm’a “Şunu önce, yaptık”; “Bunu sonra yaptık” şeklinde takdim te’hirle ilgili her ne soruldu ise hepsine: “Yap bunda bir mahzur yoktur!” diye cevap verdi.
Buhârî, Hacc 131, İlm. 23, 46,Eymân 15; Müslim, Hacc 327, (1306); Muvatta, Hacc 242, (1, 421); Tirmizî, Hacc 76,(916); Ebu Dâvud, Menâsik 80, (2014); İbnu Mâce, Menâsik 74, (3051).

1434 – Üsâme İbnu Şerîk radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’la birlikte ben de hacca çıktım. Halk kendisine mürâcaat ediyordu. Gelenlerden bazısı:
“Ey Allah’ın Resûlü, tavaftan önce sa’y yaptım, bazı şeyleri vaktinden sonraya bıraktım veya vaktinden önce aldım ne buyurursunuz, hükmü nedir?” şeklinde soruyordu. Resûlullah aleyhissalâtu vesselam da:
“Bunda bir günah yok. Ancak bir kimse bir Müslümanın ırzını makaslarsa (gıybetini ederse) o zalimdir. İşte günah işleyen ve kendini helâke atan odur.” buyurdu.
Ebu Dâvud, Menâsik 88, (2015).

1435 – Nâfi’ anlatıyor: “İbnu Ömer radıyallahu anhümâ, ifâza tavafını yapmış, fakat cehâletle henüz tıraş olmamış, kısaltma da yaptırmamış bir adama rastladı. Adama, dönüp tıraş olmasını veya saçını kısaltmasını, sonra da Beytullah’a yeniden ifâza tavafında bulunmasını emretti.”
Muvatta, Hacc 189, (1, 397).

1436 – İbnu Ömer radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Babam Hz. Ömer radıyallahu anh buyurdu ki:
“Kim cemretu’l-Akabe’ye taşını atar, sonra tıraş olur veya kısaltır ve de -yanında olduğu takdirde- kurbanını keserse, kendisine ihramlı iken haram olanlardan -kadına temas ve koku hâriç- hepsi helâl olur. Bunların haramlığı Beytullah’a yapacağı ifâza tavafına kadar devam eder. İfâza yapınca onlar da helâl olur.”
Muvatta, Hacc 221, (1, 410).

1437 – İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ demiştir ki: “Bir kimse cemretü’l-Akabe’ye taşını attı mı kendisine -kadın dışında- haram olan her şey helâl olur.” Onun bu sözü üzerine:
“Ya koku? O da mı helâl olur?” diye soruldu. Dedi ki:
“Gerçekten ben Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ı misk sürünürken gördüm. Yoksa o koku değil miydi?”
Nesâî, Hacc,231, (5, 277); İbnu Mâce, Menâsik 70, (3041).

1438 – Ümmü Seleme radıyallahu anhâ anlatıyor: “Veda haccında yevm-i nahrın gecesinde Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın beraber olma nöbeti bende idi. O akşam, Vehb İbnu Zem’ave beraberinde Ebu Ümeyye ailesinden bir adam olduğu halde, kamislerini giymiş olarak yanımıza geldiler.
Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, Vehb radıyallahu anh’e:
“Sen ifâza tavafını yaptın mı Ey Ebu Abdillah?” diye sordu. Vehb:
“Hayır! Vallahi ey Allah’ın Resûlü, yapmadım!” deyince, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “Öyleyse şu kamisi çıkar!” dedi. Vehb, onu başından çıkardı. Arkadaşı da kamisini başından çıkardı. Sonra Vehb sordu:
“Niçin çıkarıyoruz Ey Allah’ın Resûlü?”
“Çünkü bugün, cemreye taş attığınız takdirde ihramdan çıkmanıza, yâni size haram edilen herşeyin -kadın hariç- helâl olmasına ruhsat tanındı. Eğer siz, Beytullah’ı tavaf etmeden akşama girerseniz, cemretü’l- Akabeye taş atmazdan önceki gibi haram olursunuz, bu hal Beytullah’ı tavaf edinceye kadar devam eder” diye cevap verdi.
Ebu Dâvud, Menâsik 83,(1999).

