Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/u6294730/public_html/wp-includes/functions.php on line 5313

1153 – Yine İbnu Abbas radıyallahu anhümâ, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın şu sözünü rivayet etmiştir: “Hac yapmak isteyen acele davransın.”
Ebu Dâvud, Menâsik 6, (1732).

1154 – Hz. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’dan: “Umre vacib midir?” diye sorulmuştu, şu cevabı verdi:
“Hayır! Ancak, umre yapmanız faziletli bir ameldir.”
Tirmizî, Hacc 88. (931).

1155 – İbnu Abbas radıyallahu anhümâ’ın: “Umre vacibtir” dediği rivayet olunmuştur.
Tirmizî, Hacc 88, (931).

1156 – Yukarıdaki rivayetin bir benzeri İbnu Mes’ud’dan vapılmıştır. İbnu Mes’ud radıyallahu anh Hazretleri şöyle kıraat ederdi: ve derdi ki: “Eğer günah olmasaydı, Resûlullah aleyhissalâtu vesselàm’dan bu mevzuda hiç bir şey işitmemiş olmama rağmen, umre vaciptir, derdim.”
Rezîn ilavesi.

1157 – İbnu Ömer radıyallahu anhümâ dedi ki: “Hac ayları Şevvâl, Zülkade ve Zilhicce’den de on gündür.”
Buharî, Hacc 33 (Tercüme yani bâb başlığı olarak senetsiz kaydetmiştir.)

1158 – Hişâm İbnu Urve (merhum) anlatıyor: “Abdullah İbnu Zübeyr radıyallahu anhümâ Mekke’de dokuz yıl ikâmet etti. Bu esnada Zilhicce’nin hilâli ile yüksek sesle telbiyeye başladı. Kardeşi Urve de onunla aynı şeyi yapardı”
Muvatta, Hacc 50, (1, 339).

1159 – Kasım İbnu Muhammed anlatıyor: “Hz. Ömer radıyallahu anh Mekkelilere şöyle hitab etti: “Ey Mekkeliler! Ne oluyor da uzak diyardan gelenler saçları dağınık vaziyette iken sizler yağlanıyorsunuz? Zilhicce hilâlini görünce siz de telbiyede bulunun.”
Muvatta, Hacc 49, (1, 339).

1160 – Atâ’ya: “Mücâvir Mekke’de ikâmet eden hac için ne zaman telbiyede bulunur?” diye sorulmuştu. Şu cevabı verdi: “İbnu Ömer radıyallahu anhümâ mutemetti olarak gelince, terviye günü, öğleyi kılıp, devesine bindi mi hac için telbiyede bulunurdu.”
Buharî, Hacc 82, (Tercüme yani bab başlığı olarak kaydedilmiştir. Senetsizdir.)

1161 – İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ şunu söylemiştir: “Hac için, sadece hac aylarında ihrama girmek sünnettendir.”
Buharî, Hacc 33 (tercüme yani bab başlığı olarak kaydetmiştir).

1162 – İbnu Ömer radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Medineliler Zülhuleyfe’de, Şamlılar Cuhfe’de, Necidliler Karn’da ihrama girer, telbiyeye başlar.”
Buharî, Hacc 8, 5, 10, İlm 52, İ’tisam 16; Müslim, Hacc 1347, (1182); Muvatta, Hacc 22, (1,330); Tirmizî, Hacc 17, (831); Ebü Dâvud, Menâsik 9, (1737); Nesâî, Hacc 17,18, 21, (5,122-125).

1163 – Bir rivayette İbnu Ömer der ki: “Bizzat işitmemekle beraber, bana söylendiğine göre, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurmuştur ki: “Yemenliler de Yelemlem’de ihrâma girerler.”
Buharî, Hacc 8, İlm 52, İ’tisâm 16; Müslim, Hacc 13-18 (1182).

1164 – Buharî’de gelen bir diğer rivayette belirtildiği üzere, bir zât Abdullah İbnu Ömer’e gelerek: “Umre için nerede ihrama girmem câiz olur?” diye sorunca: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm mîkat yerleri olarak Necidliler için Karn’ı, Medineliler için Zülhuleyfe’yi, Şamlılar için Cuhfe’yi belirledi” demiş, başka bir mîkat yeri zikretmemiştir.”
Buharî, Hacc 3.

1165 – İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ demiştir ki: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, Medineliler için Zülhuleyfe’yi, Şamlılar için Cuhfe’yi, Necidliler için Karnu’l-Menâzil’i Yemenliler için Yelemlem’i mîkat yerleri olarak ta’yin etmiştir. Bu yerler, ora ahalileri ve oraya başka yerlerden hac ve umre yapmak maksadıyla gelenler için mîkat yerleridir. Bu söylenen mîkat yerlerinin berisinde (yani mîkatlarla Mekke arasında) bulunanlar için mîkat, bulunduğu yerdir. Daha yakın yerde olanlar da böyledir. Nitekim Mekkeliler de Mekke’de ihrama girerler.”
Buharı, Hacc 7, 9, 11, 12, Cezâu’s-Sayd 18; Müslim, Hacc 11, (2181); Ebü Dâvud, Menâsik 9, (1737); Nesaî, Hac 20, 23, (5,123-125).

1166 – Bir rivâyette şöyle denmiştir: “Kim mîkatlerin berisinde ise, niyeti başlattığı yerde ihram giyer, öyle ki, Mekkeliler Mekke’de ihrama girerler.
Buharî, Hacc 7; Ebu Dâvud, Menâsik 9, (1737).

1167 – Ebu z-Zübeyr anlatıyor: “Hz. Câbir radıyallahu anh’e ihrama girme yerinden sorulmuştu. Şu cevabı verdi: “Ben Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın bu hususta şöyle söylediğini işittim. “Medineliler’in ihrama girme yeri Zülhuleyfe’dir. Diğer yol Cuhfe’dir. IrakIılar’ın ihrama girme yeri Zât-ı Irk’dır. Necidliler’in ihrama girme yeri Karnı’lMenâzil’dir. Yemenliler’in ihrama girme yerleri Yelemlem’dir.”
Müslim, Hacc 18, (1183).

1168 – İbnu Ömer radıyallahu anh anlatıyor: “Şu iki memleket (Basra ve Küfe) fethedildiği zaman Hz. Ömer radıyallahu anh’e halk gelip:
“Ey mü’minlerin emîri! Resûlullah aleyhissalâtu vesselam Necidliler için Karn’ı (mîkat olarak) tesbit etti. Orası bizim yolumuza sapa düşer. Buradan Karn’e gitmeye kalksak, bize zor olur!” dediler. Hz. Ömer radıyallahu anh onlara:
“Öyleyse onun kendi yolunuzdaki hizasına bakın” dedi ve onlar için Zât-ı Irk’ı tesbit etti.”
Buhârî, Hacc 13.

1169 – Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Iraklılar için Zât-ı Irk’ı mîkat kıldı.”
Ebu Dâvud, Menâsik 9, (1739); Nesâî, Hacc 22, (5,125).

1170 – İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ demiştir ki: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Meşrikliler için Akîk’i mîkat kıldı.”
Ebu Dâvud, Menâsik 9, (1740); Tirmizî, Hacc 17, (832).

1171 – İmam Mâlik: “Bana ulaştığına göre, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Ci’râne’de umre için ihrâma girdi” demiştir.
Muvatta, Hacc 27, (1, 331); Ebu Dâvud, Hacc 81, (1996); Tirmizî, Hacc 96, (935); Nesâî, Hacc 104, (5, 199)

1172 – Yine İmam Mâlik’in, nazarında güvenilir (sika) bir kimseden rivayet ettiğine göre, İbnu Ömer radıyallahu anhümâ İliyâ’da hac ihrâmı giymiştir.”
Muvatta, Hacc 26, (1, 331).

1173 – Hz. Osman radıyallahu anh’ın: “Bir kimsenin Horasan veya Kirmân’da ihrama girmesini mekruh addettiği” rivayet edilmiştir.
Buharî, Hacc 33, (Bab başlığında, senetsiz olarak kaydedilmiştir).

1174 – İbnu Ömer radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm muhrimin giyeceği şeylerden sorulmuştu, şu cevabı verdi: “Muhrim ne kamis (gömlek), ne sarık, ne bürnus, ne şalvar ne de vers veya zaferân bulaşmış bir giysi taşımaz. Ayağında da mest (ve benzeri ayakkabı) yoktur. Ancak nalın bulamazsa, mestlerin topuktan aşağı kısmını kesmelidir.”
Buharî’de şu ziyade var: “İhramlı kadın yüzünü örtmez, eldiven de giymez.”
Buharı,Hacc 21, Cezâu’s-Sayd 13,15, İlm 53, Sâlât 9; Müslim, Hacc 1, (1177); Muvatta, Hacc 8, (1, 324-328); Tirmizî, Hacc 18, (833); Ebu Dâvud, Menâsik 32, (1824, 1825,1826); Nesâî, Hacc 28, (5,129).

1175 – Yine İbnu Ömer radıyallahu anhümâ’den rivayete göre demiştir ki: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm kadınları ihrâma girdikleri vakit eldiven kullanmaktan, yüzlerini örtmekten ve vers ve za’ferân değmiş elbise giymekten yasakladı ve: “Bunlardan gayrı, hoşuna giden elbise çeşitlerinden safranla boyanmış veya ipekli veya zinet veya şalvar veya kamis veya mest giysin” dedi.”
Ebu Dâvud, Menâsik 32, (1827).

1176 – Hz. Aişe radıyallahu anhâ’den gelen bir rivayette: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm ihramlı iken mest giymede kadınlara ruhsat tanıdı” denmiştir.
Ebu Dâvud, Menâsik 33, (1831).

1177 – İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ Hazretleri anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm Hazretleri buyurdular ki:
“Kim izar bulamazsa şalvar giysin, kim de nalın bulamazsa mest giysin.”
Buharî, Libâs 14, 37, Hacc 132, Cezâu’s-Sayd 15, 16; Müslim, Hacc 4,(1178); Tirmizî, Hacc 19, (834); Ebu Dâvud, Hacc 32, (1829); Nesâî, Hacc 32, (5,132).

1178 – Nâfi’nin anlattığına göre, Eslem Mevlâ Ömer’in, İbnu Ömer radıyallahu anhümâ’e şöyle söylediğini işitmiştir: “Ömer radıyallahu anh, Hz. Talha radıyallahu anh’nın üzerinde, ihramlı iken boyalı bir giysi görmüştü. “Ey Talha bu boyalı giysi de ne?” diye sordu. Talha cevaben: “Ey mü’minlerin emîri, bu kızıl toprakla boyanmıştır!” dedi. Ömer radıyallahu anh:
“Ey azizler, sizler halkın imamlarısınız, halk sizlere uymaktadır. Eğer câhil biri bu elbiseyi görse: “Talha İbnu Ubeydillah, ihramda boyalı elbise giymiş” diyecek. Ey azizler, bu boyalı elbiselerden hiçbirini giymeyin!” dedi.
Muvatta, Hac 10, (1, 326).

1179 – Urve anlatıyor: “Esma Bintu Ebî Bekr radıyallahu anhümâ, ihramlı olduğu halde, sarı renkli giysiler giyerdi. Ancak bunlarda za’ferân olmazdı.”
Muvatta, Hacc 11, (1, 326).

1180 – Ya’lâ: İbnu Umeyye radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Ciirrâne’de iken, umre için ihrama girmiş bir adam geldi. Adamın sakal ve saçları sarıya boyanmış, sırtında da za’ferân lekeleri bulunan bir cübbe vardı.
“Ey Allah’ın Resûlü, dedi, şu gördüğün vaziyette, umre için ihrâma girdim!”
Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm:
“Şu cübbeyi çıkar, sarı boyayı da yıka!” diye emretti.
Buharî, Umre 10, Cezâu’s-Sayd 16, 17, Megâzî 56, Fedailu’l,Kur’ân 2; Müslim, Hacc 6, (1180); Muvatta, Hacc 18, (1, 328-329); Tirmizî,Hacc 20, (835, 836); Ebu Dâvud, Menâsik 31, (1819-1822);Nesâî, Hacc 43, (5,142-143).
Bu metin, Sahiheyn’deki metindir. Ebu Dâvud’un rivayetinde şu ziyade mevcuttur: “Umrede iken, hacda yaptığını yap. ”
1180 – İbnu Ömer radıyallahu anhümâ’in: “İhramlının mıntıka takmasını mekruh addettiği” rivayet edilmiştir.
Muvatta, Hacc 12, (1, 326).

1181 – Kasım İbnu Muhammed anlatıyor: “Bana, el-Ferâfısa İbnu Umeyr el-Hanefi haber verdi ki, O, Hz.Osman radıyallahu anh’ı, ihramlı iken yüzünü örter görmüş.”
Muvatta, Hacc 13, (1, 327).

1182 – Nafi’ anlatıyor: “İbnu Ömer radıyallahu anhümâ demiştir ki: “Başın çeneden yukarısını ihramlı kimse örtemez.”
Muvatta, Hacc 13, (1, 327).