1439 – İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ şöyle demiştir: “Beytullah’ı hac maksadıyla olsun, başka maksadla olsun, her kim tavaf ederse tahallül etmiş (ihram yasaklarından çıkmış) olur.” İbnu Abbâs’ın bu sözünü nakleden Atâ’ya:
“Bunu neye dayanarak söylüyor?” diye soruldu. Şu cevabı verdi:
“Cenab-ı Hakk’ın şu sözüne dayanarak: “Sonra varacakları yer Beyt-i Atik’a müntehîdir” (Hacc 33). Kendisine şu cevap verildi:
“Ama bu, Arafat’ta vakfeye durulduktan sonra olacaktır.”
Atâ bu cevap üzerine açıkladı:
“İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ bunun Arafat vakfesinden önce ve sonra olacağını söylerdi. Bu hükmü, Hz. Peygamber aleyhissalâtu vesselâm’in Veda haccı sırasında Ashâb’a verdiği ihramdan çıkma emrinden istinbat ediyordu.”
Buhârî, Megâzî 77; Müslim, Hacc 206-208, (1244,1245).

1440 – Hz. Hafsa radıyallahu anhâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm zevcelerine, Veda haccı senesinde ihramdan çıkmalarını emretti. Ben: “Siz niye ihramdan çıkmıyorsunuz?” diye sordum.
“Ben başımı telbid ettim, kurbanlığımı hazırladım, kurbanlığımı kesmeden ihramdan çıkamam” diye cevap verdi.
Buhârî, Hacc 34, 107, 126,Megâzî 77, Libâs 89; Müslim,Hacc 186, (1229); Muvatta, Hacc 180 (1, 394); Ebu Dâvud,Menâsik 24, (1806); Nesâî, Hacc 40, (5,136) 67, (5,172); İbnu Mâce, Menâsik 72, (3046).

1441 – İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalàtu vesselâm Veda haccında umre için ihrama girdi. Ashabı ise radıyallahu anhüm ecmain hac için ihrama girdi. Mekke’ye varınca ne Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ne de beraberinde kurbanlıkları olanlar ihramdan çıkmadılar. Geri kalanlar ihramdan çıktılar.”
Müslim, Hacc 196, (1239).

1442 – Nâfi’ rahimehullah anlatıyor:
“İbnu Ömer radıyallahu anhümâ dedi ki: “İhramlı kadın, ihramdan çıkınca, saç örgülerinin ucundan bir miktar kesmedikçe taranmaz. Şayet kurbanlığı varsa, kurbanı kesilinceye kadar saçından hiçbir şey kesemez.”
Muvatta, Hacc 163, (1, 387).

1443 – Mihnef İbnu Süleym radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ı işittim şöyle buyurmuştu: “Ey insanlar, her aile sâhibine her sene bir kurbanlık, bir de atîre borç olmuştur. Atîre’nin ne olduğunu biliyor musunuz? O, recebiye dediğiniz şeydir.”
Tirmizî, Edâhi 18, (1518); Ebu Dâvud, Dahâya 1, (2788); Nesâî, Akîka 6, (7,167-168); İbnu Mace, Menâsik 2, (3125).

1444 – Abdullah İbnu Amr İbnu’l-Âs radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “Kurban gününü bayram olarak kutlamakla emrolundum. Onu bu ümmet için Allah bayram kılmıştır” buyurmuştu. Bir adam kendisine:
“Ey Allah’ın Resûlü! Ben iâreten verilmiş bir hayvandan başka bir şeye sahip değilsem, onu kesebilir miyim?” diye sordu. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “Hayır, dedi, ancak saçını, tırnaklarını kısaltır, bıyıklarından alır, etek tıraşını olursun. Bu da sana Allah indinde bir kurban yerine geçer.”
Ebu Dâvud, Edâhî,1 (2789); Nesâî, Dahâya 2, (7, 213).

1445 – Nâfi’ rahimehullah anlatıyor: “Ailenin her ferdi için kurban kesmek gerektiği görüşünde olan Abdullah İbnu Ömer radıyallahu anhümâ, anne karnındaki çocuk adına kurban kesmezdi.”
Muvatta Dehâyâ 13, (2, 487).

1446 – Hz. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: “Biz, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ile birlikte Hudeybiye senesi umrede temettu yaptık. O zaman yedi kişi adına bir sığır keserek iştirak ettik. Keza deve de yedi kişi adına kesilmişti.”
Müslim, Hacc 355, (1318); Muvatta, Dahâyâ 9, (2, 486); Timizî, Hacc 66, (904); Ebu Dâvud, Dahâya 7, (2807); Nesâî, Dahâyâ 16, (7, 222).