1183 – Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: “Biz kadınlar ihramlı olarak Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’la beraber iken, binekliler bize uğrardı. Onlar tam hizamıza gelince, herbirimiz cilbabını başından yüzünün üzerine sarkıtıverirdi. Bizi geçtiler mi tekrar kaldırırdık.”
Ebü Dâvud, Menâsik 34, (1833).

1184 – Fâtıma Bintu’l-Münzir anlatıyor: “Biz, bir kısım kadınlar ihramlı iken, yanımızda Esmâ Bintu Ebî Bekr radıyallahu anhümâ olduğu halde, yüzlerimizi sıkıca örtüyorduk.”
Muvatta, Hacc 16, (1, 328).

1185 – Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a, ihrama gireceği zaman ihramı için, keza ihramdan çıktığı zaman da Kâbe’yi tavaftan önce hıll’i için, içinde misk bulunan sürünme maddesini şu iki elimle sürdüm.”
Buharî, Hacc 18, 143, Libâs 73, 89, 91; Müslim, Hacc 31, 33, (1189); Muvatta, Hacc 17, (1, 328); Tirmizî, Hacc 77, (917); Ebu Dâvud, Menâsik 11, (1745,1746); Nesâî, Hacc, 41, (5,136-141).

1186 – Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vessalâm’a, ihrama gireceği zaman(ihram için, keza ihramdan çıktığı zaman da Kâbe’yi tavaftan önce hıll’i için, içinde misk bulunan sürünme maddesini şu iki elimle sürdüm.”
Buharî, Hacc 18. 143, Libâs 73, 89, 91; Müslim, Hacc 31, 33, (1189); Muvvata, Hacc 17, (1, 328); Tirmizî, Hacc 77, (917);Ebu Dâvud, Menâsik 11, (1745, 1746); Nesâî, Hacc, 41,(15, 136-141)
Bir rivayette şu ibare de var: “… veda haccında zerire denilen koku ile …”
Bir başka rivayette: “… ihrama girmezden önce, sonra ihrama girerdi.”
Bir diğer rivayette: “… bulabildiğim kokunun en iyisi ile başında ve sakalında koku maddesinin parıltısını görünceye kadar sürerdim.”
Bir diğer rivayette: “…Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ihramlı iken sürülen koku maddesinin saç ayırımlarındaki parlaklığına şu anda bakıyor gibiyim.”
Bir rivayette şu ziyade var: “İbnu Ömer radıyallahu anhümâ zeytinyağıyla yağlanırdı. Bunu İbrahim (Nehâî)’ye zikretmiştim, bana:
“Pekâlâ, şu rivayeti ne yapacaksın: “Esved, Hz. Aişe radıyallahu anhâ’ den onun şöyle söylediğini rivayet etti: “… sürülen koku maddesinin saç ayrımlarındaki parlaklığına bakıyor gibiyim.”
Bir rivayette de şu ziyade var: “… bu, ihrama girmezden önce süründüğü koku idi.”

1187 – Bir diğer rivayette şöyle gelmiştir: “Önce koku sürünüp sonra ihrama giren kimse hakkında soruldu. Şu cevabı verdi: “Ben (tîb sürünerek) ihrama girip koku neşretmeyi sevmem. Katrana bulanmam bunu yapmaktan daha iyidir.” Hz. Aişe radıyallahu anhâ’ye, İbnu Ömer’in, bu sözü haber verilince: “Ben, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a ihrama gireceği sırada tîb sürdüm. Bu halde hanımlarına uğradı. Sonra da ihrama girdi, koku neşrediyordu” dedi.
Buharî, Gusl 14; Müslim, Hacc 47, (1192); Nesâî, Hacc 42, (5, 139), Gusl 13, (1, 203).

1188 – Nesâî’nin kaydettiği bir diğer rivayette şöyle denir: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, ihrama girmeyi arzu ettiği zaman bulabildiği en güzel yağla yağlanırdı. Öyle ki, yağın parlaklığını başında ve sakalında görürdüm.”
Râvi Hz. Aişe’dir.
Nesâî, Hacc 42, (5,139-140).

1189 – Yine Nesâî’nin bir başka rivayetinde, Hz. Aişe radıyallahu anhâ şöyle buyurmuştur: “Ben Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a ihrama gireceği zaman ihramı için, şeytan taşlamasını yaptıktan sonra ve Beytullah’a yapacağı tavaf-ı ziyaretten önce ihramdan çıkınca da hıll’i (ihramsız hâli) için tîbini sürdüm.”
Nesâî, Hacc 41, (5, 137).

1190 – Bir diğer rivayette şöyle denir: “Resûlullah’ın tîb’i (sürdüğü koku) sizin şu tîbinize benzemez.” Yani sizin kullandığınız tîb, uzun müddet koku neşretmeye devam etmez, demektir.
Nesâî, Hacc 41, (5, 137).

1191 – Hz.Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: “Biz Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ile hac ve umre için ihrama girip Mekke’ye giderdik. İhram sırasında alınlarımıza sükk denen bir tîb sürerdik. Birimiz terleyecek olsa, yüzüne akardı. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bunu gördüğü halde bize onun sürülmesini yasaklamazdı.”
Ebu Dâvud, Menâsik 32, (1830).

1192 – Sâlt İbnu Zübeyd rahimehullah, ailesinin bazı fertlerinden naklen şunu rivayet etmiştir: “Hz. Ömer radıyallahu anh Şecere nâm mevkide iken, bir tîb kokusu hissetti.
“Bu koku kimden geliyor?” diye sordu: Kesîr İbnu’s-Salt:
“Bendendir, saçımın dağılmaması için süründüm ve tıraş olmamaya karar verdim” dedi. Hz. Ömer radıyallahu anh:
“Su birikintilerinden birine git, başını koku gidinceye kadar ovuştur!” diye emretti. Kesir İbnu’s-Salt öyle yaptı.”
Muvatta, Hacc 20, (1, 329).

1193 – Muvatta’nın bir diğer rivayeti, Eslem Mevlâ Ömer’den: “Ömer radıyallahu anh, bir tîb kokusu hissetmişti.
“Bu koku kimden?” diye sordu. Muâviye İbnu Ebî Süfyan radıyallahu anh:
“Ey mü’minlerin emîri! Bendendir!”diye cevap verdi. Hz. Ömer kızgın bir eda ile:
“Allah Allah! Senden mi?” diye çıkıştı. Hz. Muâviye:
“Bana Ümmü Habibe sürdü, ey mü’minlerin emîri!” diye özür beyan etti. Hz. Ömer:
“Allah aşkına geri dön ve şu sürdüğün şeyi yıka!” diye emretti.
Muvatta, Hacc 19.

1194 – İbnu Ömer radıyallahu anhümâ’den anlatıldığına göre: “İhramlı iken Cuhfe’de ölmüş olan oğlu Vâkid’i kefenlemiş, bu arada başını ve yüzünü örttükten sonra şöyle demiştir: “Eğer ihramlı olmasaydık, cenâzeye tîb de sürerdik.”
Muvatta, Hacc 14, (1, 327).

1195 – Nâfî anlatıyor: “İbnu Ömer radıyallahu anhümâ ihram giyerek Mekke’ye müteveccihen yola çıktığı zaman, güzel kokusu olmayan bir yağ ile yağlanırdı. Sonra Zülhuleyfe mecsidine gelir, orada ihram için iki rek’at namaz kılar, sonra hayvanına binerdi. Devesi ayağa kalkıp onu doğrultunca telbiyeye başlar ve şöyle derdi: “Ben Resûlullah’ın böyle yaptığını gördüm.”
Buharî, Hacc 28; Muvatta, Hacc 32, (1, 333).

1196 – Tirmizî’nin bir rivayetinde şöyle denir: “İbnu Ömer reyhanlanmamış bir yağla yağlanırdı.” Yani kokulandırılmamış.
Tirmizî, Hacc 114, (962); İbnu Mâce, Menâsik 88, (3083).

1197 – İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ anlatıyor: “İhramlı reyhan koklayabilir, aynaya bakabilir. Yediği zeytinyağı ve tereyağı ile tedâvi olabilir.”
Buharî, Hacc 18, (Bab başlığında, senetsiz olarak kaydetmiştir).

1198 – Abdullah İbnu Huneyn anlatıyor: “İbnu Abbas ile Misver İbnu Mahreme radıyallahu anhümâ Ebvâ’da ihtilâf ettiler. İbnu Abbas: “Muhrim başını yıkar” dedi. Misver ise: “Hayır, yıkayamaz!” dedi. İbnu Abbâs, beni Ebu Eyyüb el-Ensârî radıyallahu anh’ye gönderdi. Ben onu iki direk arasına gerilmiş bir perde gerisinde yıkanıyor buldum. Kendisine selam verdim.
“Kim o?” dedi.
“Abdullah İbnu Huneyn’im. Beni, size İbnu Abbas gönderdi. Sizden, ihramlı iken Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın başını nasıl yıkadığını soruyor” dedim. Bunun üzerine Ebü Eyyüb radıyallahu anh elini perde ipinin üzerine koyup aşağı doğru bastı ve başı göründü. Üzerine su döken birisine: “Dök!” dedi. O da döktü. Ebu Eyyub radıyallahu anh başını elleriyle ileri geri ovalayıp:
“Resûlullah aleyhissalatu vesselâm’ı böyle yapar gördüm” dedi.
Buharî, Cezâis-Sayd 14; Müslim, Hacc 91, (1205); Muvatta, Hacc 4, (1, 323); Ebu Dâvud, Menâeik 38, (1840); Nesâî, Hacc 27, (5,128-129); İbnu Mâce, Menâaik 22, (2934).
Muvatta dışındaki rivayetlerde şu ziyade mevcuttur: “Misver, İbnu Abbâs’a şunu söyledi: “Seninle bir daha münakaşa etmeyeceğim (ne dersen kabülüm).”

1199 – Hârice İbnu Zeyd, babası Zeyd radıyallahu anh’den naklediyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ihrama girmek için soyundu ve yıkandı.”
Tirmizî, Hacc 16, (830).

1200 – Nâfi anlatıyor: “İbnu Ömer radıyallahu anhümâ ihrama girmezden önce ihram için, Mekke’ye girmek için, Arafat’ta vakfe için yıkanırdı.”
Muvatta, Hacc 3, (1, 322); Buharî, Hacc 38.
Bir rivayette şu ziyade vardır: “İhrama girdi mi, başını sadece ihtilâm olduğu zaman yıkardı.”

1201 – İbnu Ömer radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm yıkandığı su ile saçlarını dağılmayacak şekilde tarayıp nizama soktu.”
Ebu Dâvud, Menâsik 12,(1747, 1748) Nesâî, Hacc 40, (5, 136); Buhârî, Hacc 19; Müslim 21, (1184); İbnu Mâce, Menâsik 72, (3047).

1202 – İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ demiştir ki: “İhramlı kimse hamama girer.”
Buharî, Cezâu’s-Sayd 14 (Tercüme bab başlığı olarak, senedsiz şekilde) kaydedilmiştir.

1203 – Yine İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ demiştir ki: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ihramlı iken hacamat oldu kan aldırdı.”
Buharî, Cezâu’s-Sayd 11, Tıbb 12,15; Müslim, Hacc 88., (1203); Ebu Davud, Menâsik 36, (1835-1836); Tirmizî, Hacc 22, (839); Nesâî, Hacc 92, (5, 193); İbnu Mâce, Menâsik 87, (3081).) Bu metin Sahiheyn’in metnidir.
Buharî merhumun bir diğer rivayetinde: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm oruçlu iken hacamat oldu” denir. Yine Buharî’nin bir diğer rivayetinde: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ihramlı iken çektiği ağrı sebebiyle başından hacamat oldu” denir.
Bir diğer rivayette: “Şakîka denen (başının ön kısmındaki) bir ağrı sebebiye, Lahyu Cemel adında Mekke yolu üzerindeki bir subaşında, başının ortasından hacamat oldu” denir.

1204 – Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ihramlı iken ayağının sırtından çektiği bir ağrı sebebiyle hacamat oldu.”
Ebu Dâvud, Menâsik 36, (1837); Nesâî, Hacc 94, (5,194).
Nesâî’nin rivayetinde “…Maruz kaldığı incinme sebebiyle ayağının sırtından hacamat oldu” denmiştir.

1205 – Nâfi anlatıyor: “İbnu Ömer radıyallahu anhümâ dedi ki: “İhramlı kimse kaçınılmaz bir sebepten dolayı mecbur kalmadıkça hacamat olamaz.”
Muvatta, Hacc 75, (1, 350).

1206 – Nübeyh İbnu vehb rahimehullah anlatıyor: “Ömer İbnu Ubeydillah İbni Ma’mer, ihramlı iken gözünden hastalandı. Bunun üzerine gözlerine sürme çekmek istedi. Ancak Ebân İbnu Osman onu bundan men etti ve gözlerine sabır basmasını tavsiye etti. İlâveten: Hz. Osman radıyallahu anh’ın Resûlullah’ın böyle yaptığını rivayet ettiğini söyledi.”
Müslim, Hacc 89, (1204); Ebu Dâvud, Menâsik 37, (1838); Tirmizî, Hacc 106, (952); Nesâî, Hacc 45, (5,143).
Ebu Dâvud’un rivayetinde şu ziyade var: “Ebân hacc emîri idi.”

1207 – İbnu Ömer radıyallahu anhümâ’den rivayet edilmiştir ki, ihramlı iken, gözüne gelen bir rahatsızlık sebebiyle aynaya bakmıştır.
Muvatta, Hacc 93, (1, 358.)

1208 – İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Meymune validemizle radıyallahu anhâ ihramlı iken tezevvüc buyurdular.”
Buharî, Cezâu’s-Sayd 12, Meğâzi 43, Nikâh 30; Müslim, Nikâh 46, (1410); Ebu Dâvud, Menasik 39, (1844,1845); Tirmizî, Hacc 24, (842); Nesâî, Hacc 90, (1,191,192).
Buhârî’nin bir rivayetinde şu ziyâde var: “Umretü’l-kazâ sırasında ihramsız olarak Meymüne ile gerdek yaptı. Meymüne Serefte vefat etti.”
Ebu Dâvud der ki: İbnu Müseyyeb demiştir ki: “ihramlı iken Resûlullah’ın Meymüne ile evlenmesi meselesinde İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ vehme düşmüştür.”
Nesâî’ye ait bir başka rivayette: “İhramlı iken Resîlullah aleyhissalâtu vesselâm evlendi” denir. Meymüne ile evlendiği zikredilmez.

1209 – Ebü Râfi’ radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ihramsız iken Meymüne radıyallahu anhâ ile evlendi. İhramsız olduğu halde onunla gerdek yaptı. İkisinin evlenmesinde aralarında ben elçilik yapmıştım.”
Tirmizî, Hacc 23, (841).

1210 – Meymüne radıyallahu anhâ anlatıyor: “Her ikimiz de Serefte ihramsız iken, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm benimle evlendi.”
Müslim, Nikâh 48, (1411); Ebu Dâvud, Menâsik 39, (1843); Tirmizî, Hacc 24, (845).Bu metin Ebu Dâvud’dakidir.
Müslim’de şöyle denmiştir: “Kendisi ihramsız olduğu halde O’nunla (Meymüne) evlendi, Râvi -ki Yezîd İbnu’l-Esamm’dır- der ki: “Meymüne hem benim teyzemdi, hem de İbnu Abbâs’ın teyzesi idi.”
Tirmizî’de şu ziyade vardır: “Meymüne (radıyallahu anhâ) ile gerdek yaptığında ihramsız idi. Meymüne Serefte öldü. Onu, Resûlullah’ın kendisiyle gerdek yaptığı çadırda defnettik.

1211 – Süleymân İbnu Yesâr anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalatu vesselâm, azadlısı Ebu Râfı’yi Ensâr’dan bir başkasıyla birlikte Meymüne’ye gönderdi. Onlar, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ı Meymüne bintu’l-Hâris radıyallahu anhâ ile evlendirdiler. O vakit Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm henüz Medine’de idi ve umretu’l-kaza için yola çıkmamıştı.”
Muvatta, Hacc 69, (1, 348).

1212 – Hz. Osman radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “İhramlı ne evlenir, ne evlendirir, ne de dünür gönderir.”
Müslim, Nikâh 41, (1409); Muvatta, Hacc 70, (1, 348, 349); Ebu Dâvud, Menâsik 37, (1841); Tirmizî, Hacc 23, (840); Nesâî, Hacc 91, (5,192).

1213 – Nâfi anlatıyor: “İbnu Ömer radıyallahu anhümâ şöyle hükmetmiştir: “İhramlı evlenmez, evlendirmez, ne kendisi için kız ister, ne de başkası için.”
Muvatta, Hacc 72, (1, 349).

1214 – Ebu Gatafân el-Mürrî’nin anlattığına göre, babası Tarîf, ihramlı iken bir kadınla evlenmiş ise de Hz. Ömer radıyallahu anh bu nikâhı reddetmiştir.
Muvatta, Hacc 71, (1, 349).

1215 – Ebu Katâde radıyallahu anh anlatıyor: “Hudeybiye Sulhu yapıldığı sene, bir gün Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın ashabından bir grupla birlikte, Mekke yolu üzerinde bir yerde oturuyordum. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, bizden ileride konaklamış idi. Ben hâriç herkes ihramlıydı. Halk vahşî bir eşek gördü, ben o sırada meşguldüm, ayakkabımı tamir ediyordum. Gördüklerinden beni haberdar etmediler, onu kendiliğimden görmüş olmamı istiyorlardı. Bir ara aralarında bir gülüşme oldu. Birden etrafıma bakındım ve bu esnada hayvanı gördüm. Hemen Cerâde adındaki atıma gidip eğerledim ve bindim. Acelemden kamçıyı ve mızrağı unutmuştum. “Kamçı ve mızrağımı bana verin!” diye seslendim.
“Hayır, dediler, vallahi bu işte sana yardımcı olmak istemeyiz.” Öfkelendim. İnip onları aldım. Tekrar binip, eşeğe doğru hızla gittim, yetişip avladım. Beraberimde getirdim, ölmüştü. Arkadaşlarım etinden yediler. Ancak sonradan ihramlı iken yeyip yememe hususunda şekke düşüp yediklerine pişman oldular. Yürüdük, ben bir parça ayırdım. Resûlullah’a kavuşunca, bu meseleyi sorduk.
“Beraberinizde birşeyler kaldı mı?” dedi. Ben: “Evet!” diyerek parçayı uzattım, ihramlı olduğu halde, ondan yedi. Ve:
“Bu bir taamdır. Onunla Allah size ikramda bulunmuştur!” dedi.
Buharî, Cezâu s-Sayd 2, 3, 4, 5, Hibe 3, Cihâd 46, 88, Megâzi 35, Et ime 19, Zebâih 10, 11; Müslim, Hacc 56, (1196); Muvatta, Hacc 76, (1, 350); Tirmizî, Hacc 25, (847); Ebu Dâvud, Menâsik 41, (1852); Nesâî, Hacc 78, (5,182); İbnu Mâce, Menâsik 93, (3093).
Bunlarda gelen bir ziyade şöyledir: “(Resûlullah:) “O helaldir, yiyin dedi.”
Bir diğer rivayette: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm onlara şunu söyledi: “Sizden biri hayvanı yakalamak üzere saldırmasını emretmedi veya ona hayvanı göstermedi mi?” Onlar: “Hayır!” diye cevap verince, Resûlullah: “Öyleyse yiyin!” buyurdu.
Bir diğer rivayette: “Resûlullah: İşaret ettiniz veya yardım ettiniz veya saldırmasını sağladınız mı?” diye sordu.

1216 – Sa’b İbnu Cessâme radıyallahu anh’nin anlattığına göre, kendisi, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a, Ebvâ veya Vehdân’da canlı bir yaban eşeği hediye etmiştir. Ancak Resûlullah bunu kendisine iâde etmiş, Sa’b’ın üzüldüğünü yüzünden anlayınca: “Bunu sana iade edişimizin sebebi ihramlı oluşumuzdur” demiştir.
Buharî, Cezâu’s-Sayd 6, Hibe 5,17; Müslim, Hacc 50, (1193), Muvatta, Hacc 83, (1, 353); Tirmizî, Hacc 26, (849); Nesâî, Hacc 79, (5,183-185); İbnu Mâce, Menâsik 92, (3090).

1217 – Nesâî’nin kaydettiği diğer bir rivayette İbnu Abbâs radıyallahu anh şöyle anlatmıştır: “Sa’b İbnu Cessâme radıyallahu anh, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a, ihramlı iken, Kudeyd’de ucundan kan damlayan bir vahşî eşek budu hediye etti. Resûlullah, bu hediyeyi Sa’b’a iade etti, kabul etmedi.”
Nesâî, Hacc 79, (5,183-185).

1218 – Hz.Câbir radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Siz ihramlı iken, bizzat avlamamış iseniz veya sizin arzunuzla sizin için avlanmamış ise kara av hayvanlarının eti size helâldir.”
Ebu Dâvud, Menâsik 41, (1851); Tirmizî, Hacc 25, (846); Nesâî, Hacc 81, (5,187).

1219 – Abdurrahman İbnu Osman anlatıyor: “Biz ihramlı iken Talha ile beraberdik. Bize bir kuş hediye edildi. Bu sırada Talha yatıyordu. Kuş etinden bazılarımız yedi, bazılarımız çekinip yemedi. Talha uyanınca yiyenleri te’yid etti ve: “Biz Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’la birlikte onu yedik” dedi.
Müslim, Hacc 65, (1197); Nesâî, Hacc 78, (5,182).

1220 – Abdullah İbnu Âmir İbni Rebîa anlatıyor: “Hz. Osman radıyallahu anh’a Arc’ta iken bir av eti getirildi. Arkadaşlarına:
“Yiyiniz!” dedi. Onlar:
“Sen yemiyor musun?” diye sordular.
“Ben, dedi, sizin durumunuzda değilim, bu hayvan benim için avlandı.”
Muvatta, Hacc 84, (1, 354).

1221 – Urve merhum anlatıyor: “Hz. Aişe radıyallahu anhâ’ye: “Bir av hayvanı benim için avlanmamışsa bu bana helâl mi, haram mı?” diye sormuştum, şu cevabı verdi:
“Ey kızkardeşimin oğlu, o ihram müddeti on gündür. İçinde bir seğrime (rahatsızlık, şüphe) hissedersen bırakıver yeme.”
Muvatta, Hacc 85, (1, 354).

1222 – el-Behzî radıyallahu anh -ki ismi Zeyd İbnu Ka’b’dır- anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Mekke’ye gitmek düşüncesiyle ihramlı olarak Medine’den çıktı. Ravhâ nam mevkiye varınca orada kesilmiş bir vahşî eşekle karşılaştılar. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a bundan bahsedildi:
“Bırakın onu, dedi, sahibi hemen gelebilir!”
Derken hayvanın sahibi Behzî geldi ve Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ı bularak:
“Ey Allah’ın Resûlü, bu eşeği size bıraktım dilediğiniz gibi tasarruf edin!” dedi. Resûlullah derhal Hz. Ebu Bekir’e emrederek, yol arkadaşları arasında taksim etmesini” söyledi.
Sonra yola devam edip İsâye nâm yere geldi. Burası Ruveyse ile Arc arasında bir yer idi. Sıcak bir gölgede kıvrılıp uyumakta olan bir ceylan vardı. -Râvi der ki- “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bir şahsa, herkes geçinceye kadar orada bekleyip kimseye hayvanı rahatsız ettirmemesini emretti.”
Muvatta, Hacc 79,1, (351); Nesâî, Hacc 78, (5,182,183), Sayd 32, (7, 205).

1223 – Urve rahimehullah anlatıyor: “Zübeyr radıyallahu anh ihramlı olduğu halde yemek üzere yanına güneşte kurutulmuş ceylan eti dizisini azık olarak alıyordu.”
Muvatta, Hacc 77, (1, 350).

1224 – Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Biz, hac veya umre için Hz. Peygamber aleyhissalâtu vesselâm’le birlikte yola çıkmıştık. Yol esnasında bir çekirge sürüsüne rastladık. Kamçı ve yaylarımızla vurmaya başladık. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “Bunu yeyin, zîra o deniz avından sayılır” dedi.
Ebu Dâvud, Menâsik 42, (1853); Tirmizî, Hacc 27, (850).

1225 – Ka’bu’l-Ahbâr demiştir ki: “Çekirge deniz avından sayılmıştır.”
Ebu Dâvud, Menâsik 42, (1853); Muvatta, Hacc 82,(1,352).

1226 – Muvatta’da şu ziyade var: Hz. Ömer radıyallahu anh Ka’b’a sordu: “Nereden biliyorsun ki çekirge deniz avıdır?” Ka’b şu cevabı verdi:
“Ey mü’minlerin emîri, nefsimi yed-i kudretinde tutan Zât-ı Zülcelâl’e yemin ederim, bu bir nevi balık hapşırmasıdır, her yıl iki sefer hapşırır.”
Muvatta, Hacc 82, (1, 352).

1227 – Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: “Esmâ Bintu Umeys, Muhammed İbnu Ebî Bekir’in doğumu sebebiyle Şecere nâm nevkide nifas olmuştu. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, Hz.Ebu Bekir radı-yallahu anh’i görüp, kadına yıkanıp ihrama girmesini emretmesini söyledi.”
Müslim, Hacc 109, (1209); Ebu Dâvud, Menâsik 35, (1834); İbnu Mâce, Menâsik 12, (2911).

1228 – Esmâ Bintu Ümeys radıyallahu anhâ Muhammed’i Beydâ’da doğurduğunu söylemiş, önceki hadisteki durumu aynen zikretmiştir.”
Muvatta, Hacc 1, (1, 322); Nesâî, Hacc 26,(5,127.)
Muvatta’nın bir başka rivayetinde şöyle denir: “Esmâ… Zülhuleyfe’de Muhammed’i doğurdu. Ebu Bekir radıyallahu anh ona yıkanmasını sonra da ihrâma girmesini emretti.”
Nesâî, bir başka rivayette şu ziyadeyi ilâve eder: “…sonra hac için ihrama girmesini, Ka’be’yi tavaf hariç, herkesin yaptıklarını aynen yapmasını emretti.”
Yine Nesâî’nin bir başka rivayetinde Esma şöyle demiştir:
“Resûlullah’a birisini göndererek: “Ne yapayım?” diye sordurdum. Bana: “Yıkan, kan gelen kısma sargı bağla, sonra da ihrama gir” haberini gönderdi.”