1447 – İbnu Abbâss radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Biz, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ile birlikte bir seferde iken Kurban Bayramı geldi. Kurban için, sığırda yedi kişi, devede on kişi ortak olduk.”
Tirmizî, Hacc 66, (905); Nesâî, Dahâya (7, 222).

1448 – Huceyye İbnu Adiyy anlatıyor: “Hz. Ali radıyallahu anh: “Sığır yedi kişi adına kesilir” demişti. Kendisine:
“Ya doğurmuşsa?” diye soruldu.
“Öyleyse yavrusunu da beraber kes!” buyurdu. Kendisine:
“Ya topalsa?” diye soruldu.
“Kesim yerine ulaşabildiyse tamam” dedi.
“Ya boynuzu kırıksa?” dendi.
“Zarar etmez. Biz göz ve kulaklarının sağlamlığını kontrol etmekle emrolunduk!” diye cevap verdi.
Tirmizî, Edâhî 9, (1503).

1449 – Nâfi’ rahimehullah anlatıyor: “İbnu Ömer radıyallahu anhümâ kurbanlıkların: “Tırnaklılar (yani sığırlar) hakkında üçüncü senesine girmiş veya geçmiş, etli ayaklılar (develer) hakkında da altıncı yaşına girmiş veya geçmiş olmasını” şart koşardı.
Muvatta,Hacc 147, (1, 380).

1450 – Ebu Eyyub radıyallahu anh anlatıyor: “Bizden biri, kendisi ve ailesi halkı için tek bir koyun kurban eder, etinden hem yerler hem de başkalarına yedirirlerdi. Sonra insanlar, övünmeye başladılar ve kurbanlar bir övünme vâsıtası oldu.”
Muvatta, Dahâya 10, (2, 486); Tirmizî, Dahâya 10, (1505); İbnu Mâce, Dâhâya 10, (3147).

1451 – İbnu Şihab radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Veda haccı sırasında kendisi ve âile halkı için sadece bir deve veya bir sığır kesmiştir.”
Muvatta, Dâhâya 11, (2, 486).

1452 – İbnu Ömer radıyallahu anhümâ demiştir ki: “Sığır, sadece bir kimse için kesilir, koyun da bir kimse için kesilir, deve de bir kimse adına kesilir.”
Keza İbnu Ömer derdi ki: “İbadet için kesilen hayvana cemaat iştirak edemez. İştirak olsa olsa aynı aile halkı arasında olur.”
Rezîn ilâve etmiştir.

1453 – Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, ayakta olduğu halde yedi deveyi kendi eliyle kesti. Medine’de ise, boynuzlu ve alacalı iki koyun kurban etti. Resûlullah aleyhissalàtu vesselâm keserken tekbir getiriyor, besmele çekiyor ve ayağını hayvanların boyunlarının üzerine koyuyordu.”
Buhârî, Hacc 117, 119, Cihâd 104,126; Müslim, Edâhî 17, (1966); Tirmizî, Edâhî 2, (1494); Ebu Dâvud, Edâhî 4, (2793, 2794); Nesâî, Dahâyâ 28-31, (7, 219-230); İbnu Mâce, Edâhi 1, (3120).

1454 – Ebu Said radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm boynuzlu erkek bir koçu kurban etti. Koç siyahın içinde bakar, siyahın içinde yürür, siyahın içinde yerdi.”
Tirmizî, Edâhî 4, (1496);Ebu Dâvud, Dahâyâ 4, (2796); Nesâî,Dahâyâ 14, (7, 221); Müslim, Edâhî 19, (1967).

1455 – Ebu Ümâme radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Kurbanlığın en hayırlısı (boynuzlu) koçtur. Kefenin en hayırlısı da takımdır.”
Tirmizî, Edâhî 18, (1517).

1456 – Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Veda haccında, Muhammed âilesi için tek bir sığır kesti”
Ebu Dâvud, Menâsik 14, (1750).

1457 – Haneş rahimehullah anlatıyor: “Hz. Ali radıyallahu anh’yi gördüm, iki koç kesmişti. Dedi ki:
“Biri kendim için, diğeri Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm için”
Hz. Ali radıyallahu anh ilâve etti:
“Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm böyle emretti -veya şöyle demişti: Böyle vasiyet etti- Ben hayatta olduğum müddetçe ebediyyen terketmeyeceğim.”
Tirmizî, Edâhi 1, (1495); Ebu Dâvud, Dahâya 2, (2790).