1229 – İbnu Ömer radıyallahu anhümâ’den yapılan bir rivayete göre, hac veya umre için ihrama giren hayızlı kadın hakkında, “Kadın dilerse umre veya haccı için ihrama girer, ancak Beytullah’ı tavaf edemez, Safa ile Merve arasındaki sa’yi de yapamaz. Bunlar dışındaki bütün menâsike insanlarla birlikte katılır. Temizleninceye kadar mescide yakın olmaz.”
Muvvata, Hacc 45.

1230 – İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Nifaslı ve hayızlı kadınlar mîkata gelince gûslederek ihrama girerler ve Beytullah’a olan tavaf hariç bütün menâsiki îfa ederler.”
Ebu Dâvud, Menâsik 10, (1744); Tirmizî,Hacc 100, (945).

1231 – İbnu Ömer radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Beş hayvan vardır, bunların öldürülmesi ihramlıya günah değildir: Karga, çaylak, akrep, fâre, kelb-i akûr.”
Buharî, Cezau’s-Sayd 7; Müslim, Hacc 72, (1199); Muvatta, Hacc 88,(1, 356); Ebu Dâvud, Menâsik40, (1846); Nesâî, Hacc 82, 83, 84, 86, 87, 88, (5,187-190).
Bir rivayette şöyle denmiştir: “Bunları, Harem’de ve ihramda iken öldürene günah yoktur.”
Ebu Dâvud ve Tirmizî’nin, Ebu Saîdi’l-Hudrî’den kaydettikleri bir rivâyette: “Âdi yırtıcılar” da denmiştir. Bundan maksad insana saldırıp yaralayandır.

1232 – Alkame İbnu Ebî Alkame, annesinden rivayet etmiştir ki: “Annesi, Hz. Aişe radıyallahu anhâ’yi ihramlı iken bedenini kaşıyan kimse hakkında soru sorulunca dinlemiştir. Hz. Aişe şu cevabı verir: “Evet, kaşınsın ve şiddetle kaşısın.” Sonra Hz. Aişe ilâve eder: “Ellerimi bağlasalar, kaşınmak için ayaklarımdan başka bir imkânım olmasa ayaklarımla kaşınırım.”
Muvatta, Hacc 93, (1, 358).

1233 – Esmâ Bintu Ebî Bekr radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Hac yapmak üzere Hz. Peygamber aleyhissalâtu vesselâm’le birlikte çıktık. Arc nâm mevkiye kadar geldik. Orada Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm konakladı, biz de konakladık. Hz. Aişe radıyallahu anhâ Resûllullah aleyhissalâtu vesselâm’ın yanına oturdu. Ben de babam Ebu Bekir’in yanına oturdum. Resûlullah’ın binek devesi ile, Hz. Ebu Bekir’in binek develeri tekdi ve o da Ebu Bekir’e ait bir köle ile birlikte yolda idi. Ebu Bekir radıyallahu anh oturup, kölenin gelmesini beklemeye başladı. Köle geldi ama beraberinde deve yoktu. Hz.Ebu Bekir radıyallahu anh: “-Deven nerde?” diye sordu. Köle:
“- Sabahleyin onu kaybettim!” dedi. Ebu Bekir radıyallahu anh:
“- Tek bir deveyi kayıp mı ettin!” deyip köleye vurmaya başladı.
Resûlullah bu sırada gülüyor ve şöyle diyordu:
” Şu ihramlıya bakın neler de yapıyor! “İbnu Ebi Rizme der ki: Resûlullah: “Şu ihramlıya bakın neler de yapıyor?” deyip gülüyor, başka bir şey söylemiyordu.”
Ebu Dâvud, Menâsik 30, (1818); İbnu Mâce, Menâsik 21, (2933).

1234 – Rebîa İbnu Abdillah: “Hz. Ömer radıyallahu anh’i ihramlı iken Mekke ile Medine arasındaki Sükyâ köyünde devesinin kurtlarını alıp toprağa atarken gördüm.”
Muvatta, Hac 92, (1, 357).

1235 – Nâfi’ anlatıyor: “İbnu Ömer radıyallahu anhümâ, ihramlının, devesinden pire veya güve gibi haşereleri temizlemesini mekruh addederdi.”
Muvatta, Hacc 95, (1, 358).

1236 – İbnu Ömer radıyallahu anhümâ şunu söyledi: “Sizin Beydâ’nız, hakkında Resûlullah’a iftira ettiğiniz şurasıdır. Ama Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm sadece mescidin -yani Zülhuleyfe mescidinin yanında ihrama girip telbiye getirdi.”
Buharî, Hacc 20; Müslim, Hacc 23, (1186); Muvatta, Hacc 30, (1, 332); Tirmizî, Hacc 8,(818); Ebu Dâvud, Hacc 21, (1771); Nesâî, Hacc 56, (5,162-164); İbnu Mâce, Menâsik 14, (2916).
Bir rivayette şöyle denir: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Şecere nâm mevkide devesine bindiği zaman telbiye getirdi.”
Nesâî’nin diğer bir rivayetinde denir ki: “İbnu Ömer’e: “Seni deven kaldırdığı zaman telbiye çeker gördüm” diye sorulmuştu. Şu cevabı verdi: “Çünkü Resûlullah böyle yapmıştı.”

1237 – Hz.Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm öğleyi kıldı. Sonra devesine bindi. Beydâ tepesine çıktığı zaman telbiye getirdi.”
Ebu Dâvud, Menâsik 21, (1774); Nesâf, Hacc 25, (5,127), 56, (5,162).
Nesâî, bir diğer rivayette şu ziyadeyi kaydetti: “Öğleyi kıldığı zaman hac ve umre için ihrama girdi.”

1238 – Ebu Cübeyr anlatıyor: “İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ’a dedim ki: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın, vâcib kıldığı zaman, getirdiği telbiye hususunda Ashab’ın ihtilâfına doğrusu hayret ediyorum!” Bana şu cevabı verdi. “Bu meseleyi ben herkesten iyi biliyorum. Aslında Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm tek bir hac yaptı. Bütün ihtilaflar bununla ilgili.
Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm hac maksadıyla Medine’den yola çıktı. Zülhuleyfe Mescidi’ne gelip iki rekâtlık ihram namazını kılınca, haccı fiilen olduğu yerde başlattı. Namazı bitirince de hac için telbiyede bulundu. İşte bu telbiyeyi bir kısım insanlar işitti. Bunu kendisinden ben de işittim ve hatırımda tuttum. Sonra hayvanına bindi. Devesi onu yerden kaldırınca tekrar telbiye getirdi. Bu ikinci telbiyeyi de işitenler oldu. Her seferinde telbiyeleri farklı kimselerin işitmesi, insanların dağınık ve hareket halinde olmalarındandı. Böylece, devesi onu kaldırdığı zaman çektiği telbiyesini de yeni insanlar işitti. İşte bunlar: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, devesi kaldırdığı zaman telbiye getirdi” dediler.
Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm yoluna devam etti. Beydâ tepesine çıkınca da telbiye getirdi. Bu telbiyeyi de işiten başkaları vardı. Bunlar: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Beydâya çıkınca telbiye getirdi” dediler. Allah’a kasem olsun! Resûlullah namazgâhında haccı başlattı. Devesi kaldırdığı zaman telbiye getirdi, sonra Beydâ tepesine çıkınca orada da telbiye getirdi.”
Said İbnu Cübeyr sözüne devamla dedi ki: “İbnu Abbas’ın sözünü esas alanlar Zülhuleyfe’deki namazgâhta iki rekâtlık ihram namazını kılar kılmaz telbiye getirdi.”
Ebu Dâvud, Menâsik 21, (1770).

1239 – Nâfi’ diyor ki: “İbnu Ömer radıyallahu anhümâ Harem bölgesinin en yakın yerine geldi mi telbiyeyi artık bırakırdı. Sonra zu Tuva nâm mevkide geceyi geçirir, orada sabah namazını kılar, sonra yıkanırdı ve derdi ki: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm böyle yapmıştı.”
Buharî, Hacc 38, 39; Müslim, Hacc 226, (1259); Muvatta, Hacc 32, (1, 333).

1240 – İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Mukim olanlar veya umre yapanlar, Hacer-i Esved’i istilâm edinceye kadar telbiyeyi bırakmazlar.”
Ebu Davud, Menâsik 29, (1817), Tirmizî, Hacc 79, (919).
Hadis, Tirmizî’de şöyledir: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, umrede iken, Hacer-i Esved’e istilâm yapınca telbiyeyi bırakırdı.”

1241 – İbnu Ömer radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ı telbiye çekerken -bir rivayette mülebbiyen değil, mülebbiden demiştir- işittim şöyle diyordu: “Lebbeyk Allahümme lebbeyk. Lebbeyk lâ şerîke leke lebbeyk. İnne’l-hamde ve’nni’mete leke ve’l-mülk, lâ şerîke leke.” Bu kelimelere başka ilâvede bulunmuyordu.
Buharî, Hacc 26, Libâs 89; Müslim, Hacc 19 (1184); Muvatta, Hacc 28, (1, 331-332); Tirmizî, Hacc 13, (825); Ebu Dâvud, Menâsik 27, (1812); Nesâî, Hacc, 54, (5,159-160).

1242 – Bir rivayette şu ziyade var: “Abdullah İbnu Ömer radıyallahu anhümâ derdi ki: “Babam Ömer İbnu’l-Hattâb radıyallahu anh bu kelimelerden ibâret olan Resûlullah’ın telbiyesi ile telbiye getirir ve şunu söylerdi: “Lebbeyk Allahümme lebbeyk. Lebbeyk ve sa’deyk ve’l-hayru fî yedeyk. Lebbeyk, ve’r-rağbâu ileyk ve’lamel.”
Nesâî, Hacc 54, (5,161).

1243 – Ebu Dâvud’un diğer bir rivayetinde Hz. Câbir radıyallahu anh’den şu ziyade vardır: “Resûlullah şöyle telbiye getirirdi…” dedikten sonra tıpkı İbnu Ömer’in hadisindeki gibi bir metin zikretti. Sonra Hz. Cabir’in şunu ilâve ettiğini kaydetti: “İnsanlar telbiyeye “…Zü’l-Meâric” ve benzeri kelimeler ilâve ettiler. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bunları işitti ancak hiçbir müdahelede bulunmadı.”
Zü’l-Meâric, Allah’ın isimlerinden biri olup “yükselme yerlerinin sahibi” “yüksek dereceler sahibi” mânasına gelir.

1244 – Ebu Hüreyre radıyallahu anh: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın telbiyesinde “Lebbeyk İlâhe’l-Hakk (Buyur! Hak olan İlâh!)” tâbiri de vardı” demiştir.
Nesâî, Hacc 54, (5,161-162).

1245 – Saib İbnu Hallâd el-Ensâarî radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm şunu söylediler: “Cibril aleyhisselam bana gelip, ashabıma ve beraberimde olanlara telbiye -veya ihlâl dedi- çekerken seslerini yükseltmelerini emretmemi emir buyurdu.”
Muvatta, Hace 34, (1, 334); Ebu Dâvud, Menâsik 27, (1814); Tirmizî, Hacc 15, (829); Nesâî, Hacc 55, (5,162); İbnu Mâce, Menâsik 16, (2922-2923).

1246 – İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Müşrikler haccederken şu şekilde telbiyede bulunurlardı: “Lebbeyke lâ şerî-ke leke: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm da: “Yazık size, yeter, yeter” buyururdu. Müşrikler telbiyelerinin devamında: “Yalnız bir şerik müstesna, o senin şerikindir, sen ona da, onun mâlik olduğu şeylere de mâliksin” derlerdi. Onlar, bunu, Kâbe’yi tavaf ederken söylerlerdi.”
Müslim, Hacc 22, (1185).

1247 – İmam Mâlik rahimehumullah anlatıyor: “Bana ulaştı ki, Hz. Ömer, Hz. Ali ve Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anhüm ecmain’ye haccetmek üzere ihrama girmiş bulunan birisi hanımı ile cinsî temasta bulunursa ne gerekir diye sual sorulmuştu. Şu cevabı verdiler: “Bunlar başladıkları haccı tamamlarlar. Sonra müteâkip sene yeniden hac yaparlar ve ceza olarak da kurban (hedy) keserler.”
Hz. Ali radıyallahu anh şunu söylemiştir: “Müteakip yıl, bunlar hac için ihrama girince, haccı tamamlayıncaya kadar birbirlerinden ayrılırlar.”
Muvatta, Hac 151, (1,381-382).

1248 – İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ’a, Minâ’da iken, ifâza tavafından önce, hanımına cinsî temasta bulunan bir kimse hakkında sorulmuştu, bir bedene kesmesini emretti.” Bir rivayette şöyle demiştir: “İfâzadan önce ehline temas eden kimse ceza olarak yeni bir umre yapar ve bir de kurban (hedy) keser.”
Muvatta, Hacc 159, (1, 384).

1249 – Hz. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: “Hz. Ömer radıyallahu anh sırtlan öldüren için bir koç, geyik öldüren için bir keçi, tavşan öldüren için bir çebiş (küçük keçi), Arap tavşanı denilen bir nevi tarla fâresi için bir kuzuya hükmetti.”
Muvatta, Hacc 235, (1, 416).

1250 – Yine Muvatta’da mürsel (senetsiz) olarak Ebu’z-Zübeyr’den gelen rivayete göre, Hz. Ömer, çekirge hakkında: “Onu kim öldürürse -iki hakemin hükmüyle- onun karşılığını öder” diye hükmetmiştir. Şöyle ki: Zeyd İbnu Eslem’in rivayetine göre, bir adam gelerek Hz. Ömer’e: “Ey mü’minlerin emîri, ben ihramlı iken kamçımla birkaç çekirge öldürdüm, ne yapmam gerekir?” diye sormuş. Hz. Ömer ona bir avuç kadar taam yedir (tasadduk et) cevabını vermiştir.”
Muvatta, Hacc 235, (1, 416).

1251 – Muvatta’nın bir başka rivayetinde şöyle gelmiştir: “Bir adam Hz. Ömer radıyallahu anh’e, ihramda iken öldürdüğü çekirge hakkında sordu. Hz. Ömer, yanında bulunan Ka’bu’l-Ahbâr’a: “Gel beraber hükmedelim” dedi. Ka’b: “Bir dirhem tasadduk etmesi gerekir” diye hükmetti. Hz. Ömer ona: “Sen dirhemleri buluyorsun. Şurası muhakkak ki hurma, çekirgeden daha hayırlıdır” dedi.

1252 – İbnu Sîrîn rahimehullah anlatıyor: “Bir adam Hz. Ömer radıyallahu anh’e gelerek: “Ben ve arkadaşım ihramlı olduğumuz halde Akabe’deki bir tepeye doğru atlarımızla yarış yaptık ve bu esnada bir ceylan öldürdük. Bu fiilimize hükmünüz nedir?” diye sordu. Hz. Ömer radıyallahu anh, yanında bulunan birine: “Gel beraber hükmedelim” dedi.
İbnu Sîrîn der ki: “İkisi birlikte bir keçiye hükmettiler. Bunun üzerine adam döndü ve yanındakilere: “Ömer’e bakın, mü’minlerin emîri ama, bir ceylan hakkında hüküm veremiyor, yardımcı olarak bir adam çağırıyor!” dedi. Bu sözü işiten Hz.Ömer radıyallahu anh, adamı çağırtıp:
“Sen Mâide süresini okudun mu?” diye sordu. Adam:
“Hayır!” deyince:
“Pekiyi hüküm vermede yardımını istediğim bu adamı tanıyor musun?” dedi. Adam bu soruya da:
“Hayır!” deyince Hz. Ömer:
“Eğer, Mâide süresini okuduğunu söyleseydin dayakla canını yakacaktım” dedi ve ilâve etti:
“Cenâb-ı Hakk Kitab-ı Mubîn’inde: “Ey iman edenler… İçinizden adalet sahibi iki adam hüküm ve takdir edecektir…” (Mâide 95) buyurmuştur. Ve şu da Abdurrahman İbnu Avftır.”
Muvatta, Hacc 231,(1,414).

1253 – İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ demiştir ki: “Kim, haccın nüsükünden farzları dışında bir şey unutur veya terkederse bir kan (dem) akıtsın.”
Muvatta, Hacc 240, (1, 419).

1254 – Hz. Aişe radıyallahu anhâ’den rivayete göre, Hz. Peygamber aleyhissalâtu vesselâm hacc-ı ifrad yapmıştır.”
Müslim, Hacc 122,(1211); Muvatta, Hacc 38, (1,335); Tirmizî, Hacc 10, (820); Ebü Dâvud, Menâsik 23,(1777); Nesâî, Hacc 48, (5,145).

1255 – İbnu Ömer radıyallahu anhümâ buyurmuştur ki: “Babam Ömer radıyallahu anh dedi ki: “Haccınızla umrenizin arasını ayırın. Zîra böyle yapmak, sizden birinin haccının daha mükemmel olmasını sağlar. Umrenizin mükemmel olması da, onu hac ayları dışında yapmaya bağlıdır.”
Muvatta, Hacc 67, (1, 347).

1256 – Hz. Muâviye radıyallahu anh’den yapılan rivayete göre şöyle buyurmuştur: “Ey Resûlullah’ın ashabı! Biliyor musunuz, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm şunu şunu yapmayı yasakladı, kaplan derilerine oturmayı yasakladı?” Dinleyenler: “Evet biliyoruz!” dediler. Hz.Muâviye radıyallahu anh tekrar sordu: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın hac ile umrenin arasını birleştirmenizi (hacc-ı kıran yapmanızı) da yasakladığını biliyor musunuz?” Yanındakiler: “Hayır, bunu bilmiyoruz!” dediler. Hz. Muâviye radıyallahu anh:
“Öyleyse bilin, bu da öbürleriyle birlikte yasaklar arasında. Ne var ki, sizler unutmuşsunuz!” dedi.
Ebu Dâvud, Menâsik 23, (1794).

1257 – Hz. Câbir ve Ebu Saîd el-Hudrî radıyallahu anhümâ şöyle demişlerdir: “Biz Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ile birlikte hac için avazımızın çıktığı kadar yüksek sesle telbiye getirerek Mekke’ye geldik.”
Müslim, Hacc 212, (1248).

1258 – Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ı hac ve umre her ikisi için de ihrama girip telbiye çekerken işittim.” Bekr İbnu Abdillah el-Müzenî demiş ki: “Ben bunu Abdullah İbnu Ömer radıyallahu anhümâ’e söyledim. Bana: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm sadece hac için telbiye getirdi” diye cevap verdi.
Sonra tekrar Enes radıyallahu anh’le karşılaştım ve İbnu Ömer’in sözünü kendisine aktardım. Bana kızarak:
“Galiba bizi çocuk yerine koyuyorsunuz. Ben Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ı: “Umre ve hacc için lebbeyk!” derken işittim” dedi.
Buhârî, Taksîru s-Salât 5, Hacc 24, 25, 27,117,119, Cihâd 104,126; Müslim, Hacc 185,(1232); Ebu Dâvud, Hacc 24, (1795); Tirmizî, Hacc 11, (821); Nesâî, Hace 49, (5, 150);İbnu Mâce, Hacc 38, (2968, 2969).

1259 – Ebu Vâil radıyallahu anh anlatıyor: “es-Subeyy İbnu Ma’bed dedi ki: “Ben Hıristiyan bir bedevî idim. Sonradan Müslüman oldum. Kabilemden Hüzeym İbnu Sürmüle adında bir kimseye gelerek: “Hey adamım, ben cihâd hususunda hırslıyım. Hac ve umre yapmayı da üzerime vecibe buldum. Ben bu ikisini nasıl birleştirebilirim?” diye sordum. Bana:
“İkisini birleştir ve kolayına gelen bir kurban kes” dedi. Ben de ikisine birden niyet edip ihrama girdim. Küfe’ye bir merhale mesafedeki Uzeybe nam mevkiye geldiğim zaman Selmân İbnu Rebîa ve Zeyd İbnu Sühan ile karşılaştım. Ben hac ve umre her ikisi için ihramdaydım. Biri diğerine benim hakkımda:
“Bu adam devesi kadar da bilgili değil” dedi. Bunu işitince tepeme dağ yıkıldı zannettim. Doğru Ömer İbnu’l-Hattâb radıyallahu anh’a gittim. Ben, hac ve umre her ikisi için de ihramımı devam ettirerek, hikâyemi anlattım. Hz. Ömer bana:
“Hz. Peygamber aleyhissalâtu vesselâm sünnetine irşâd edilmişsin” dedi.
Ebu Dâvud, Menâsik 24, (1799); Nesâî- Hacc 49, (5, 146, 147); İbnu Mace,Menâsik 38, (2970).

1260 – Câfer İbnu Muhammed babasından naklediyor: “Mikdâd İbnu’l-Esved, Mekke yolu üzerindeki Sükya nam karyede Hz. Ali radıyallahu anh’nin yanına girdi. Hz. Ali, bu sırada develerine un ve ağaç yaprağı karışımı yemlerini veriyordu. Mikdâd:
“Şu Osman İbnu Affân radıyallahu anh hac ve umrenin arasını birleştirmeyi yasaklıyor” dedi. Hz. Ali radıyallahu anh, ellerinde un ve yaprak bulaşığı olduğu halde dışarı çıktı. -Kollarındaki un ve yaprak bulaşığını hiç unutmayacağım- doğru Hz. Osman’ın yanına girdi.
“Sen, dedi hacla umrenin arasını birleştirmeyi yasaklıyormuşsun, doğru mu?” Hz. Osman radıyallahu anh şu cevabı verdi:
“Bu benim reyimdir!”
Hz. Ali: “Umre ve hac için lebbeyk!” diyerek, öfkelenmiş olarak çıktı.”
Muvatta, Hacc 40,(1, 336).

1261 – Hz. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm hac ve umreyi birleştirip, her ikisi için de tek bir tavaf yaptı.”
Tirmizî, Hacc 102, (947); Nesâî, Hacc 144, (5, 226); İbnu Mâce, Menâsik 39, (2973).

1262 – İbnu Ömer radıyallahu anhümâ demiştir ki: “Hac ile umreyi birleştiren kimseye tek bir tavaf yeterlidir. İkisinin ihramından birlikte çıkar.”
Buharî, Hacc 77,105, Muhsar 1,3, 4, Megâzî 35; Müslim, Hacc 181, (1230); Tirmizî, Hacc 102, (947); Nesâî, Hacc 144, (5, 225-226); İbnu Mâce, Menâsik 39, (2975).

1263 – Tirmizî’de şöyle gelmiştir: “Kim hac ve umre için ihrama girerse, her ikisinin de ihramından çıkıncaya kadar, tek tavaf, tek sa’y yeterlidir.
Tirmizî, Hacc 102, (948); İbnu Mâce, Menâsik 39, (2975).

1264 – Nâfi’ alatıyor: “Haccâc-ı Zâlim, Abdullah İbnu Zübeyr radıyallahu anh’le savaşmak üzere Mekke’ye indiği zaman, Abdullah İbnu Abdillah ile Sâlim İbnu Abdillah geldiler ve Abdullah İbnu Ömer radıyallahu anhüm’le konuştular: Kendisine:
“Bu yıl haccı terketmen sana bir zarar vermez. Zîra biz, halk arasında savaş çıkıp seninle Beytullah arasına girileceğinden korkmaktayız” dediler. Abdullah onlara:
“Benimle Beytullah arasına girilerek engel çıkarılırsa, ben de Kureyş’in Hz. Peygamber’le Beytullah arasına girdiği zaman Resûlullah’ın davrandığı şekilde davranırım. Şahid olun, şu anda umreye niyet ettim!”dedi ve derhal kalkıp Zülhuleyfe’ye gitti. Umreye niyet ederek ihram giydi, telbiye getirdi.
Sonra şunu söyledi: “Yolumu serbest bırakırlarsa umremi tamamlarım. Beytullah’la aramda engel olurlarsa Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın yaptığı gibi yaparım.” Ve şu âyeti tilâvet etti. (Meâlen): ‘Resûlullah’ta sizler için güzel örnek vardır” (Ahzâb 21).
Sonra yoluna devam etti ve Beydâ sırtına kadar geldi. Orada: “Bunların ikisinin hükmü de aynı. Eğer benimle umrem arasına girip mâni olurlarsa haccıma da mâni olmuşlar demektir. Sizleri şâhid kılıyorum, umre ile birlikte hacca da niyet ettim” dedi. Yoluna devam etti. Kadid’e geldiği zaman bir kurbanlık aldı. Sonra Mekke’ye girip hac ve umre her ikisi için tek bir tavaf yaptı.”
Bir rivayette şöyle denmiştir: “Her ikisi için de ihrama girdi ve böylece Mekke’ye geldi. Beytullah’ı tavaf etti. Safâ ve Merve arasında sa’y etti, buna bir ilâvede bulunmadı, ne kurban kesti, ne tıraş oldu, ne taksirde bulundu, ne de ihramla haram ettiği şeylerden birini nefsine helâl kıldı. Kurban gününe kadar bu hâl üzere devam etti. O gün kurban kesti, tıraş oldu. İlk yaptığı tavafla hem haccın hem de umrenin tavafını yerine getirdiği kanaatinde idi.
Sonunda: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm böyle yapmıştı” dedi.
Buharî, Hacc 77,105, Muhsar 1, 3, 4, Meğâzî 35; Müslim, Hacc 180-183, (1230); Muvatta, Hacc 42, (1, 337); Nesâî, Hacc 53, (5,158),144, (5, 226).

1265 – Abdullah İbnu Şakîk anlatıyor: “Hz. Osman radıyallahu anh hac sırasında temettuda bulunmayı yasaklıyor, Hz. Ali de bunu emrediyordu. Hz. Osman, Hz. Ali radıyallahu anhümâ’ye bir kelâm söyledi. Hz. Ali radıyallahu anh: “Sen de biliyorsun ki biz, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’la birlikte haccederken temettu haccı yaptık” dedi. Hz. Osman da: “Evet, ama biz korkuyorduk” dedi.”
Müslim, Hacc 158,(1223); Nesâî, Hacc 50, (5,152).
İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer ve Hz. Osman radıyallahu anhüm ecmain hacc-ı temettu yaptılar. Bunu ilk yasaklayan Hz. Muâviye radıyallahu anh oldu.”
Tirmizî, Hacc 12, (822); Nesâî, Hacc 50, (5,153,154).