1458 – Urve rahimehullah’den anlattığına göre, evladlarına şöyle demiştir: “Evlâtlarım, sakın biriniz, bir büyüğe hediye edince utanacağı bir şeyi Allah için kurban sunmasın. Zîra Allah, büyüklerinin büyüğüdür ve O, en seçkine herkesten ziyâde lâyıktır.”
Muvatta, Hacc 147, (1, 380).

1459 – Hz.Câbir radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “Yıllanmış (yaşını başını almış) hayvanlardan kurban kesin. Böylesini bulmakta zorluk çekerseniz o başka. Bu taktirde koyundarı bir kuzu kesiverin” buyurdular.
Müslim, Hacc 13, (1963); Ebu Davud,Dahâya 5, (2797); Nesâî, Dahâya 13, (7, 218).

1460 – Ukbe İbnu Âmir radıyallahu anh’in anlattığına göre:”Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ashabı arasında taksim edilmek üzere bir miktar davar vermişti. Dağıtım yapılınca geriye bir oğlak arttı. Ukbe durumu Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a haber verince:
“Onu da sen kurban et!” buyurdu.
Bir rivayette artık Ukbe’ye kalan bir ceze’dir. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “Sen de onu kurban et!” demiştir.
Buhârî,Edâhî 7, 2;Vekâlet 1, Şirket 12; Müslim, Edâhî 15, (1965); Tirmizî, EdâhÎ 7, (1500); Nesâî, Dahâya 13, (7, 218); İbnu Mâce, Edâhî 7, (3138).

1461 – Asım İbnu Küleyb babasından, o da Mücâşi’ es-Sülemî radıyallahu anh’den haber veriyor. Onun rivayeti üzere: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “Koyunun kuzusu, keçiden ikinci yaşına basanın gördüğü vazifeyi görür” buyurmuştur.
Ebu Dâvud, Dahâya 5, (2799); Nesâî, Dahâya 13, (7,219); İbnu Mâce, Edâhi 7, (3140).

1462 – Hz.Ali radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, kurbanlık olarak keseceğimiz hayvanın göz ve kulaklarına dikkat etmemizi, “Kulağı önden delinmişi veya arkadan delinmişi veya ortadan yarılmışı veya yuvarlak delinmişi kurban yapmayın” diye emretti.”
Tirmizî, Edâhî 6, (1498); Ebu Dâvud, Dahâya 6, (2804, 2805, 2806), Nesâî,Edâhî 10, (7, 217); 11,12, İbnu Mâce, Edâhî 8, (3142).

1463 – Ubeyd İbnu Fîrüz, Berâ radıyallahu anh’dan naklen, Resulullah aleyhissalâtu vesselâm’ın şöyle söylediğini rivayet etmiştir:
“Kurbanlıklarda körlüğü belli olan kör, hastalığı açıkça belli olan hasta, (yürümeye mâni olacak derecede) topallığı açık olan topal, iliği kurumuş zayıf hayvanın kurban edilmesi caiz değildir.”
Muvatta, Dahâyâ 1, (2,482); Tirmizî, Edâhî, 5, (1497); Ebu Dâvud, Dahâya 6, (2802); Nesâî, Dahâyâ 5,6, 7, (7,214, 215).

1464 – Yezid Zî-Mısr anlatıyor: “Utbe İbnu Abd essülemî’ye gelip: “Ey Ebu’l-Velid! Kurbanlık almak için çıkmıştım, hoşuma giden bir şey bulamadım. Azıları dökülmüş bir şey vardı, ona da gönlüm razı olmadı. Siz ne dersiniz?” diye sordum.
“Onu bana getirmedin mi?” demesin mi?
“Sübhanallah, dedim, yani o, senin için câiz de benim için mi câiz değil?”
“Evet, öyledir, dedi. Sen şüphe ediyorsun, ben etmiyorum. Bilesin ki, Resûlullah aleyhissalâtu vesselàm şunları yasakladı: “Kulağı dibinden kesik, boynuzu dibinden çıkmış, gözünün biri oyulmuş, zayıflığı, dermansızlığı sebebiyle sürüden kalıp yatır olmuş, ayağı kırılmış.”
Ebu Dâvud, Dahâya 6, (2803).

1465 – İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Zülhuleyfe’de öğle namazını kıldı, sonra kurbanlık devesini getirip hörgücünün sağ yanına nişanı vurdu, kan akıttı boynuna iki tane nalın taktı. Sonra binek devesine atladı. Beydâ düzlüğüne ulaşınca, hacca niyet ederek telbiye getirdi.”
Müslim, Hacc 205 (1243); Tirmizî, Hacc 67, (906); Ebu Dâvud, Menâsik 15, (1752); Nesâî, Hacc 63, (5,170172); İbnu Mâce, Menâsik 96, (3097).