1266 – Sa’d İbnu Ebî Vakkâs radıyallahu anh demiştir ki: “Biz Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ile hacc-ı temettu yaptığımız zaman bu adam -ki Muâviye’yi kasteder- Urş’ta -ki Urş’la cahiliye devrindeki Mekke evlerini kasteder- kâfirdi.”
Müslim, Hacc 164, (1225); Muvatta, Hacc 60,(1, 344); Tirmizî, Hacc 12, (823); Nesâî, Hacc 50, (5,152-153).

1267 – İbnu Ömer radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Veda haccında umre ile hacca kadar temettuda bulundu ve kurban kesti. Kurbanını Zülhuleyfe’den itibaren beraberinde götürdü. Menâsikin icrasına umre için niyetli başlayıp, umre telbiyesi getirdi. Sonra hacc için telbiye getirdi. Beraberindeki ashabı da umre ile hacca kadar temettuda istifade bulundu. Hacc kafilesi içerisinde kurbanı olanlar da vardı, olmayanlar da.
Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Mekke’ye geldiği zaman halka hitâben: “Kimin kurbanı varsa, haccını tamamlayıncaya kadar ihramdan çıkmasın, kimin kurbanı yoksa tavaf ve sa’yini yapsın, saçını kısaltarak ihramdan çıksın. Sonra hac için tekrar ihrama girip kurbanını kessin, kim kurban bulamazsa hac sırasında üç gün, evine dönünce de yedi gün olmak üzere on gün oruç tutsun” buyurdu.
Buharî, Hacc 104; Müslim, Hacc 174, (1227); Ebu Dâvud, Hacc 24, (1805); Nesâî, Hacc 50, (5,151-152).

1268 – İkrime anlatıyor: “İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ’a müt’atul-hacc’dan sorulmuştu, şu cevabı verdi: “Veda haccında, Muhacirler, Ensarîler ve Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın zevceleri hep ihrama girdiler, biz de girdik. Mekke’ye geldiğimiz zaman Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm:
“Kurbanlık nişanlıyanlar hariç, herkes hac için giydiği ihramı umreye çevirsin” diye emretti. Biz de Beytullah’ı tavaf etik. Safâ ve Merve’de sa’y yaptık. İhramdan çıkarak kadınlarımıza geldik, elbiselerimizi giydik. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm şunu da söylemişti:
“Kim kurbanlık nişanlamışsa, kurbanlığı mahalline varıncaya kadar ihramdan çıkmasın!” Terviye akşamında (yani Zilhicce’nin 8. günü) bize hac için ihrama girmemizi emretti. (Harem bölgesinin dışına çıkarak ihramlarımızı giyerek hacca başlayıp) menâsiki tamamladığımız zaman Mekke’ye geri gelip Beytullah’ı, Safâ ve Merve’yi tavaf ettik. Böylece haccımız tamamlanmış, âyet-i kerimenin buyurduğu üzere (Meâlen): “Haccı da umreyi de Allah için tam yapın. Fakat herhangi bir sebeple bunlardan alıkonursanız, o halde kolayınıza gelen kurban gönderin…” (Bakara 196) üzerimizde kurban borcu kalmıştı.”
Buharî, Hacc 37. Buharî bunu bab başlığında ta’lik (senetsiz) olarak kaydetmiştir.

1269 – Ebu Zer radıyallahu anh demiştir ki: “Hacda mut’a sadece Muhammed aleyhissalâtu vesselâm’in ashabına hastır.”
Müslim Hacc 189, (1224); Ebu Dâvud, Menâsik 25, (1808); Nesâî, Hacc 77, (5, 179-180); İbnu Mâce, Hacc 42, (2984).

1270 – Ebu Dâvud’daki rivayette şöyle denmektedir: “Ebu Zer radıyallahu anh, hacca niyetle ihram giyip sonradan bunu umreye çevirenler hakkında şöyle diyordu: “Bu, sadece Hz. Peygamber’le haccedenlere has bir ruhsattı.”
Ebu Dâvud, Menâsik 25, (1807); İbnu Mâce, (Hacc 42, (2985).

1271 – Ebü Cemre anlatıyor: “İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ’a mut’à’dan sordum; bana onu yapmamı emretti, hacda kesilen kurbandan sordum. “Bu hususta, dedi, deve veya sığır veya davar veya kana ortak olmak imkânları var (bunların hepsi meşrudur).”
Ebü Cemre der ki: “İnsanlar mut’ayı mekruh addediyorlardı. Eve gelip uyudum. Rüyamda birisini gördüm bana gelip: “Makbul umre, mebrür hac!” diye müjdeledi. Hemen İbnu Abbas radıyallahu anhümâ’a gelip haber verdim. Bana: “Allahu ekber! Ebu’l-Kâsım aleyhissalâtu vesselâm’ın sünneti!”dedi.
Buharî, Hacc 102; Müslim, Hacc 204, (1242)

1272 – İbnu Ömer radıyallahu anhümâ demiştir ki: “Kim hac aylarında umre yapar, sonra Mekke’de hac zamanı gelinceye kadar ikamet ederse bu kimse, hac da yaparsa mütemettidir. Bu durumda kolayına gelen bir kurban kesmesi vacib olur. Eğer kurban bulamazsa, üç günü hac sırasında, yedi günü de döndüğü zaman olmak üzere on gün oruç tutar.”
İmam Mâlik der ki: “Bu hüküm, o kimsenin hacc zamanına kadar orada ikamet etmesi ve aynı sene içinde hac yapması halinde câridir.”
Muvatta, Hacc 62, (1, 344).
Muvatta’nın bir diğer rivayetinde der ki: “Allah’a yemin olsun, hacdan önce umre yapıp bu sebeple kurban kesmem, hacdan sonra Zilhicce ayında umre yapmamdan daha sevimlidir.”

1273 – Abdurrahmân İbnu Harmele el-Eslemî anlatıyor: “Bir adam gelip Said İbnu’l-Müseyyib’e: “Hacdan önce umre yapayım mı?”diye sormuştu. Şöyle cevap verdi:
“Evet, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm haccetmezden önce umre yaptı.”
Muvatta, Hacc 57, (1, 343).

1274 – İbnu’l-Müseyyeb anlatıyor: “Ömer İbnu Ebî Seleme, Hz. Ömer radıyallahu anh’den, Şevvâl ayında umre yapmak için izin istedi. O da izin verdi. İbnu Ebî Seleme umre yapıp ailesine döndü, haccetmedi.”
Muvatta, Hacc 58, (1, 343).

1275 – Hz. Aişe radıyallahu anh şöyle demiştir: “Oruç, umre yapıp hacca kadar temettuda bulunup da hac için ihrama girmesinden arefe gününe kadar kurban bulamayan kimse içindir. Eğer orucu tutmazsa, Minâ günlerinde tutar” İbnu Ömer radıyallahu anhümâ’de böyle hükmediyordu.
Muvatta, Hacc 255, (1, 426).

1276 – Hz. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: “Veda haccında, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ve ashabı radıyallahu anhüm, hac için ihrama girdikleri vakit, Resûlullah ile Talha hariç, hiç kimsenin kurbanlığı yoktu. O sırada Hz. Ali, beraberinde bir kurbanlık olduğu halde Yemen’den geldi. Ve derhal: “Ben de Resûlullah’ın niyet ettiği şeye niyet ederek ihram giydim” deyip katıldı.
Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ashabına bu haclarını umreye çevirmelerini, tavaf yapmalarını, sa’y yapmalarını, beraberinde kurbanlığı olanlar hariç saçlarını kısa keserek ihramdan çıkmalarını emretti.
Bir kısmı itiraz ederek: “Yani henüz cenabetken Mina’ya mı gideceğiz?” dediler. Bu söz Hz. Peygamber aleyhissalâtu vesselâm’e ulaşmıştı: “Geride bıraktığım işlerimi tekrar bulsaydım kurban getirmezdim. Eğer, beraberimde kurbanlığım olmasaydı, ben de ihramdan çıkardım” dedi.44
Bu sırada Hz. Aişe radıyallahu anhâ hayız oldu. Beytullah’ı tavaf hâriç, haccın bütün menâsikini yerine getirdi. Temizlenince de tavafı yaptı. Dedi ki:
“Ey Allah’ın Resûlü! Sizler hem umre hem de hac yapmış olarak buradan ayrılacaksınız, ben ise sadece hacla ayrılacağım!”
Bunun üzerine Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm oğlan kardeşi Abdurrahman İbnu Ebî Bekr radıyallahu anhümâ’e, Hz. Aişe’yi Harem bölgesinin dışında yer alan Ten’im’e götürmesini emretti. Hz. Aişe adıyallahu anhâ orada ihram giyerek hacdan sonra umre yaptı.”

1277 – Buharî’nin bir diğer rivayetinde şöyle gelmiştir: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, Mekke’ye gelince ashabına: “İhramınızdan çıkın. Önceki niyetinizi müt’aya çevirin!” dedi. Ashab:
“Biz önce “hac” diye ismen belirterek niyet etmişken, şimdi nasıl müt’aya çevirebiliriz?” diye itiraz ettiler. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm:
“Ben size ne söylüyorsam onu yapın. Eğer kurbanlık getirmemiş olsaydım, size emretmiş bulunduğumu ben de yapardım. Ancak, kurbanım Mina’daki kesim mahalline ulaşmadan ihramlıya haram olan şeylerden hiçbirisi bana helâl olmaz!” dedi. Bunun üzerine Ashab-ı Kiram Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın emrini yerine getirip ihramdan çıktılar.”

1278 – Yine Buharî’nin bir başka rivayetinde şu ziyade yer alır: “Biz Mekke’ye Zilhicce ayının dördünde gelmiştik.
Müslim’in bir rivayetinde şu ibâreye de yer verilmiştir: “Bize ihramdan çıkmamız, hac için yaptığımız niyetin umreye çevrilmesi emredilmişti. Bu, bize çok imkânsız bir emir geldi ve hepimizin canını sıktı. Memnuniyetsizliğimiz Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a ulaştırıldı. Ona semâvî bir şey (haber) mi ulaştı, insanlardan mı bir şey ulaştı bilemiyoruz, her ne ise, bize şu hitabda bulundu:
“Ey nâs, ihramdan çıkın. Eğer beraberimde kurbanlığım olmasaydı, ben de sizin gibi yapardım!” Resûlullah’ın bu kesin emri üzerine ihramdan çıktık. Hatta hanımlarımızla münasebet-i cinsiyede bile bulunduk. İhrama girmemiş olan bir kimsenin yaptığı her şeyi yaptık. Bu hal terviye gününe Zilhicce’nin sekizinci günü kadar devam etti. O gün gelip, Mekke’yi arkada bıraktığımız vakit, hacca niyet ederek ihrâma girdik.”

1279 – Müslim’in diğer bir rivayetinde şöyle denir: “Biz, hacc-ı ifrad için ihram giyip Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’la birlikte ilerledik. Hz. Aişe radıyallahu anhâ de umre için ihrama girdi. Seref’e gelince Hz. Aişe hayız oldu. Mekke’ye gelince Kâbe’yi, Safâ ve Merve’yi tavaf ettik. Sonra, beraberinde kurbanlık olmayanların ihramdan çıkmaları emredildi.
“Neleri nefsimize helâl edeceğiz?” diye sorduk. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm:
“İhramlıya yasak olan herşeyi!” dedi. Bunun üzerine kadınlarımızla da yattık, kokular süründük, elbiselerimizi giydik. Bunların hepsini yaparken bizimle arefe yani hac ihramı giyme günü arasında sadece ve sadece dört gece vardı.
Sonra terviye günü (Zilhicce’nin 8’i) tekrar ihrama girdik. Bir ara Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Hz. Aişe radıyallahu anhâ’nin yanına girmişti, onu ağlıyor buldu.
“Neyin var?” diye sordu.
“Hayız oldum, herkes ihramdan çıktı, ben çıkamadım, tavafımı da yapamadım. Herkes artık umresini tamamladı, hac için Arafat’a çıkıyor!” diyerek yakındı. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm:
“Bu hal, Cenab-ı Hakk tarafından Âdem aleyhisselam’in kızlarına yazılmış bir kaderdir, sana mahsus bir kusur değil. Sen de, ihrama giren herkesin yaptığı gibi yıkan ve hacc için ihrama gir” dedi. O da öyle yaptı. Mina, Arafat ve Müzdelife’deki vakfelerin hepsine katıldı. Hayızdan temizlenince de ifâza tavafını yaptı. Bunlar bittikten sonra Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Hz. Aişe radıyallahu anhâ’ye:
“Artık hem haccını hem de umreni yapmış, her ikisinin de ihramından çıkmış oldun!” dedi. Hz. Aişe radıyallahu anhâ:
“Ancak benim içimden Beytullah’ı tavaf etmeden hac yaptığım hissi geçiyor” dedi. Bunun üzerine oğlan kardeşine seslenerek:
“Ey Abdurrahman kızkardeşin Aişe’yi Ten’îm’e götür, orada umre için ihrama girsin!” dedi. Bu vak’a Hasbe gecesi cereyan etmişti Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm mülâyim bir insandı. Hz. Aişe radıyallahu anhâ birşey arzu etti mi onun arkasını takip eder yerine getirirdi.”

1280 – Müslim’in bir diğer rivayetinde şöyle denir: “… Deve ve sığırda ortak olmamız emredildi. Bizden her yedi kişi bir deveye iştirak edecekti.”
Yine Müslim’in bir başka rivayetinde: “Ne Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, ne de Ashab radıyallahu anhüm, hiç kimse, Safâ ile Merve arasında ilk tavafın dışında başka bir tavaf yapmadı” denmiştir.

1281 – Ebu Dâvud ve Nesâî’de şu ziyade gelmiştir: “Sürâka İbnu Mâlik radıyallahu anh:
“Ey Allah’ın Resûlü, bu sene hac sırasında yaptığımız temettu bu yıla mı has, bundan sonra her hacda ebediyen yapılacak mı?” diye sormuştu. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm:
“Elbette, ebediyen yapılacaktır!”cevabını verdi” (48).
Buharî, Hacc 81,32, 34, 35, Umre 6, 15, Meğâzî 61, Temennî, 3, 27; Müslim, Hacc 1213-1216 arasındaki rivayetler); Ebu Dâvud, Menâsik 23, (1785-1789 arasındaki rivayetler); Nesâî, Hacc 77,(5,178-179).

1282 – Buhari, Müslim, Ebu Dâvud ve Nesâi de kaydedilen bir rivayette İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ demiştir ki: “Cahiliye Arapları hac aylarındaki umreyi yeryüzünde işlenebilen günahların en büyüğü biliyorlardı. Keza Muharrem ayını da Safer diye isimlendirip: “Bere iyileşip eser kalmadığı ve Safer ayı çıktığı vakit umre yapmak isteyene umre helâl olur” diyorlardı. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ve Ashab-ı Güzîn radıyallahu anhüm’i, hac için ihrama girmiş olarak 4 Zilhicce sabahı Mekke’ye geldiler. Gelir gelmez Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, hac niyetlerini umreye tahvil etmelerini emretti. Bu, Ashab nezdinde büyük bir hâdise oldu.
“- Ey Allah’ın Resûlü, neleri helal addedeceğiz?” diye sordular. “Bütün ihram haramları helâl olacak!” diye cevap verdi.
Nesâî’deki rivayette: Eser yerine veber (yün) denmiştir. Mâna: “Yün çoğalınca” olur. Keza “Safer ayı çıkınca” tâbirinden sonra: “Veya şöyle dedi: Safer ayı girince” tâbiri ilâve edilmiştir.
(Buharî, Hacc 34, Menâkıbu’1-Eâr 26; Müslim 198, (1240,1241); Ebu Dâvud, Hacc 80, (1987), Menâaik 23, (1792); Nesâî, Hacc 77,108, (5,180,181, 201, 202.)

1283 – Müslim ve Tirmizî’de şöyle gelmiştir: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdu ki: “Umre, kıyamete kadar hacca dâhil oldu: Yani, umre ameli, hacc-ı kıran yapmak isteyenin hac ameline dâhil oldu.”
Müslim, Hacc 203, (1241); Tirmizî, Hacc 89, (932).

1284 – Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: “Biz hac aylarında, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’la birlikte, hac için ihrama girmiş olarak, hac gecelerinde yola çıkıp Seref nâm yere indik. Orada Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “Kimin beraberinde kurbanlığı yoksa, haccını umre yapmak isteyen umreye çevirsin. Beraberinde kurbanlığı olan bunu yapmasın” dedi. Hz. Aişe sözünde devamla der ki: “Ashab’tan bazısı umreye niyet etti, bazısı da terketti. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ile gücü yerinde olan bazısının yanında kurbanlığı vardı.
Bir ara Resûlullah yanıma gelince beni ağlar buldu.
“Niye ağlıyorsun?” diye sordu.
“Ben ashabına söylediklerini işittim ve umre yapmaktan engel olundum!” dedim. Bunun üzerine:
“Neyin var?” diye tekrar sordu.
“Namaz kılamıyorum hayız oldum” dedim.
“Bu sana zarar vermez. Sen Hz. Âdem aleyhisselâm’in kızlarından bir kadınsın. Allah öbürlerine yazdığı kaderi sana da takdir etti, bu bir kusur sayılmaz. Sen haccına devam et. Cenab-ı Hakk inşaallah, umreyi de sana nasib edecek” dedi.

1285 – Bir diğer rivayette Hz. Aişe radıyallahu anhâ şöyle der: “Hayız halim Arefe gününe kadar devam etti, o gün temizlendim. Ben de sadece umreye niyet etmiştim. Resûlullah saçımı çözüp taramamı, umreyi bırakıp, hac niyetiyle ihrama girmemi emretti. Emrini yerine getirdim ve haccımı eda ettim.”

1286 – Hz. Aişe bir başka rivayette şöyle der: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’la birlikte çıktık, kurban günü Mina’ya geldik. Ben orada temizlendim. Sonra Mina’dan çıktım. Beytullah’a koştum. Sonra, Resûlullah’la birlikte nefr-i âhir (teşrik günlerinin üçüncüsü, yani bayramın dördüncü günü = onüç Zilhicce) günü çıktık, Muhassab’a indik. Abdurrahman radıyallahu anh’ı çağırdı ve:
“Kızkardeşini Harem bölgesinden çıkar. Ten’im’e kadar götür. Orada umre için ihram giysin. Umreyi yapınca buraya gelin, sizi dönünceye kadar burada bekliyorum!”dedi. Ben ayrılıp Ten’im’e gidip ihram giydim, umre yaptım, tavaftan boşalınca, seherde yanına geldim. Yola çıkma emri verdi. Herkes göç yükleyip Medine’ye müteveccihen hareket etti.”

1287 – Bir başka rivayette şöyle denmiştir: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Beytullah’a uğrayıp sabah namazından önce tavaf etti, sonra Medine’ye hareket etti.”

1288 – Bir başka rivayette şöyle denmiştir: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ile birlikte yola çıktık. Bazılarımız umre niyetiyle ihrama girdi, bazılarımız hem hac hem de umre niyetiyle ihrama girdi, bazılarımız da sadece hac niyetiyle ihrama girdi. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm da sadece hac için ihrama girmişti. Umre için ihrama girenler, Vemreyi yapınca ihramdan çıktılar. Hac için ihrama girenler veya hac ve umre için ihrama girenler, yevm-i nahr’e (kurbanın birinci gününe) kadar ihramdan çıkmadılar.
(Buharî, Umre 6, 8, 9, Hayz 1, 7, Hacc 3,33, 81, Edâhî 3, 10; Müslim, Hacc 111-135, (1211-1212); Muvatta, Hacc 223-224, (1,410-412); Ebu Dâvud, Menâsik 23, (1778-1783); Nesâî, Hacc 77, (5, 177-178), Tirmizî, Hacc ,91, (934).

1289 – Ebu Dâvud’un bir rivayetinde şöyle denir: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdu ki: “Ey Abdurrahman! Kızkardeşini devenin arkasına al, Ten’im’den itibaren umre yaptır. Tepelikten inip oraya vardın mı ihrama girsin. Zîra yapacağı, kabul görecek bir umredir.”
Ebu Dâvud, Menâsik 81, (1995).

1290 – Ebu Müsâ radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Bathâ’da mola vermişken yanına uğradım. Bana: “Neye niyetle ihrama girdin?” diye sordu: Ben: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın niyeti ile niyetlendim” dedim. Bana:
“Kurbanlığın var mı?” diye sordu. Ben:
“Hayır!” dedim:
“Öyleyse, dedi Beytullah’ı, Safâ ve Merve’yi tavaf et ve ihramdan çık!”
Resûlullah’ın bu söylediklerini yaptım. Ailemden bir kadına uğradım. Saçlarımı tarayıp, başımı yıkayıverdi.
Ben Hz. Ebu Bekir radıyallahu anh’in halifeliği sırasında, halka bu şekilde fetva veriyordum. O öldü, yerine Hz. Ömer radıyallahu anh halife olu. Onun zamanında, bir hac mevsimiydi. Ben hac için hazırlığa kalkmış olduğum sırada bir adam gelip:
“Fetvalarında teennili ol. Emîrü’l-mü’minînin hac mevzuunda neler ihdas edeceğini bilemezsin!” dedi. Ben de:
“Ey insanlar, ben, kime hacla ilgili bir fetvâ vermiş idiysem, teennili olsun. İşte mü’minlerin emîri size geliyor. Onu imam edinin, ona uyun!” dedim. Hz. Ömer radıyallahu anh gelince kendisine:
“Ey mü’minlerin emîri, kulağıma gelen nedir”? Hac menâsikiyle alâkalı yeni şeyler mi ihdâs ettiniz?” diye sordum. Bana:
“Eğer Allah’ın kitabıyla amel edeceksek, bak Allah’ın kitabı ne diyor: “Haccı da, umreyi de Allah için tam yapın…” (Bakara 196) emrediyor. Eğer Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın sünneti ile amel edeceksek. O: “Menâsikinizi benden alın” diyor ve kurbanlığı, yerine (Mina’ya) ulaşıncaya kadar ihramdan çıkmıyor.”
Buharî, Umre,11, Hacc 32,34125, Megâzî 60, 77; Müslim, Hacc 154, (1221); Nesâî, Hacc 5, (5,153).

1291 – Müslim ve Nesâî’de gelen bir diğer rivayette şöyle denir: “Ebü Müsa hacc-ı temettuya fetva veriyordu. Hz. Ömer radıyallahu anh ona: “Biliyorum ki Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ve ashabı bunu yaptılar. Ancak ben, halkın Erâk 51 denilen yerde kadınlarla cima ederek, sonra başlarından su damlar bir halde hac yapmaya gitmelerini uygun bulmadım” dedi.
Müslim, Hacc 157, (1222); Nesâî, Hacc 50, (5,159).

1292 – Berâ radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, Hz. Ali’yi Yemen’e emir olarak gönderdiği zaman ben onun yanında idim. Onunla beraber ben de altın kaplar elde ettim. Hz. Ali radıyallahu anh, Yemen’den Resûlullah’ın yanına gelince, Hz.Fatıma’nın, boyalı elbiseler giymiş, evi de hâlâ kokmakta olan bir tütsü ile tütsülemiş olduğunu gördü. Bu kıyafet ve bu tütsünün yasak olduğu hac döneminde karşılaştığı bu manzaraya Ali kızdı. Hz. Fâtıma: Niye kızıyorsun? Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ashabına ihramdan çıkmalarını emir buyurdu, onlar da ihramdan çıktılar” dedi. Bunun üzerine Hz. Ali, zevcesine: “Ben zaten Resûlullah’ın niyeti ile ihrama girmiştim” dedi ve Hz. Peygamber aleyhissalâtu vesselâm’e uğradı. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “Sen ne yaptın ?” diye sordu. Hz. Ali:
“Resûlullah’ın niyeti ile niyetlendim” deyince Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm:
“Ben kurbanlık getirdim ve hacc-ı kırana niyet ettim” diye açıklamada bulundu ve Hz. Ali radıyallahu anh’ye şu emri verdi:
“Altmış yedi -veya altmış altı- deve kes. Develerden otuz üç -veya otuz dört- tanesini kendin için ayır ve develerden her birinden bir parça da benim için ayır.”
Ebu Dâvud, Menâsik 24, (1797).

1293 – Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Zülhuleyfe’de geceledi. Sabah olunca devesine bindi. Devesi onu Beydâ’da havaya kaldırınca, Allah’a hamdetti, tesbih etti, tekbir getirdi, tahlil getirdi. Sonra hac ve umre için niyet edip telbiye getirdi. Halk da her ikisi için niyet edip telbiye getirdi. Mekke’ye gelince halka emretti, onlar da ihramdan çıktılar. Bu hal terviye gününe Zilhicce’nin 8’i kadar devam etti. Terviye günü hac için ihrama girip telbiye getirdiler. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm haccı îfa edince kendi eliyle ayakta olduğu halde, yedi deve kesti.”
Ebu Dâvud, Menâsik 24,(1796); Nesâî, Hacc 143, (5, 225).

1294 – Bilal İbnu’l-Hâris radıyallahu anh’in yaptığı bir rivayette şu ibare mevcuttur: “Ey Allah’ın Resûlü, hac için yapılan niyet’i umreye çevirmek sadece bize mi hastır, yoksa bizden sonrakiler için de câiz olacak mıdır?” diye sordum. Bana şu cevabı verdi:
“Bu sadece size hastır. Sizden sonraki Müslümanlara câiz değildir.”
Ebu Dâvud, Menâsik 25, (1808); Nesâî, Hacc 77, (5,179).
Nesâî, Bilâl İbnu’l-Hâris’ten sadece (sadedinde olduğumuz) feshu’l-hacc hadisini tahric etmiştir. Feshu’l-hacc: Kişinin önce hacca niyet etmesi, fakat sonradan bunu umreye çevirmesi, umre yapınca ihramdan çıkması, tekrar hac için ihrama girmesidir.