1466 – Hz. Ayşe radıyallahu anhâ’nin bir rivayetine göre, “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm kurban olarak davar sevketti ve koyunlara işaret taktı.”
Buhârî Hacc 110, Edâhî 15; Müslim, Hacc 359, (1321); Tirmizî, Hacc 70, (909); Ebu Dâvud, Menâsik 15, (1755); Nesâî, Hacc 69, (5,173,174); İbnu Mâce; Menâsik 95, (3096).

1467 – Vekî’ rahimehullah: “Kurban olacak deveye nişan vurup, boynuna alâmet takmak sünnettir” demişti. Ehl-i reyden birisi kendisine:
“Nehâî’den, bunun müsle (eziyet) olduğu rivayet edilmiştir” dedi. Vekî ‘kızarak:
“Ben sana “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm devesine işaret vurdu, bu sünnettir” diyorum, sen bana: “Falandan rivayet edildi” diyorsun. Sen hapse tıkılıp şu sözünden vazgeçinceye kadar salınmamaya ne kadar lâyıksın!” der.
Tirmizî, Hacc 67, (906).

1468 – Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “Namazdan önce kurban kesmiş olan bilsin ki, kestiği kurban değildir, ailesine et takdim etmiştir, yeniden kessin!” buyurdu.
Buhârî, Edâhî 1, 4, 12, Iydeyn 5, 23; Müslim, Edâhî 16, (1962); Nesâî, Iydeyn 30, (3,193).

1469 – Berâ radıyallahu anh anlatıyor: “Ebu Bürde İbnu Niyâr radıyallahu anh namazdan önce kurbanını kesmişti. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ona:
“Kurbanını yenile!” dedi. Ebu Bürde:
“Ey Allah’ın Resûlü, benim sadece bir oğlağım var. Ancak nazarımda yıllanmış olandan daha kıymetlidir!” deyince: “Öbürünün yerine bunu kurban et. Ancak oğlak senden sonra, kimseye kurban için yeterli olmayacak!” dedi.
Buharî, Edâhî 1, 8,11,12, Iydeyn 3, 5, 8,10,17, 23; Müslim, Edâhî 4, (1961); Tirmizî, Edâhî 12, (1508); Ebû Dâvud, Dahâya 5, (2800); Nesâî, Dahâya 17, (7, 222, 223).

1470 – İmam Mâlik’e ulaştığına göre, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, Mina’da şöyle demiştir: “İşte kurban kesilen yer. Mina’nın her tarafı kesim yeridir.”
Umre sırasında da şöyle buyurmuştur: “Burası kurban kesme yeridir.” “Burası” sözü ile Merve’yi kastedmiştir. Mekke’nin bütün geçit ve yolları kurban kesme yeridir.”
Muvatta, Hacc 178, (1, 393); Ebu Dâvud, Menâsik 65, (1937); İbnu Mâe, Menâsik 73, (3048).

1471 – Nafi’ rahimehullah anlatıyor: “Kim bir bedene kesmeye nezrederse, artık devesine alâmet olarak iki nalın takar, hörgücünü kanatarak nişan vurur, sonra da onu Beytullah’ın yanında veya Mina’da yevm-i nahrde (bayramın birinci günü) keser. Kurban için bir başka kesim yeri yoktur. Kim de deve veya sığırdan cezûr adamış ise onu dilediği yerde keser.”
Muvatta, Hacc 182, (1, 394).

1472 – Yine Nâfi’nin anlattığına göre İbnu Ömer radıyallahu anhümâ şu açıklamayı yapmıştır: “Kurban günleri, yevm-i nahr’den sonra iki gündür.”
İmam Malik der ki: “Bana, bunun aynısı Ali İbnu Ebî Talib radıyallahu anh’den de ulaştı.”
Muvatta, Dahƒya 12, (2, 487).

0 Yorum

Düşünceleriniz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

©2021 MAGGOG MEDYA | Tüm hakları DMCA tarafından korunmaktadır.

İLETİŞİM

Şikayet, öneri, teklif ve sorularınızı buradan iletebilirsiniz.

Sending
veya

Log in with your credentials

veya    

Bilgilerinizi unuttunuz mu?

veya

Create Account