1295 – İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ demiştir ki: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm umre için, ashabı da hac için ihrama girdi.”
Ebu Dâvud, Menâsik 24, (1804); Müslim,Hacc 196, (1239); Nesâî, Hacc 77, (5,178).

1296 – İkrime İbnu Halid el-Mahzümî diyor ki: “İbnu Ömer radıyallahu anh’e hacdan önce yapılan umre hakkında caiz mi, değil mi diye sordum. Bana: “Yapmakta bir beis yok. Bizzat Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm hacdan önce umre yapmıştı” cevabını verdi.
Buharî, Umre 2.

1297 – Yine Buharî’nin, İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ’tan kaydettiği bir rivayette şöyle denir: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, insanlara haccın İslâm’a uygun olan âdâbını öğretmesi ve Resûlullah adına tebligatta bulunması için Hz. Ebu Bekir’i hac emîri olarak gönderdi. Hac kafilesi Arafat’a Zülmecaz cihetinden vasıl olunca Kâbe’ye yaklaşmadı, fakat Zülmecaz’a doğru yöneldi. Böyle yapışı, hacca umre ile niyet etmemiş olmasından ileri geliyordu.”

1298 – İbnu’l-Müseyyeb anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın ashabından bir adam, Hz. Ömer radıyallahu anh’e gelerek, huzurunda, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın ölmüş bulunduğu hastalığı sırasında, hacdan önce yapılan umreyi yasaklarken Resûlullah’ı işittiğine dair şehâdette bulundu.”
Ebu Dâvud, Menâsik 23, (1793.).

1299 – İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ve ashabı radıyallahu anhüm Mekke’ye, Yesrib hummasından bitkin düşmüş bir halde geldiler. Müşrikler şehirde menfi bir dedikodu yaparak: “Yarın buraya humma hastalığından dermanı kesilmiş ve ondan çok ızdırab çekmiş bir kavim gelecek” dediler ve Müslümanlar’ın seyrine bakmak için Hicr’in arkasına oturdular. Onların hainliğinden vahyen haberdar olan Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, celâdetlerini müşriklere göstermeleri için, Müslümanlar’a tavafın ilk üç şavtında remel yapmalarını, iki köşe arasında da adi yürüyüşle yürümelerini emretti.
Bu hali gören müşrikler: “Bunlar mı hummanın bitkin düşürdüğünü zannettiğiniz insanlar, bunlar falan ve falandan daha sağlammış” dediler.
İbnu Abbâs radıyallahu anh der ki: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ı ashabına radıyallahu anhüm bütün şavtlarda remel yapmalarını emretmekten alıkoyan şey onlara duyduğu merhametti.”
(Buharî,Hacc 55, Megâzî 43; Müslim, Hacc 240, (1266); Tirmizî, Hacc 39, (863); Ebu Dâvud,Menâsik 51, (1886,1889); Nesâî,Hacc 155, (5, 230).
Buharî, bu rivayette şu ziyadeyi kaydeder: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm sulh antlaşması yaptığı sene umre için gelince müşriklere kuvvetlerini göstermeleri için “hızlı yürüyün!” diye emretti. Müşrikler bu sırada Kuaykıân dağı tarafına oturmuş seyrediyorlardı.”

1300 – Bir diğer rivayette İbnu Abbas şöyle demiştir: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Beytullah’ın etrafında, Safâ ile Merve arasında, müşriklere kuvvetini göstermek için sa’y etti.”

1301 – Ebu Dâvud’un bir diğer rivayetinde şöyle denir: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ızdıbâ yaptı, istilâmda bulundu, tekbir getirdi, sonra üç tavafta remel yaptı. Müslümanlar Rükn-i Yemânî’ye varınca Kureyş’in nazarından gizleniyor, gizlenince de normal yürüyüşe geçiyor, sonra tekrar karşılarına çıkınca bu sefer yeniden remele geçiyorlardı. Onları böyle remel yaparken canlı ve kıvrak gören Kureyş: “Bunlar ceylanlar gibiymiş” diyorlardı.
İbnu Abbâs: “Remel sünnettir” demiştir.
Ebu Dâvud, Menâsik 51, (1889).

1302 – Ebu’t-Tufeyl radıyallahu anh anlatıyor: “İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ dedim ki:
“Kâbe’nin etrafında tavaf yaparken ilk üç şavtında remel, son dört şavtında da normal yürüme yapmak sünnet midir, değil midir? Senin kavmin buna sünnet diyorlar?”
İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ bana şu cevabı verdi:
“Hem doğru söylemişler, hem de kizb etmişler.”
“Yani hem doğru söylemişler, hem de kizb etmişler demekle neyi kastediyorsun?” diye açıklama istedim.
Anlattı:
“Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Mekke’ye (umretü’l-kaza için) gelmişti. Müşrikler: “Muhammed ve ashabı zayıflıktan Kâbe’yi tavaf edemez” dediler. Müşrikler onu kıskanıyorlardı. Bunun üzerine Hz. Peygamber aleyhissalâtu vesselâm ashabına üç şavtta remel yaparak, dört şavtta da normal şekilde yürümelerini emretti.”
Ben tekrar, İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ’a:
“Bana Safâ ile Merve arasındaki tavafı binerek yapmanın sünnet olup olmadığını haber ver. Zîra senin kavmin bunun sünnet olduğunu söylüyorlar!” dedim. Bana şu cevabı verdi: “Hem doğru söylemişler, hem de kizb etmişler.”
“Hem doğru söylemeleri, hem de kizb etmeleri ne demektir?” diye ben tekrar sorunca açıkladı:
“Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Mekke’ye umre için geldiği zaman Mekkeli ahali etrafını çokça sarmış: “İşte Muhammed! İşte Muhammed!” diye sıkıntı veriyorlardı. Hatta genç kızlar bile evlerden çıkmışlardı. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın huzurunda yol açmak için halka vurulmazdı. Halk başına üşüşünce, bu sebeple o da hayvana bindi. Aslında sa’yi yayan yapmak binerek yapmaktan efdaldir.”
Müslim, Hacc 237, (1264); Ebü Dâvud, Menâsik 51, (1885).
Ebu Dâvud’un rivayetinde İbnu Abbas (radıyallahu anhümâ) -Müslim’deki rivayete ziyade olarak- şunu söyler: “Hudeybiye müzakereleri sırasında Kureyşliler: “Muhammed’i ve arkadaşlarını bırakın, böcekler gibi ölsünler” dediler. Müteakip sene umre yapmak şartı üzerine sulh antlaşması yapılınca, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Mekke’ye geldi.Müşrikler de Kuaykıân tepesi yönünden geldiler. Aleyhissalâtu vesselâm Efendimiz ashabına: “Beytullah’ı üç şavtta remel yaparak tavaf edin”dedi. Bu (bütün ümmete şâmil) bir sünnet değildir.
Safâ ile Merve arasındaki sa’y ile ilgili olarak (Ebu Dâvud’da gelen açıklama, (yukarıda kaydedilen) Müslim rivayetindekinin aynıdır.)
Ancak Ebu Davud’da şu ziyâde dahi yer alır: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), halk, sözlerini daha iyi işitsin, yerini daha iyi görsün ve elleri ona ulaşmasın diye bir deveye bindi.”

1303 – İbnu Ömer radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ı, yedi şavttan üçünü hızlıca yaptığı ilk tavafta, Hacer-i Esved’e istilâm buyururken gördüm.”
Buharî,Hacc 56; Müslim,Hacc 232, (1261); Muvatta, Hacc 108, (1,365); Ebu Dâvud, Menâsik 51, (1891) 52, (1893); Nesâî,Hacc 152, (5, 229),153, (5,230).
Bir rivayette şöyle demiştir: “Safâ ile Merve arasında sa’y ederken sel çukurunda koşuyordu.”
Buhârî ve Müslim’in bir rivayetinde şöyle demiştir: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Haceru’l-Esved’den Haceru’l-Esved’e üç tur remel yaptı, dört tur da yürüdü, sonra iki rekât namaz kıldı, yani tavaftan sonra. Sonra da, hem hacda hem de umrede Safâ ile Merve arasında tavaf yaptı.”

1304 – Hz. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Mekke’ye geldi. Doğru Mescid-i Haram’a girdi ve Haceru’l-Esved’i istilâm buyurdu. Sonra sağ kolu üzerinde ilerleyerek üç tur remel yaptı, dört tur da yürüdü. Sonra Makam-ı İbrahim’e geldi ve “Siz de İbrahim’in makamından bir namazgâh edinin…” (Bakara 125) âyetini okudu. Ardından makam, Beytullah’la kendi arasında olacak şekilde iki rek’at namaz kıldı. Bu namazı bitirince tekrar Haceru’l-Esved’e geldi ve istilâmda bulundu.
Sonra Safâ ve Merve’ye gitti. Zannedersem orada:
“Şüphe yok ki Safâ ve Merve Allah’ın şeâirindendir” (Bakara 158) âyetini okudu.”
Müslim, Hacc 147, (1218), 235 (1263); Muvatta, Hacc 107, (4, 364); Tirmizî, Hacc 33, (856), 34, (857); Nesâî, Hacc 149, (5, 228);İbnu Mâce, Menâsik 29, (2951).

1305 – İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ve ashabı radıyallahu anhüm Ciirrâne’den umre yaptılar. Bu umrede Beytullah’ı remel yaparak tavaf ettiler. Bu tavafta ridalarının bir ucunu sağ koltuklarının altına koymuşlar, diğer ucunu da sol omuzlarının üzerine atarak ızdıba yapmışlardı.”
Ebu Dâvud, Menâsik 50, (1884), 50, (1891).

1306 – Urve radıyallahu anh anlatıyor: “Abdullah İbnu’z-Zübeyr, umre maksadıyla Ten’îm’de ihrama girdi. Sonra ben onu Beytullah’ın etrafında, üç şavtta koşar gördüm.”
Muvatta, Hacc 34, (1, 365).

1307 – İbnu Ömer radıyallahu anhümâ’den Nâfi’nin anlattığına göre, İbnu Ömer radıyallahu anhümâ Mekke’de ihrama girdiği zaman ne Beytullah’ı tavaf eder, ne de Safâ ve Merve arasında sa’yde bulunurdu. Bunları Mina dönüşü yapardı. Mekke’de ihrama girdiği zaman Beytullah’ı tavaf edecek olsa remel yapmazdı.”
Muvatta, Hacc 34, (1, 365).

1308 – İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, ifaza tavafının yedi şavtında da remelde bulunmamıştır.”
Ebu Dâvud, Menâsik 83, (2001).

1309 – Eslem mevlâ Ömer İbnu’l-Hattâb anlatıyor: “Ömer İbnu’l Hattâb radıyallahu anh’ı dinledim, diyordu ki: “Bugün Allah, İslâm’ı hâkim ve güçlü kılmış, küfrü ve kâfirleri de bertaraf etmiş olduğuna göre remel yapmanın ve omuzu açmanın (ızdıba) ne gereği var. Ancak bununla beraber, bizler, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’la birlikte yapmış olduğumuz şeylerden hiçbirini bırakmayız.”
Ebu Dâvud, Menâsik 51, (1887).

1310 – Ya’la İbnu Ümeyye radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bir bürde ile ızdıba yapmış olarak tavaf etti.”
(Ebu Dâvud, Menâsik 50, (1983); Tirmizî, Hacc 36, (859).
Hadisin Ebü Davud’daki vechinde “yeşil bir bürde” denir.
Abdurrahman İbnu Safvan radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ı, ashabı ile birlikte Kâbe’den çıkarken gördüm. Beytullah’ı, kapısından Hatim’e kadar istilâm ettiler ve Beytullah’ın üzerine yanaklarını koydular. Bu sırada Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ortalarında idi.”
Ebu Dâvud, Menâsik 55, (1898).

1311 – Âbis İbnu Rebîa rahimehullah anlatıyor: “Ben Hz. Ömer radıyallahu anh’i Haceru’l-Esved’i öperken gördüm. Onu hem öptü, hem de: “Biliyorum ki sen bir taşsın, ne bir faydan ne de zararın vardır. Ben Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ı seni öper görmeseydim, seni asla öpmezdim” dedi.
Buharî, Hacc 50, 57, 60; Müslim Hacc, 248, 120; Muvatta, Hacc 36, (1367); Tirmizî, Hacc 37, (860); Ebu Dâvud, Menâsik 47, (1873); Nesâî, Hacc 147, (5, 227); İbnu Mâce, Menâsik, 27, (2943).

1312 – İbnu Ömer radıyallahu anhümâ şöyle demiştir: “Ben Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ı Kâbe’den sadece iki rüknü öperken gördüm, bunlar da iki rükn-i Yemânî’dir.
Buhari, Hacc 59; Müslim, Hacc 242, (1267); Ebu Dâvud, Menâsik 48, (1874); Nesâî, Hacc 156, (5, 231-232).

0 Yorum

Düşünceleriniz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

©2021 MAGGOG MEDYA | Tüm hakları DMCA tarafından korunmaktadır.

İLETİŞİM

Şikayet, öneri, teklif ve sorularınızı buradan iletebilirsiniz.

Sending
veya

Log in with your credentials

veya    

Bilgilerinizi unuttunuz mu?

veya

Create Account